GÖRÜNTÜLÜ

İsviçre’de Mereş, Roboskî ve 19 Aralık katliamları anıldı

Aralık ayında gerçekleşen Mereş, Roboskî ve 19 Aralık Cezaevi katliamları, İsviçre’nin Cenevre ve Basel kentlerinde düzenlenen panellerle anıldı. Etkinliklerde, katliamlarla yüzleşilmesi, sorumluların açığa çıkarılması ve cezalandırılması çağrısı yapıldı.

Aralık ayında gerçekleşen Mereş, Roboskî ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarının yıldönümleri vesilesiyle İsviçre’nin Cenevre ve Basel kentlerinde etkinlikler düzenlendi. Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) öncülüğünde gerçekleştirilen panellerde, yaşanan katliamlar ele alınarak Türk devletinin sorumlulukları tartışılırken, katliamlarda rolü bulunanların ortaya çıkarılması ve cezalandırılması gerektiği vurgulandı.

CENEVRE


ADGB öncülüğünde Cenevre Gandhi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlik, saygı duruşu ve sinevizyon gösterimiyle başladı. Ardından moderatörlüğünü FEDA Eşbaşkanı Songül Aslan’ın yaptığı “Maraş, 19 Aralık, Roboski: Katliamlar kıskacında nasıl kurtuluruz?” başlıklı panel gerçekleştirildi.

Panele Roboskî katliamında birçok akrabasını yitiren siyasetçi Ferhat Encü, siyasetçi-gazeteci Çilem Küçükkeleş ile 19 Aralık 2000 Cezaevi katliamı tanığı Hasan Sevim konuşmacı olarak katıldı.

Panelde ilk sözü alan Çilem Küçükkeleş, Mereş Katliamı’na ilişkin bir sunum yaptı. Çilem Küçükkeleş, “IŞİD ilk sahneye çıktığında herkes hayret ediyordu. Oysa Maraş’ta yaşananlar tam da IŞİD zihniyetidir. Yaşatılan vahşetin yanı sıra katliamı kınamak bile yasaklandı. Bu katliamı asla unutmamalıyız” dedi.

Daha sonra konuşan 19 Aralık Cezaevi katliamının tanığı Hasan Sevim, hapishanelerde yaşanan süreci ve tutsakların direnişini anlattı. Sevim, “Bugün gündemde olan kuyu tipi hapishanelerle devrimci tutsaklar izole edilerek yok edilmek isteniyor. Bu saldırılara karşı her alanda mücadele sürüyor. Herkesi cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı duyarlı olmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

Panelin son konuşmacısı Ferhat Encü ise Roboskî Katliamı’na ilişkin bir sunum yaptı. Encü, Türk devletinin Roboskî’de 34 sivili hedef alarak katlettiğini, soruşturmanın ise savcılar tarafından kapatıldığını belirterek, “Roboskî Katliamı bilinçli olarak Ankara dehlizlerinde kaybedildi. Hiçbir sorumlu cezalandırılmadı. Devlet barıştan söz ediyorsa, önce bu katliamlarla yüzleşmelidir” dedi.

Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.

BASEL

ADGB tarafından Basel Demokratik Kürt Toplum Merkezi Konferans Salonu’nda da bir etkinlik düzenlendi. Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte, Aralık ayında yaşanan katliamlara dair kısa bir sunum yapıldı ve sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.

Ardından “Maraş, 19 Aralık, Roboski: Katliamlar kıskacında nasıl kurtuluruz?” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Mine Nazari’nin yaptığı panele siyasetçi Dilan Dirayet Taşdemir, akademisyen Münevver Kızılca ve AVEG-KON Eşbaşkanı Esra Asiye Güden konuşmacı olarak katıldı.

Münevver Kızılca, Maraş Katliamı’na dair yaptığı sunumda dönemin koşullarını ve yaşananları aktardı. 19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen ve “Hayata Dönüş” adı verilen hapishaneye saldırının tanığı Esra Asiye Güden ise saldırı sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dilan Dirayet Taşdemir de Roboskî Katliamı ve sonrasında yaşanan siyasi gelişmelere dair bir sunum yaparken, “2011 yılında devlet eliyle gerçekleştirilen Roboski katliamı devletin Kürt  halkına olan duruşudur. Her on yılda bir katliamların olması devletin tekçi anlayışın bir sonucudur” dedi.