Kadın Savunma Birlikleri YPJ Komutanı Nesrîn Abdullah, Kobanê’deki son durumu değerlendirmek üzere uluslararası basın ve gazetecilerin katılımıyla Zoom üzerinden bir basın toplantısı düzenledi. Kobanê’den katılan Nesrîn Abdullah, Kobani ve Rojava’da artan saldırıları, insani durumun ağırlığını ve olası yeni müdahale risklerini değerlendirdi.
Nesrîn Abdullah, Rojava ve Kobani halkının ağır bir süreçten geçtiğine değinerek şunları söyledi:
“Ben Kobanê’deyim. Herkes biliyor, ağır bir süreçten geçiyoruz. Rojava ve Kürt halkı çok zor bir dönemden geçiyor. Suriye genelinde ağır bir süreç yaşanıyor. Bu saldırılar sadece Kürt halkına değil, tüm Suriye halkının demokrasi, adalet ve özgürlük hayallerine yöneliktir. Şimdi daha ağır bir durumla karşı karşıyayız. Rojava’da, Cizîr’de ve Kobanê’de çok ağır bir süreç yaşanıyor. Efrîn ve Serêkaniyê zaten Türkiye işgali altındadır ve oradaki durum daha da kötüdür. Bu süreçte Kürt halkı olarak siyasi, askeri ve vicdani saldırılar altındayız. Bu saldırılar, Suriye’deki ortak yaşam umudunu derinden etkilemiştir. 2011 yılından bu yana yürüttüğümüz mücadele, Suriye’de herkesin yaşayabileceği, demokrasinin tesis edildiği, tüm farklılıkların kimlikleriyle, inançlarıyla ve tarihleriyle barışık, onurlu bir yaşam içindi. Kirli bir siyaset yürütülüyor. Arkadaşlarımız her alanda halkımızı savunuyor.”
KOBANÊ’DE İNSANİ FELAKET YAŞANABİLİR
Kobanê üzerinden saldırıların yoğunlaştığını aktaran Nesrîn Abdullah, şunları söyledi:
“Kobanê küçük bir coğrafya. Coğrafya olarak Cizîr’den kopuktur. Bu nedenle buraya saldırıyorlar, hesaplarını bunun üzerinden kuruyorlar. Destek alamayan bu şehir, düşman tarafından fırsat olarak görülüp saldırıların hedefi hâline getiriliyor. Cephe şu an Sirrîn’dedir ve çatışmalar çok yoğundur. Sirrîn ile Kobanê arası 30 kilometrelik bir hattır. Bu hatta çok sayıda köy var. Halk, katliam korkusuyla köylerini terk ederek Kobanê merkeze sığındı. Bu yığılma ciddi insani sorunlara yol açacaktır.”
Çatışmaların yoğun şekilde devam ettiğini ve ateşkes kurallarına çete gruplarının uymadığını belirten Abdullah, şu bilgileri paylaştı:
“Cephedeki tablo şudur: Sanki bir fetih yapar gibi, ağır silahlarla, her türlü Türk silahı ve teknik desteğiyle ölümüne saldırıyorlar. Binlerce silahlı çete getirilmiş. DAİŞ’in başlangıcında onunla hareket eden bu gruplar, şimdi DAİŞ bayrakları ve amblemleriyle tekrar ortaya çıkıyor ve bize saldırıyorlar. Kendilerine ‘Suriyeliyiz’ diyenler, Suriye halkına ve Kürtlere saldırıyor. Kendi ülkelerinde kimi, neyi fethediyorlar? Her türlü kirli savaş taktiği ve ağır silahlarla saldırıyorlar. Amaçları soykırım ve katliamdır. Sadece askeri saldırı yok; suyu kestiler, elektriği kestiler. Kobanê’de tüm yolları kestiler. Gıda stokları tükeniyor. Kar yağışı bekleniyor. Köylerden gelen insanlar nerede, nasıl barınacak? Bu saldırılar altında dünya kamuoyu gerçekleri bilmelidir.”
KÜRT HALKINI VE DİĞER HALKLARI KATLİAMLA YÜZ YÜZE BIRAKIYORLAR
Suriye ve özellikle Kürt halkı üzerinden uluslararası bir komplo uygulandığını belirten Nesrîn Abdullah, şunları söyledi:
“Suriye’yi bitiriyorlar, Suriye gerçekliğini öldürüyorlar. Eğer Kürt halkı burada yenilirse, SDG yenilirse, Suriye bir daha asla Suriye olmaz. Kürt halkının mücadelesi başarılı olursa bu Suriye’nin kazancı olur. Bugün Suriyeliler de ne yazık ki geç de olsa bunu fark etmiş durumda. Kürt halkına yönelik katliamlar devam ederse, bu çeteler Suriye için büyük bir felaketin kapısını aralayacaktır. Bir DAİŞ devleti kurulmaktadır. Bugün yaşanan tüm saldırılar DAİŞ saldırılarıdır. Bunlar insanlığa yönelmiş saldırılardır. DAİŞ yöntemleri daha da sistematik hâle getirilmiş, sadece isimleri ‘Suriye Özgür Ordusu’ yapılmıştır. Öyleyse insan hakları, insan onuru ve vicdan nerededir? Görünen şudur: Modern bir DAİŞ yaratılmak isteniyor.”
