Yemen’de İran’a yakın Husiler, ABD ve İsrail ile yaşanan gerilim bağlamında yeni bir deniz yolu tehdidinde bulundu.
Belçikalı HLN (Het Laatste Nieuws) gazetesinde yer alan bir habere göre Husiler, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Bab el-Mendeb Boğazı’nı ABD ve İsrail limanlarına giden gemilere kapatabileceklerini açıkladı.
Yemen, Cibuti ve Eritre arasında yer alan boğaz yalnızca yaklaşık 26 kilometre genişliğinde olmasına rağmen küresel ticaret için kritik bir geçiş noktası olarak görülüyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 12’si bu güzergâhtan geçiyor ve Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin önemli bir bölümü bu hat üzerinden gerçekleşiyor.
İKİNCİ KRİZ İHTİMALİ
Tehdit, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından geldi. ABD Başkanı Donald Trump, boğazın yeniden açılması için NATO müttefiklerinden destek isterken, Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri askeri müdahaleye mesafeli yaklaşıyor.
Bu süreçte Husilerin Bab el-Mendeb’i de hedef alması, küresel deniz ticaretinde ikinci bir büyük kriz ihtimalini gündeme getirdi.
DENİZ TAŞIMACILIĞI ŞİMDİDEN ETKİLENİYOR
Boğaz henüz kapanmamış olsa da tehdidin deniz taşımacılığı üzerinde etkileri görülmeye başladı.
Bazı büyük konteyner şirketleri güvenlik gerekçesiyle bölgeden geçmemeyi tercih ediyor. Ticari gemilerin bu rotayı kullanamaması durumunda Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu üzerinden dolaşmaları gerekecek. Bu durum ise nakliye sürelerinin uzamasına, maliyetlerin artmasına ve petrol ile tüketim ürünlerinin fiyatlarının yükselmesine yol açabilir.
1973 KRİZİNİ AŞABİLİR
Enerji uzmanları, Hürmüz Boğazı’ndaki krizle birlikte Bab el-Mendeb’in de kapanması halinde küresel petrol piyasasında çok ciddi bir şok yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Uzman Arta Moeini, Bab el-Mandeb Boğazı'nın da Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasına eklenmesi durumunda, “1973'teki ilk petrol krizi”nin bunun yanında neredeyse önemsiz kalacağı uyarısında bulundu.
1973’teki krizde petrol fiyatları yaklaşık 4 kat artarak varili 11,65 dolara fırlamıştı. Bu durum, Batılı ekonomilerde derin durgunluk, yüksek enflasyon ve yakıt kıtlığına yol açmıştı.