Şilan Eminoğlu: Rojava’da kadınlar öncü, direniş evrensel

Şilan Eminoğlu, Rojava devrimi, kadınların öncülüğünde yürütülen demokratik ve özgürlükçü bir mücadeleye dönüştüğünü belirterek, DAİŞ’in saldırılarına karşı hem kendi kazanımlarını hem de halkın onurunu koruduğunu vurguladı.

ŞİLAN EMİNOĞLU

Avrupa Kürt Kadınlar İnisiyatifi Üyesi Şilan Eminoğlu, Rojava’da kadınlar, devrimin kazanımlarını ve özgür yaşam modellini savunmak için hem sahada hem de toplumsal alanda direndiklerini belirterek, DAİŞ ve zihniyetinin türevi olan çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarının aynı zamanda kadın iradesine ve özgür yaşam paradigmasına yönelik bir saldırı olarak değerlendirdi.Şilan Eminoğlu, Rojava’da saldırılar ve kadınların öncülüğünde gelişen direniş ve mücadeleyi ANF’ye değerlendirdi.

Şilan Eminoğlu, Rojava devrimini bir kadın devrimi olduğunu hatırlatarak, “Rojava’da devrim içinde devrim gelişti. İnsanlık düşmanı DAİŞ’e karşı yürütülen bu savaşta kadınlar en ön cephede savaşarak insanlık onurunu kurtardı. Renk, dil ve din ayrımı yapmaksızın halkların eşit ve güven içinde özgürce yaşaması için binlerce şehit verdik. Dünyanın onurunu kurtardık. Dün koalisyon güçleri Kürtlerin yanında duruyor görünürken bu gün dümen çevirip yaşananları görmemezlikten geliyor. DAİŞ artıklarını saraylarda ağırlıyor ve Kürtlere karşı onur borçlarını unutuyorlar. Erkek egemen militarist güçlerin bu iradeden ne korktuğunu bir kez daha iyi anlıyoruz” dedi.

Toplumların tarihinde ve yaşamda kadın toplumsal yaşamı sağlamada öncüdür” diyen Şilan Eminoğlu, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “ Adil ve estetik bir toplumsallık kadın eksenlidir, kadın toplumsallıktır. Kadın etrafında örülen toplumda gönüllük esastır, zorun şiddetin yeri yoktur. Bilinçlenen kadın, bilinçlenmiş toplum demektir. Direnen kadın, direnen toplum demektir. Özgürleşen kadın, özgürleşen toplumdur. Bunun korkusuyla eril zihniyet ve hegemon güçler tüm geçleriyle saldırıyor, kadın kırımı geliştiriyor. Bu sadece sahadaki bir savaş değil, aynı zamanda psikolojik ve ideolojik bir savaştır. Burada kadın iradesine saldırırken DAİŞ zihniyeti aynı zamanda tüm dünya kadınlarına da mesaj veriyor. Rojava’daki yapı, kadınların siyaseti, yerel yönetim ve toplumsal karar alma mekanizmalarında kurumsal bir yer edindiği bir sistem ortaya koydu. Eşit temsiliyete dayalı yönetim anlayışı ve kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, uzun süredir hakim olan ataerkil ve merkezci düzenlere alternatif bir örnek sundu. Bu nedenle hedef alınan şey yalnızla belirli bir aktör veya askeri yapı değil, iktidarın nasıl paylaşılacağına dair farklı bir yaklaşımın kendisidir. “

Şilan Eminoğlu, DAİŞ’in 2014’te Şengal’de soykırım gerçekleştirdiğini hatırlatarak, “ Kürt Ezidi kızları ve kadınları kafeslerde, Musul pazarlarında satıldı. Kadının saç telinden korkan bu zihniyet, ölülerimizden, mezar taşlarımızdan, kemiklerimizden de korkuyor. Her türlü barbarlığı yapabiliyorlar. İnsanlıktan çıkmış bir zihniyet, halkların kaderini kendi çıkar ilişkilerine kurban ediyorlar. Uluslararası hegemon güçler, başta Türk devleti ve hükümeti, tüccar mantığıyla yaklaşıyor, Kürt coğrafyasını talan ediyor. Afrin ve Serekaniye’de demografyayı değiştiriyor. Yani bir halkın, bir ulusun hafızasına format atıyorlar, yakıp yıktıkları yerlerden nemalanmaya çalışıyorlar. İlgili aktör devletler maalesef onlarda tüccar mantığıyla yaklaşıyorlar Kurdistan’a. Bunda ahlak aramak saflık olur, savaş ya da barış çıkar ilişkileriyle yürütülüyor. ‘Al gülüm ver gülüm’ anlayışı ile coğrafya yönetiliyor. Bugün oradaki aktör devletlerin eliyle Rojava’da bir soykırım uygulanıyor. Kürt bölgeleri çete ve çete destekçileriyle birlikte işgal ediliyor. Rojava kadın devrimi 15. yılına girerken, bu soykırım karşısında Kürtler kendi kanlarıyla yarattıkları kazanımlarına sahip çıkacak” değerlendirmesinde bulundu.