İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi önünde her çarşamba günü gerçekleştirilen Önder Apo’ya Özgürlük Nöbeti, 260. haftasına ulaştı. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle 25 Ocak 2021’den bu yana sürdürülen oturma eyleminde, uluslararası kurumlara sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yinelendi.
Kürdistanlılar ve dostlarının katılımıyla gerçekleştirilen eylem, Şêxmeqsûd fedaileri Leyla Qasim, Ziyad Heleb, Gerîla Amara ve tüm özgürlük şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
Bu haftaki eyleme Cenevre Şehit Sema Yüce Kadın Komünü öncülük etti.
Ardından YJK-S tarafından Fransızca basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, Suriye ve İran’daki despotik yönetimlerin son iki haftadır halkın demokratik yaşam hakkını yok saydığı, ağır silahlarla gerçekleştirilen saldırılar sonucu onlarca kişinin yaşamını yitirdiği ve on binlerce insanın zorunlu göçe maruz kaldığı vurgulandı. Bu saldırıların Kürtler başta olmak üzere Alevi, Dürzi, Hristiyan ve farklı toplumsal kesimleri hedef aldığı, sistematik zorunlu göç ve demografik değişime yol açtığı ifade edildi.
Açıklamada, soykırım politikalarının merkezinde kadınların yer aldığına dikkat çekilerek, cinsiyetçi şiddet, kaçırma ve sistematik cinayetlerin derhal son bulması ve sorumluların adil mahkemelerde yargılanması talep edildi. Ayrıca daha önce kamuoyuna açıklanan “1 Nisan Anlaşması” ve “10 Mart 2025 Antlaşması”nın çoğulcu ve demokratik bir Suriye için hâlâ umut olduğu belirtilerek, tüm taraflara bu ortak zeminin gerisine düşmeme çağrısı yapıldı.
İsviçre Demokratik Aileviler Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Songül Aslan da yaptığı konuşmada, Suriye’de emperyal çıkarlar, otoriter rejimler ve mezhepçi anlayışlar sonucu katledilenleri saygıyla andı.
Songül Aslan, hedef alınanın yalnızca bir bölge ya da askeri güç değil; Kürtlerin varlığı, Alevilerin inancı ve birlikte yaşam umudu olduğunu vurguladı. Halep’te bombalar düşerken ve Rojava kuşatma altındayken uluslararası kamuoyunun sessizliğine dikkat çeken Songül Aslan, şunları kaydetti: “Halep'te bombalar düşerken, Rojava kuşatma altındayken, Alevi köyleri tehdit edilirken dünyanın suskunluğu büyüyor. Bizler bu sessizliği tarihimizden tanıyoruz. Çünkü ne zaman zulüm büyüse, ilk hedef olanlar biz olduk. Alevi yolu der ki: Zulüm kimden gelirse gelsin, karşısında durmak haktır. Bugün bu hak Kürt halkının yanındadır. Bugün bu hak Rojava’dadır. Bugün bu hak Halep’tedir.”
Suriye'de Kürtlere karşı yürütülen saldırıların, aynı zamanda mezhepçi nefret diliyle, tekçi devlet aklıyla, erkek egemen siyasetle demokratik, çoğulcu ve kadın özgürlükçü bir toplumsal modeli yok etmeye yönelik saldırılar olduğun vurguladı ve şunları ekledi: “Bir halkın rızası yoksa kurulan düzen zulümdür. Bugün Kürtlerin rızası yok. Bugün Alevilerin rızası yok. O halde bu düzen meşru değildir. Bu saldırıların arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. Halkları bölerek yönetenler var. Kadın özgürlüğünden korkanlar var. Aleviliği tehdit, Kürtleri düşman görenler var. Ama buradan açıkça söylüyoruz: Ne Kürt halkı teslim olur, ne Alevi inancı yok edilir, ne de kadınların direnişi bastırılır.”
Daha sonra Cenevre Şehit Sema Yüce Kadın Komünü adına konuşan Yekbun Güneş de Şêxmeqsûd fedaileri Ziyad Heleb, Gerîla Amara ve Leyla Kasım şahsında tüm özgürlük şehitlerini andı. Yekbun Güneş, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’deki direnişin halk iradesinin teslim edilemeyeceğini bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
Eylem, “Bijî Serok Apo”, “Şehîd Namirin” ve “Jin Jiyan Azadî” sloganlarıyla sona erdi. Oturma eylemi saat 17.00’ye kadar devam etti.