Yeni Özgür Politika gazetesinden Devriş Çimen’in sorularını yanıtlayan Laura Boldrini, son üç yıldır iktidarda olan Başbakan Giorgia Meloni’nin “istikrar” söylemiyle sunulduğunu belirtti.
Boldrini, bunun gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “İstikrar ancak insanların yaşam koşullarını iyileştiriyorsa anlamlıdır” dedi.
Boldrini, “Bugün İtalya’da ücretler düşük, emekli maaşları yetersiz, sanayi üretimi durgun. Bu, hareket etmeyen bir istikrardır” diye ekledi.
‘OTORİTER İSTİKRAR DEMOKRASİ DEĞİLDİR’
Meloni’nin faşizmle doğrudan bağları olduğuna dikkat çeken Boldrini, buna rağmen hükümetin medya ve yargı üzerinde baskıyı artırarak güçlü bir kontrol mekanizması kurduğunu ifade etti.
Kamu yayıncısı RAI’nin siyasi müdahalelerle yeniden yapılandırılması, yargıya dönük reform girişimleri ve protestolara ağır cezalar getirilmesi, Boldrini’ye göre “otoriter çizginin” göstergeleri. Boldrini, “Otoriter rejimler zaten doğaları gereği istikrarlıdır. İstikrar, kendi başına demokrasinin garantisi değildir” dedi.
Boldrini, sağ partilerin toplumdaki ekonomik ve sosyal hoşnutsuzluğu göçmenler üzerinden manipüle ettiğini belirterek, “Göçmenler olmasa tarım, bakım hizmetleri, inşaat ve turizm sektörleri ciddi kriz yaşar” derken, sağın ise bu katkıyı bilerek yok saydığını vurguladı.
SOLUN SORUMLULUĞU VE GELECEĞİ
Demokrat ve sol partilerin uzun yıllardır birlik ve güçlü bir alternatif sunma konusunda yetersiz kaldığını söyleyen Boldrini, muhalefetin ancak ortak bir programla ilerlerse etkili olabileceğini ifade etti.
Boldrini, “Tüm muhalefet partilerinin, birkaç puan kazanma umuduyla solo performans sergilemek yerine, ülkeye gerçek bir alternatif sunma fırsatını önceliklendirmesini umuyorum. Bu dönem, büyük bir sorumluluk duygusu gerektiriyor” dedi.