GÖRÜNTÜLÜ

CDK-S, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair konferans düzenledi

CDK-S öncülüğünde 14–16 Kasım’da Luzern’de düzenlenen konferansta yeni dönemin politikaları, toplumsal örgütlenme modeli ve “Barış ve Demokratik Toplum” süreci ele alındı.

Önder Apo’nun “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından, toplumun birçok kesiminde yeni dönemin politikalarına yönelik tartışmalar sürerken, İsviçre’deki Kürdistanlılar bu süreci değerlendirmek amacıyla bir konferans düzenledi.
İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S) öncülüğünde 14–16 Kasım tarihleri arasında Luzern’de gerçekleştirilen konferansa, yerel konferanslarda seçilen 150 delege katıldı.

“Bi Rêbertiya Azad, ber bi Civaka Demokratik” (Özgür Önderlikle, Demokratik Topluma Doğru) şiarıyla düzenlenen konferans, şehit öncü komutanlar Emine Erciyes ve Nurettin Sofi’ye adandı.

SORO: TOPLUMU ÖRGÜTLEYEREK YENİ SÜRECE CEVAP OLACAĞIZ’

Devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başlayan konferansın açılış konuşmasını siyasetçi Selahattin Soro yaptı. Soro konuşmasında Kürt özgürlük mücadelesinin tarihsel sürecini aktararak, yeni dönemin paradigmasına dikkat çekti. Soro, “1973 yılında Çubuk Barajı’nda ‘Kürdistan Sömürgedir” belirlemesinin ardından 52 yıl geçti. Bu zaman dilimi içinde binlerce şehit verildi. Binlerce insan işkence gördü, on binlerce insan işkenceden geçti, zindana girdi. Milyonlarca insan sürgün edildi. Şu an yeni bir eşiğe geldik. Bu süreçte birçok kişinin kafası karışık. PKK silah bıraktı. Ancak biz öz savunmamızı bırakmadık. Özsavunmamız, dilimizdir, kimliğimizdir, ideolojimizdir. Önder Apo’nun ortaya koyduğu yeni dönem paradigmasına sahip çıkmaktır. Gerilla direndi, İmralı’da Önder Apo direndi; bu sürece gelindi. Artık yük bizlerin sırtındadır. Toplumu örgütleyerek bu yeni sürece cevap olacağız. Bu konferans da İsviçre’de bizler nasıl bir çalışma yürüteceğiz? Yeni döneme yaklaşımımız ne olacak? Bunu ortaya çıkaracak tartışmalar yürüteceğiz” dedi.

Soro’nun konuşmasının ardından, yerellerde yapılan hazırlık toplantılarından oluşturulan İsviçre saha raporu okundu. Ardından Anadil ve Enstitü, Demokratik Kürt Toplum Merkezleri, Eğitim ve Akademiler, Dış ilişkiler ve Diplomasi, Ekoloji, Kültür ve Sanat, Basın ve Dijital Medya, Komünal Ekonomi, Hak ve Adalet, Sosyal Alan, Örgüt ve Örgütlenme alanlarından oluşan 11 farklı başlıkta atölye çalışmaları yürütüldü.

Atölyelerde hazırlanan öneriler konferans genel oturumuna sunuldu ve geniş tartışmalar sonucunda sonuç bildirgesi şekillendirildi.

SONUÇ BİLDİRGESİ

Konferansta öne çıkan değerlendirmeler özetle şöyle:

TOPLUMSAL ÖRGÜTLENMENİN YENİDEN İNŞASI

  • 52 yıllık özgürlük mücadelesi ve 40 yılı aşan Avrupa örgütlülüğü ışığında, klasik örgütlenme modellerinin terk edilerek toplumsal örgütlenmeye geçilmesinin zorunlu olduğu belirtildi.
  • Öcalan’ın “Demokratik Toplum Manifestosu” temelinde örgütlenmenin yeniden kuruluş süreci olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

KOMÜN ÖRGÜTLENMESİ TEMEL MODEL

Konferansta komünler yeni dönemin merkezine yerleştirildi:

  • Komünlerin yalnız ekonomik değil, toplumsal ve politik birimler olduğu,
  • Toplumun tüm ihtiyaçlarının yerinden karşılanmasını sağladığı,
  • Demokratik topluma giden yolda en yaratıcı örgütlenme modeli olduğu vurgulandı.
  • Yerel yapıların esas irade olması gerektiği,
  • Koordinasyon ve deneyim paylaşımının merkezin temel rolü olması gerektiği ifade edildi.

Konferans, geçmiş çalışmaların “hakkaniyetli bir değerlendirmesini” yaparak:

  • Eski performans ve tarzla yeni dönemin ihtiyaçlarının karşılanamayacağı,
  • Zihniyet ve yapısal sorunların aşılması gerektiği,
  • Önder Apo’nun 27 Şubat çağrısı ve yeni paradigma doğrultusunda güçlü bir değişim zemininin mevcut olduğu belirtildi.

ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜ KONFERANSIN TEMEL VURGUSU

Konferans, yeni sürecin başarıyla ilerlemesi için:

  • Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini,
  • Bu süreçte Önder Apo’nun pratik önderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı.

11 alanda kapsamlı kararlaşmalar yapıldığı ve çalışmaların derinleştirilerek sürdürüleceği ifade edildi.

Konferans, “Şehîd Namirin, Bijî Serok Apo” sloganlarıyla sona erdi.