GÖRÜNTÜLÜ

Cenevre ‘Önderlik Nöbeti’ eylemcileri: 10 Ocak’ta Paris’teyiz

İsviçre'nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde 25 Ocak 2021'den bu yana her çarşamba günü gerçekleştirilen Önder Apo’ya Özgürlük Nöbeti, 259. haftasına ulaştı.

CENEVRE EYLEMİ

Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde Kürdistanlılar ve dostları 25 Ocak 2021’den bu yana her hafta Çarşamba günü uluslararası kurumlara Önder Apo’nun Fiziki özgürlüğünün sağlanması kapsamında sorumluluklarını yerine getirme çağırısında bulunuyor.

Bu haftaki Önder Apo’ya Özgürlük eylemi, 4 Ocak 2016 tarihinde Şirnex’in Silopi ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde katledilen Sêvê Demir, Fatma Uyar Pakize ve 9 Ocak 2013 Paris katliamında şehit düşen; Sakine Cansız, Fidan Doğan, ve Leyla Şaylemez şahsında ve tüm devrim şehitleri bir için dakikalık saygı duruşuyla başladı.


Ardından, Cenevre Şehit Sema Yüce Kadın Komünü, İkinci Paris Katliamı’nın üçüncü yıldönümü dolayısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasında, 9 Ocak 2013’tParis’te Kürt özgürlük mücadelesinin öncü isimleri Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in vahşice katledildiği hatırlatılarak, bu katliamın planlayıcısı ve gerçekleştireninin Türk devleti olduğu vurgulandı. Açıklamada, 23 Aralık 2022’de Paris’te Evin Goyî, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl’ın katledilmesinin de aynı zihniyetin devamı olduğu belirtildi.

Katliamın üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığına dikkat çekilen açıklamada, Fransız devletinin failleri bildiği halde dosyayı örtbas ettiği ifade edildi. Açıklamada, “Gizlilik ve gerçeğin saklanmasıyla sorumluluk alınamaz. Paris Katliamı Türk devleti tarafından planlanmış ve doğrudan gerçekleştirilmiştir. Dönemin Fransız Cumhurbaşkanı dahi açıklamalarında Türk devletini işaret etmiştir” denildi.

Açıklamada, 9 Ocak Katliamı’nın aydınlatılmamasının İkinci Paris Katliamı’nın önünü açtığı vurgulandı. “Eğer ilk katliam çözümlenseydi, Türk devletinin gerçek yüzü ortaya çıkacak, cezasızlık politikası kırılacaktı” denilerek, Fransa ve Türkiye’nin devlet olarak sorumluluk almaktan kaçındığı belirtildi.

Paris Katliamı’nın yalnızca Kürt halkına değil, kadın özgürlük mücadelesine yönelik bir saldırı olduğunun altı çizilen açıklamada, ‘Özgürlük İçin Yaşam’ sloganının bu direnişle küresel bir sembole dönüştüğü ifade edildi.

HALEP VE DOĞU KÜRDİSTAN VURGUSU

Açıklamada ayrıca, Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde Türk devleti ve HTŞ bağlantılı çete gruplarının sivillere yönelik saldırılarına dikkat çekildi. Bu saldırıların planlı olduğu ve uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil ettiği belirtilerek, “Şêx Meqsûd ve Eşrefiye halkı yalnız değildir” denildi.

Açıklamada Doğu Kürdistan halkı ve diğer ezilen halklarının İran’ın faşist rejimine karşı ayaklandığı ifade edildi. İran rejiminin direnişi bastırmak için idamları bir terör aracı olarak kullandığı, kısa sürede onlarca sivilin katledildiği belirtildi. Yapılan infazların rejimin korku ve çaresizliğinin göstergesi olduğu vurgulanırken, Doğu Kürdistan direnişinin idamlara, hapishanelere ve halkları yok etme politikalarına karşı özgürlük mücadelesi olduğu ifade edildi..

10 OCAK’TA PARİS’E…

Basın açıklaması, şu çağrıyla sona erdi:

“Paris Katliamı’nın 13. yıldönümünde, kadınları, halkımızı ve demokratik kamuoyunu; Sara, Ronahî, Rojbin, Evin Goyî, Sêvê Demir, Pakize Nayir ve Fatma Uyar’ın katili olan soykırımcı Türk devletine karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

‘Katil biliniyor, Fransa neden sessiz?’ sloganıyla 10 Ocak’ta Paris’te yapılacak büyük yürüyüşe katılmaya, Fransız devletinin birinci ve ikinci Paris Katliamlarıyla ilgili sorumluluk almasını ve hesap vermesini talep etmeye çağırıyoruz.”