Basel’de siyasi partilerden Rojava ve Rojhilat için ortak çağrı

Sosyalist Parti, Yeşiller ve BastA! Partileri, İran, Rojhilat ve Rojava’da sivil halka yönelik artan baskı ve saldırılara karşı ortak açıklama yaparak, insan hakları ihlallerinin durdurulması ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

 İsviçre’nin Basel kentinde Sosyalist Parti (SP), Yeşiller (GRÜNE/JGB) ve BastA! Partileri, İran, Rojhilat ve Rojava’da sivil halka yönelik artan baskı ve saldırılara karşı ortak bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, hem İran’daki İslam rejiminin sistematik baskı politikaları hem de Suriye’nin kuzey ve doğusuna yönelik saldırılar sert bir dille kınandı.

Siyasi partiler, Colani’nin sorumluluğunda gerçekleşen saldırıların ağır insan hakları ihlallerine yol açtığını vurgulayarak, söz konusu saldırıların derhal durdurulmasını istedi. Açıklamada, yaşanan hak ihlallerine ilişkin bağımsız ve uluslararası soruşturmaların başlatılması ve sorumluların uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması çağrısı yapıldı.

Açıklamada Suriye’nin etnik ve inançsal çeşitliliğine dikkat çekilerek, Kürtler, Araplar, Dürziler, Hristiyanlar, Aleviler ve birçok halkın birlikte yaşadığı bu coğrafyanın bir kez daha ağır bir tehdit altında olduğu belirtildi. İslamcı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının ciddi insan hakları ihlallerine ve kitlesel göçe yol açtığı ifade edildi. Bugüne kadar 100 binden fazla kişinin yerinden edildiği bilgisi paylaşıldı.

Rojava’nın demokratik özerklik, kadın özgürlüğü ve azınlıkların korunması temelinde şekillenen siyasal sistemiyle, barışçıl ve çoğulcu bir Suriye’nin mümkün olduğunu gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, kalıcı barışın ancak demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet temelinde inşa edilebileceğinin altı çizildi.

İran’daki duruma da değinilen açıklamada, totaliter rejimin protestoculara ve sivil topluma yönelik sistematik şiddeti sürdüğü belirtildi. İslami Devrim Muhafızları’nın baskı mekanizmasının merkezinde yer aldığına dikkat çekilerek, hapishaneler ve silahlı yapılar aracılığıyla toplum üzerinde korku politikası yürütüldüğü ifade edildi.

Bu baskının münferit değil, zulmü olağanlaştırmayı hedefleyen bir devlet politikası olduğu vurgulanan açıklamada, buna rağmen halkların direnişinin sürdüğü kaydedildi. Cesaret, dayanışma ve evrensel insan haklarına olan inancın İran’da ve bölgede umudu canlı tuttuğu belirtildi.

Açıklama, “Yerimiz ezilenlerin yanıdır; sessizliğe, adaletsizliğin normalleşmesine karşıyız” sözleriyle son buldu.