Önder Çakar: Kobanê yeniden kuşatma altında

Rojava Film Komünü’nde ders veren senarist Önder Çakar, HTŞ saldırıları sürerken Rojava’da özellikle Kobanê’nin kuşatma altında olduğunu ve sivil halkın ciddi risk altında bulunduğunu belirterek, kentte elektrik, su ve iletişimin kesildiğini söyledi.

ÖNDER ÇAKAR

Tür devleti, DAİŞ ve HTŞ çetelerinin Rojava’ya yönelik saldırıları devam ederken, Kürt yerleşim bölgelerinde güvenlik kaygıları artıyor. Çatışmaların yoğunlaştığı alanlardan biri olan Kobanê’de elektrik, su ve internetin kesilmesiyle yaşam koşulları gittikçe zorlaşıyor.

Bu süreçte bölgeden izlenimlerini paylaşan senarist Önder Çakar, yaşananların yalnızca askeri bir tabloyla sınırlı olmadığını, doğrudan sivil halkın can güvenliğini hedef alan bir kuşatma sürecinin yaşandığını ifade etti. 2014 yılında Kobanê kuşatması sırasında da kentte bulunan Çakar, bugün benzer bir askeri baskının yeniden oluştuğunu ancak halkın moralinin, örgütlülüğünün ve direniş bilincinin geçmiş yıllara kıyasla daha güçlü olduğunu belirtti.

Önder Çakar’a göre bugün Kobanê’deki temel endişe, sivillerin güvenliği ve kentin tüm yönleriyle kapatılması. Çakar, yaşananların yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığına; Rojava’daki toplumsal yapıyı ve halkların birlikte yaşam deneyimini hedef alan daha geniş bir sürecin parçası olduğuna dikkat çekti.

‘KOBANÊ BUGÜN DÖRT BİR YANDAN KAPALI’

Çakar, altyapı hatlarının kesilmesinin temel yaşam koşullarını doğrudan etkilediğini belirtti. Ayrıca 2014 yılıyla bugünü karşılaştıran Çakar, o dönemde yaşanan korku ikliminin bugün yerini örgütlü bir direniş bilincine bıraktığını ifade etti:

“Kobane’de elektrik yok, su yok, internet yok. Bunlar kesildiğinde yeme içme dahil bütün hayat aksıyor. Ancak halkımız bu koşullara dayanabilecek bir metanete sahip. 2014’te Kobanê Savaşı sırasında da buradaydım. Aradan 12 yıl geçti. Bugün halkın moral ve motivasyonu o dönemden çok daha güçlü. O yıllarda Şengal’de yaşanan büyük katliamlar, DAİŞ’in yayımladığı infaz ve tecavüz görüntüleri halk üzerinde derin bir korku yaratmıştı. Bugün aynı psikoloji yok. Son on yılda ciddi bir örgütlenme süreci yaşandı. Halk gönüllüydü, hâlâ da gönüllü. Bugün korkudan çok, birikmiş bir öfke ve direnme kararlılığı var.”

Çakar, 2014’te Kobanê’nin arka hattının Türkiye sınırı olduğunu, siviller için görece bir çıkış imkanı bulunduğunu hatırlattı: “O dönem Kobanê’nin arkası Bakur’du, Suruç hattıydı. Sınır nöbetleri tutuluyordu. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar sınıra gelmişti. Sınır kapıları açılmış, çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olan binlerce kişi Suruç’a geçmişti. Orada büyük mülteci kampları kurulmuştu. Bugün böyle bir durum yok. Kobanê’nin dört tarafı kapalı.”

‘KARŞIMIZDA SAVAŞ HUKUKUNA UYAN BİR GÜÇ YOK’

HTŞ’nin savaş hukukuna uymadığını vurgulayan Önder Çakar, bölgede yaşananların klasik bir savaş olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Bu şiddetin ideolojik bir arka planı olduğunu belirten Çakar, şu ifadeleri kullandı:

“Karşımızda düzenli bir ordu ya da savaş hukukuna uyan bir yapı yok. Uluslararası normları tanıyan bir düşmandan söz etmiyoruz. İnternette de görüldüğü gibi büyük katliamlar yapıyorlar. Son derece acımasızlar. Özellikle kadınlara ve kadın savaşçılara karşı özel bir şiddet uygulanıyor.

Bu yapı, erkek egemen bir ideolojiden besleniyor. Dinci faşizm tam olarak budur. Kadınlardan intikam almayı hedefliyorlar. Yaş sınırı gözetmeden çocukları da katlediyorlar. Endişemiz, doğrudan sivil halkın can güvenliğiyle ilgilidir.”

Çakar, olası bir saldırının sonuçlarınınsa ağır olabileceğine işaret ederek “Sonucun nereye evrileceğini kimse bilmiyor. Biz oradaki genç neslin, halkın öz savunmasına güveniyoruz. Dünya devletlerinin gelip Kobanê’yi kurtaracağı beklentisini çoktan geride bıraktık. Son 10-15 yılda Ortadoğu’da yaşananlar bunun mümkün olmadığını gösterdi” dedi.