“Biz 2014’te Kobani’de Suriye ve insanlığın özgürlüğü için direnişe başladık. Binlerce insan buraya sığındı. Büyük sıkıntılar içindeyken bile halkımız dışarıdan gelen tüm halklarla her şeyini paylaştı. Tüm Suriyelilere sahip çıktık. Sadece DAİŞ’i yenmedik, yeni bir yaşam kurduk. Bu yaşam herkesi kapsadı. Bugün bu barbarlığa karşı çıkan, bunu kabul etmeyen çok sayıda Arap halkı da vardır. Ancak bazı Arap aşiretleri bu saldırılara alet oldu, yönetimimize düşman oldular. Burada sadece Kürtler değil; Ermeniler, Çerkesler, Araplar ve Süryaniler de katliamla karşı karşıyadır. Büyük bir saldırı altındadırlar.”
SİVİL KATLİAMLARI ÖNLEMEK İÇİN BEDELLER ÖDEDİK
“İnsan olarak saldırı görüntülerine baktığımızda inanmakta zorlanıyoruz. Kadın savaşçılarımızın başlarını kesiyorlar. Bu nasıl bir insanlıktır? Bir kadın savaşçının saç örgüsünü kesip bunu başarı diye sunmak nasıl bir başarı olabilir? Bu barbarlığı nasıl tanımlayabiliriz? Biz katliamlar olmasın diye birçok yerden çekildik. Siviller katledilmesin diye birçok yerde geri çekildik. Arkadaşlarımız siviller katledilmesin diye esir düştü. Biz onlar gibi değiliz. Fedai bir güç olarak karşı koyabilirdik ama büyük katliamlar yaşanırdı. Çünkü bizim gücümüz sivillere saldırmaz, onları korur.”
HALKIMIZ DİRENME KARARI ALMIŞTIR
“Ancak bugün Kobani halkımızla birlikte burası kırmızı çizgimizdir. Burayı savunuyoruz ve asla taviz vermeyeceğiz. Bazı devletler bu barbarlığı övüyor ve kışkırtıyor. Neyi savunduklarını sormak gerekiyor: Katliamı mı, barbarlığı mı? Coğrafya insanca ve vicdanla yönetilmedikten sonra ne anlamı vardır? Bugün burada ahlaksızca saldırılar yürütülüyor. Kadın savaşçılarımız esir alınmış, videolarla pazarlanıyor. Bundan daha büyük bir ahlaksızlık olabilir mi? Biz bu zihniyete karşı insanlığı savunuyoruz. Şunu net söylüyoruz: Namus saçımızda ya da örgümüzde değil; aklımızda, vicdanımızda ve direnişimizdedir. Direnişimiz onur direnişidir.”
“Bugün Kürt halkının onuru ve doğal hakları üzerinden pazarlıklar yapılıyor. Biz bu pazarlıkların hiçbirinde yokuz. Bize ‘teslim olun’ diyorlar. Kime teslim olacağız? Kendi katilimize mi? Ateşkes ilan edildi ama bu çeteler uymuyor. Kobani hâlâ ağır saldırı altındadır. Biz teslim olmayız. Halkımız teslim olmaz ve direnme kararı vermiştir. Halkımız 7’den 70’e kadar kendini savunmaya kararlıdır. Bizi katleden, insanlığımızı tanımayanlara nasıl teslim olalım? Kadınlarımızı pazarlarda satanlara nasıl entegre olalım? Bunun garantisi nedir? Bugün verilen sözlerin yarın inkâr edilmeyeceğinin güvencesi nedir? Biz barış için, gerçek garantiler temelinde her türlü diyaloğa ve görüşmeye hazırız. Ancak halkımızı sonuna kadar savunacağız.”
DAİŞ DEVLETİ HAZIRLIĞI YAPILIYOR
“Suriye ordusu girdiği her bölgede DAİŞ bayrakları asıyor ve bunu videolarla yayımlıyor. Aslında modern bir DAİŞ yapılanması hazırlanıyor. Bu sadece Suriye için değil, tüm bölge ve dünya için tehlikelidir. Bu kafa kesmeler ve katliamlar dünyanın her yerinde yaşanacaktır. Herkes neyle mücadele ettiğimizi bilmelidir. Devletler bunu destekliyor. Çağrım başta kadınlar olmak üzere dünya kamuoyunadır.”
