Birleşik Krallık’tan PKK’nin adımları ve sürece destek

Britanya Dışişleri Bakanlığı, Türk devleti ile PKK arasındaki yeni sürece desteğini açıklayarak, tüm tarafları, güvenlik, istikrar ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermeye çağırdı. Bakanlık ayrıca Türkiye’yi AİHM kararlarına uymaya çağırdı.

Londra merkezli Centre for Kurdish Progress (Kürt İlerleme Merkezi) tarafından PKK’nin ekim ayında Türkiye ve sınır hattından tüm güçlerini çekmesi üzerine İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na (FCDO) kapsamlı bir mektup gönderdi.  

Gönderilen mektupta, Kürt tarafının attığı tarihi adımlara dikkat çekilerek, PKK’nin  son olarak  26 Ekim günü tüm güçlerinin Türkiye’den ve sınır bölgelerinden tamamen çektiğini açıkladığı belirtildi. 

PKK’nin bu adımının Önder Apo’nun Şubat ayında yaptığı fesih ve silahsızlanma çağrısı ile başlayan ve PKK’nin  mayıs ayında bu çağrıyı pratikleştirmesiyle devam eden bir dizi taahhüdün ardından geldiğine dikkat çekildi. 

“Çatışma riski taşıyan veya provokasyonlara açık olan” tüm silahlı güçlerin geri çekilmesiyle birlikte Kürt tarafının meseleyi fiili olarak askeri alandan siyasi alana taşındığına dikkat çekilen mektupta, taraflarca yapılan açıklamalarda  barış sürecini siyasi ve hukuki reformlarla güçlendirme konusunda uzlaştığının bildirildiğine yer verildi. 

Sürecin barış için kritik ve kırılgan bir fırsat sunduğu ifade edilen mektupta, süreci başarısı için Ankara’nın siyasi ve hukuki yaklaşımına ve Türkiye’nin uluslararası ortaklarının diplomatik desteğine bağlı olduğuna dikkat çekildi. 

Kurdish Progress, kritik barış sürecinde Hükümetin izleyeceği diplomatik tutumu ve Ankara ile Kürt temsilciler arasındaki diyaloğu nasıl desteklemeyi planladığı soruldu. 

Kurdish Progress mektubunun devamında şunları sordu: 

- PKK’nin tüm güçleri ile çekilmesinin ardından Birleşik Krallık hükümetinin değerlendirmesi ve diplomatik çabaları ne alacak? 

- Ankara ile Kürt temsilciler arasındaki diyaloğu nasıl desteklemeyi planlıyor?

- Kürt siyasi aktörlerin güvenli bir şekilde demokratik katılım sürecine geçebilmeleri için yasal garantilerin teşvik edilmesi, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve devam eden tecrit koşullarının barış sürecinin istikrarı ve meşruiyetine etkisi ve Selahattin Demirtaş dahil Türkiye’nin AİHM kararlarına uymaması karşısında Birleşik Krallık’ın diplomatik tepkisi ne olacak?

‘PKK İLE YAPILAN SÜRECİ DESTEKLİYORUZ’

Dışişleri Bakanlığı tarafından Centre for Kurdish Progress’in mektubuna hükümetin tutumu ve stratejini özetleyen bir yanıt ile cevap verdi. 

Birleşik Krallık’ın Türkiye halkı için barış ve güvenlik yönünde atılan son adımları memnuniyetle karşılamakta olduğunu belirten Bakanlık, PKK’nin attığı adımlara atıfta bulunarak, “PKK barış sürecine dahil tüm tarafları, güvenlik, istikrar ve hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesini sağlayacak barışçıl ve yapıcı bir sürece katılmaya teşvik ediyoruz. Birleşik Krallık, hem Türkiye’de hem de daha geniş olarak bölgede çatışmaları azaltan ve istikrarı destekleyen çabaları desteklemeye devam etmektedir” dedi. 

AK VE AİHM KARARLARI UYGULANSIN 

Bakanlık Önder Apo’nun adını zikretmeden, Kürt siyasi aktörlerin demokratik katılımı için yasal güvence konusuna da değinerek, “Türkiye’deki tüm azınlık gruplarının, özellikle Kürtlerin haklarını destekliyor ve Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olarak uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalması konusunda sürekli teşvik ediyoruz. Modern bir demokrasi olarak Türkiye’den, Kürt siyasetçilere veya aktivistlere yönelik her türlü yasal sürecin adil, şeffaf ve hukukun üstünlüğüne tam saygı gösterilerek yürütülmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

'ENDİŞEMİZ SÜRÜYOR'

Tutsak Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın durumu ve AİHM kararlarına değinen Bakanlık son olarak şunları kaydetti: 

“Birleşik Krallık, Selahattin Demirtaş’ın devam eden tutukluluğu konusunda endişelerini sürdürmekte ve Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine, özellikle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamaya çağırmaktadır. Birleşik Krallık, bu davaların takibi için Avrupa Konseyi süreçlerine aktif olarak katılmakta ve Türkiye’nin daha geniş insan hakları reformlarında ilerleme kaydetmesini teşvik etmeye devam etmektedir.”