Rojava'da farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin özgürce bir arada yaşadığı Demokratik Özerk Yönetim, Şam iktidarına bağlı HTŞ, DAİŞ ve Türk devletinin çetelerine karşı kararlı bir direniş sergiliyor. İşgal saldırılarını püskürtmek için binlerce kilometre öteden Rojava'ya gelen enternasyonalistler, Rojava Devrimi’ni bir ‘umut devrimi’ olarak görüyor.
2019'dan bu yana Rojava Devrimi içinde yer alan Alman enternasyonalist Raman Bilal, devrimin küresel anlamını ve yarattığı etkiyi ANF’ye anlattı.
Rojava Devrimi'ni bir 'umut devrimi' olarak tanımladığını belirten Raman Bilal, şunları söyledi: “Rojava, gerçekten bir umut sembolü haline geldi. Tarihe baktığımızda, hegemonik sisteme karşı pek çok devrim ve serhildan yaşandı. Rojava, bu mücadelelerin 21. yüzyıldaki devamı niteliğinde.
Yirminci yüzyılda bu öncülüğü Sovyetler Birliği üstlenmişti. Gücü sayesinde NATO sistemine karşı durabiliyor ve diğer halklara umut veriyordu. Birçok hareket, sosyalist ve komünist kimliğini Sovyetler'e dayandırıyordu. Sovyetler'in yıkılmasıyla bu umut da çöktü. Avrupa'da otuz yıl boyunca yaşadığım süreçte, bu çöküşün halklar ve devrimci hareketler üzerindeki yıkıcı etkisini yakından gözlemledim. Artık sisteme karşı duracak bir güç yoktu; kimse böyle bir gücün yeniden doğacağına da inanmıyordu.
Rojava Devrimi'nin ortaya çıkmasıyla birlikte ilgi yeniden oluştu. Kimsenin durduramadığı DAİŞ'in Kobanê'de yenilgiye uğratılması, küresel çapta büyük bir etki yarattı. Bu savaşta dışarıdan gelen enternasyonalistler de yer aldı, şehitler verildi. Bu etkiyle yüzlerce enternasyonalist Rojava'ya akın etti. Bugüne kadar elli iki farklı ülkeden enternasyonalist şehit düştü; bu, devrimin en büyük miraslarından biri.
Kobanê, Rojava'nın sembolü oldu. Rojava, burada gücünü kanıtladı. DAİŞ'i yenen düşünce, tüm Rojava'ya yayıldı. Yüzlerce kişi umutlarını yeniden buldu. Rojava Devrimi, sınırları aşan bir devrimdir; bugün Bakur ve Başurê Kurdistan'da nasıl yayıldığını görüyoruz. Seferberlik çağrısıyla Kürt gençler başta olmak üzere her yerden insanlar Rojava'ya akın etti ve burada birleşti. Kürdistan coğrafyası dışında da dünya çapında ayaklanmalar yaşandı.
Buraya gelenler sadece 'Kürt dostları' değil; enternasyonalistler, emek vererek kendilerini ait hissediyor ve hayallerine sahip çıkıyor. Bu seferberlik, hayalleri sahiplenmek demek. Rojava, devrimci güçlerin egemen sisteme karşı durabilecek gücün hâlâ var olduğunu gösterdi. Devrimci hareketler bu umudu korumak istiyor.
Şu an 'Dünya neden sessiz?' sorusu soruluyor. Devletler sessiz; çünkü kendi sistemlerini ve Kürt düşmanlığını temsil ediyorlar. Ancak halklar ve devrimciler sessiz kalmadı, kalmıyor. Ülke dışında seferberlik sürüyor; bu, 14 yıldır ayakta kalan Rojava Devrimi'nin doğrudan sonucudur.
Devrim kazanımları güvence altına alınmadığı sürece direniş ve serhildanlar durmamalı. Hiçbir engel karşısında geri adım atmadık, atmayacağız. Bu kazanımlar sadece Kürt haklarıyla sınırlı değil; binlerce yıllık demokratik ve devrimci mücadelelerin tarihini sürdürmektir. Biz, bu tarihin takipçileriyiz."