‘GERİ ÇEKİLME KÜRT BÖLGELERİNİ KORUMAK İÇİNDİ’

Arap bölgelerinden çekilmenin askeri bir zorunluluktan kaynaklandığını belirten Önder Çakar, bunun stratejik bir tercih olduğunu söyledi. Ayrıca yaşananların daha geniş bir planın parçası olduğunu savunan Çakar, şu değerlendirmede bulundu:

“Rojava birkaç tane Hollanda’yı içine alabilecek büyüklükte bir coğrafya. Raqqa‑Tapqa ve Deyrizor gibi alanlardan çekilmek zorunda kalındı. Ancak bugün Kürdî bölgelerde en büyük risk altında olan yer Kobanê’dir. Kobanê’de çok büyük bir sivil halk yaşıyor. Şu anda elektrik, su ve internet hatları kesilmiş durumda. Haberleşme olanaklarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bu da doğrudan günlük yaşamı etkiliyor. Ama öte yandan, DAİŞ tutuklularının tutulduğu cezaevlerinde arkadaşlarımız hâlâ direniyor. Hiçbir güç içeri girebilmiş değil.

Bu süreç, 1999’daki uluslararası komplonun devamı niteliğinde. Çok uluslu devletlerin suç ortaklığıyla yürüyen büyük bir plan var. Amaç, Özgürlük Hareketi’ne boyun eğdirmek ve Rojava’daki alternatif sistemi ortadan kaldırmak. Çünkü buradaki komünal yapı, devletsiz yaşam denemesi, bütün dünyada bir umut yarattı.”

‘KÜRT‑ARAP BİRLİKTELİĞİ ÖZELLİKLE HEDEF ALINIYOR’

Rojava’da kurulan halklar arası ilişkinin bilinçli bir biçimde hedef alındığını söyleyen Çakar, Türkiye’nin birçok kentinde ve Avrupa’da düzenlenen dayanışma eylemlerinin cephe hattında büyük bir moral etkisi yarattığını ifade etti:

“Kürt‑Arap dostluğu dünya emperyalizmini ciddi biçimde korkuttu. Bu nedenle Türk‑Arap ya da Kürt‑Arap çatışmasını körüklemek istiyorlar. Halkların kardeşliği fikrinden vazgeçmemiz hedefleniyor. Biz niye direndiğimizin çok farkındayız. Bu duygusal bir refleks değil, bilinçli bir duruştur.

Cephe gerisi çok önemlidir. Sokaklara çıkan halkımızın varlığı burada direnen insanlar için büyük bir güçtür. Bu sahiplenme direnişin sürekliliğini belirliyor.”

‘ÖZGÜRLÜK OLMADAN SANATIN ANLAMI YOK’

Rojava’daki kültür ve sanat yaşamının da saldırılardan doğrudan etkilendiğini belirten Önder Çakar, bölgede çok sayıda sanat komünü bulunduğunu aktardı. Dünyadaki sanatçılara da çağrıda bulunan Çakar, yaşananların küresel bir tehdit oluşturduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Burada müzik toplulukları, tiyatro grupları, film komünü var. Ben Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sinema bölümünde ders veriyorum. Öğrencilerimiz ve sanatçılarımız öz savunmaya hazır; çünkü özgür olmadan sanat yapmanın da bir anlamı yok.

Bu cihatçı yapı yalnızca Ortadoğu’yu değil, tüm dünyayı tehdit ediyor. Paris’te Charlie Hebdo saldırısında bunun ne anlama geldiğini gördük. Bu nedenle sanatçıların bu insanlık dışı vahşete karşı daha açık, daha güçlü ve daha cesur bir tutum alması gerekiyor.”

‘HASTANELER DAHİ HEDEF ALINIYOR’

Önder Çakar, iki gün önce Qamişlo’daki Hevîya Sor Hastanesi’nin Türk devleti SİHA’ları tarafından bombalandığını hatırlattı ve uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Burası askeri bir alan değil; gazilere protez yapılan, sivillere hizmet veren bir hastane. Birleşmiş Milletler gözlemcileri de bunu biliyor. Buna rağmen hedef alındı. Bu durum yaşananların ulaştığı boyutu açıkça ortaya koyuyor.

Bugüne kadar bize destek veren tüm dünya halklarına, başta Kürt halkı olmak üzere herkese Rojava adına teşekkür ediyoruz. Bu dayanışma bizim için hayati önemdedir.”

Önder Çakar kimdir?

Takva, Gemide ve Laleli’de Bir Azize filmlerinin senaristi olan Önder Çakar, Rojava Film Komünü’nde ders veriyor ve uzun süredir bu bölgede kültür-sanat çalışmaları yürütüyor.