Nesrîn Abdullah, ardından Zoom toplantısına katılan gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin Kobanê’ye yönelik saldırılar hakkındaki sorusunu şöyle yanıtladı:
“Türk devletinin çetelere verdiği teknik ve ağır silahlar var. Kobanê’yi kuşatan güçler içinde DAİŞ bağlantıları bulunmaktadır. Sultan Murat, Hamza ve Emşat grupları ile bazı aşiret yapıları vardır. Bu grupların silahları Türk devletine aittir. Kobanê’yi askeri ve insani olarak çökertmek istiyorlar. Türk devletinin SİHA saldırılarında arkadaşlarımız şehit düşüyor. İki gün önce altı arkadaşımız SİHA saldırılarında şehit düştü. Kobanê sadece askeri olarak değil, insani ve yaşam açısından da çökertilmek isteniyor. Barajın ele geçirilmesiyle birlikte su ve elektrik kesildi. Şehir tam bir ambargo altındadır. Hastaneler elektriksiz kalacak. Su yokluğu nedeniyle salgın riski artıyor, yakıt ve gıda stokları tükenme noktasındadır. Kar yağışı var; siviller barınma ve ısınma imkânından yoksundur.”
Ateşkesle ilgili bir soruya da Nesrîn Abdullah şu yanıtı verdi:
“Saldırılar sürmektedir. Teslimiyet dayatılmaktadır. Diyalog ve çözüm çağrıları karşılıksız bırakılmaktadır. Rojava’ya yapılan saldırılar sonlandırılmadan ve girilen bölgelerden çekilme olmadan hiçbir güvenilirliği yoktur. SDG’nin hedef alınması sadece Kürt halkına yönelik bir saldırı olarak görülmemelidir; Suriye’deki tüm halklara yöneliktir. Aleviler, Dürziler hedefleniyor; şimdi Kürt halkı, Ermeniler, Süryaniler ve Araplar da hedeftedir. SDG’nin yenilmesi, Suriye’nin çökmesi anlamına gelir.”
TÜRK DEVLETİNİN SALDIRISIYLA KOBANÊ’DE ON BİNLERCE İNSAN KATLEDİLİR
Türkiye’nin Kobanê sınırına doğru askeri hareketliliğini de değerlendiren Nesrîn Abdullah, Türkiye’nin doğrudan müdahaleye hazırlandığına dair duyumlar aldıklarını belirterek şunları söyledi:
“Suruç hattında zırhlı araçlar ve askerler konuşlandırıldı. Bunların görüntüleri de var. Bu gelişmeler, Kobani çemberinin genişletilmek istendiğini ve Türkiye’nin hava ve kara yoluyla fiilen savaşa girme hazırlığı yaptığını göstermektedir. Uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz: Böyle bir durumda on binlerce insan katledilir. Böyle bir müdahalenin sonuçları insani felaket olur.”
Nesrîn Abdullah ABD ve uluslararası güçlerin bu saldırıları durduracak güce sahip olduklarını, ancak sessiz kalmalarının saldırıları onayladıkları anlamına geldiğini belirtti.
Arap aşiretlerinin saldırılarıyla ilgili de konuşan Nesrîn Abdullah, SDG ve Kürt halkıyla dayanışma içinde olan Arap aşiretlerinin bulunduğunu, ancak saf değiştirenlerin daha ırkçı ve Arap egemenliğini tercih ettiklerini belirterek şunları söyledi:
“Bazı aşiretler bilinçli olarak yürütülen ırkçı ve provokatif politikalar sonucu HTŞ ve diğer gruplarla birlikte bize karşı saf değiştirdi. Türkiye destekli gruplarla hareket ediyorlar. Oysa SDG ile birlikte yüzlerce şehit verdiler. O şehitlerin anısına saygı duyuyorum. Bu ırkçı saldırı ve tercihi yıkmak için Özerk Yönetim büyük emek verdi. Ancak bazıları yine de ırkçılığa yenildi.”
Rakka’da DAİŞ tutuklularının bulunduğu hapishaneyi koruyan SDG güçlerine ilişkin de açıklama yapan Nesrîn Abdullah şunları söyledi:
“Orada ciddi bir gücümüz var. Hapishaneyi koruyan birliklerimiz ağır silahlarla saldırı altındadır. Saldırıyı yapanlar zaten ‘DAİŞ’liler arkadaşlarımız’ diyerek onları bize teslim etmemizi istiyor. Hepsinin dosyası elimizde, tüm bilgiler mevcuttur. DAİŞ’li oldukları kesindir. Neden istedikleri de açıktır. Uluslararası koalisyonla görüşmeler sürmektedir.”