Trump, bir kez daha İran’ı tehdit etti: Alt yapıları yok ederiz!

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı ateşkesi ihlal etmekle suçluyor ve İran'ın yeni altyapılarını yok etmekle tehdit etti.

Donald Trump, Truth Social’da paylaştığı mesajında “İran dün Hürmüz Boğazı’nda ateş açmaya karar verdi - bu, ateşkes anlaşmamızın tam bir ihlali!” dedi. 

Bu ihlallerin çoğunun bir Fransız gemisine ve bir Birleşik Krallık kargo gemisine yönelik olduğunu savunan Trump, “Hiç de hoş bir davranış değildi, değil mi? Temsilcilerim Pakistan'ın İslamabad kentine gidiyor — yarın akşam müzakereler için orada olacaklar” diye ekledi. 

İran kısa süre önce boğazı kapatacağını duyurdu ve bunun “tuhaf” olduğunu belirten Trump, “Çünkü bizim abluka, boğazı zaten kapatmıştı. Onlar farkında olmadan bize yardım ediyorlar ve boğazın kapalı kalmasıyla kaybeden de onlar, günde 500 milyon dolar! ABD hiçbir şey kaybetmiyor” ifadelerini kullandı. 

Trump, “Aslında, şu anda birçok gemi, her zamanki gibi ‘sert’ görünmek isteyen Devrim Muhafızları'nın ikramı olarak yük almak üzere ABD'ye, Teksas'a, Louisiana'ya ve Alaska'ya doğru yol alıyor!” iddiasında bulundu. 

ABD Başkanı devamla şu ifadeleri kullandı: “Çok adil ve makul bir ANLAŞMA öneriyoruz ve umarım bunu kabul ederler, çünkü kabul etmezlerse, ABD İran'daki her elektrik santralini ve her köprüyü yerle bir edecektir. 

Hızla ve kolayca boyun eğecekler ve eğer ANLAŞMAYI kabul etmezlerse, yapılması gerekeni yapmak benim için bir onur olacaktır; bu, 47 yıldır diğer başkanlar tarafından İran'a yapılması gereken şeydi. İRAN'IN ÖLDÜRME MAKİNESİNİN SONA ERMESİNİN ZAMANI GELDİ!”

İRAN: ATEŞKESİ İHLAL EDEN ABD

İran ise ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek sert tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Bakeyi, söz konusu uygulamanın “yalnızca ateşkes ihlali değil, aynı zamanda yasa dışı ve suç teşkil eden bir eylem” olduğunu ifade etti.

Bakeyi, sanal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ablukanın İran halkına yönelik “kolektif cezalandırma” anlamına geldiğini belirterek bunun “savaş suçu ve insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.