PKK’nin kendini feshettiğini duyurduğu 12 Mayıs 2025 tarihinde 129/b maddesi kapsamında 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Kürt aktivist Emin Bayman, verilen cezanın infazı için 16 Mart’ta Justizvollzugsanstalt Konstanz – Außenstelle Singen cezaevine girecek.
12 Mayıs 2025’te 129/b maddesi kapsamında verilen cezanın kesinleştiğini belirten Bayman, yapılan tüm itirazların sonuçsuz kaldığını ifade etti. Bayman, verilen cezanın kendisi şahsında Kürt kültürüne ve diline yönelik olduğunu belirterek, “Tüm çalışmalarım Kürt kültürü ve dili içindi” dedi.
Stuttgart Yüksek Eyalet Mahkemesi, Bayman’ın 2015–2021 yılları arasında Crailsheim ve ardından Sinsheim/Crailsheim bölgelerinde PKK adına faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içinde sorumluluk üstlendiğini ileri sürdü. Bayman’a yöneltilen suçlamalar arasında gösteri ve etkinlik organize etmek, bağış toplamak, dergi satmak ve elde edilen gelirleri PKK’ye aktarmak yer aldı. Bu gerekçelerle 129/b maddesi kapsamında 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi.
72 yaşındaki Bayman, kararın açıklandığı günün anlamına dikkat çekerek, “PKK’nin kendisini feshettiğini dünya kamuoyuna duyurduğu bir günde bu ceza verildi. Bu kararı hukuka aykırı, insan haklarına ters ve tamamen siyasi görüyorum. Yapılan tüm yargılamalar deyim yerindeyse bir tiyatroydu” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de Kürt sorununa yönelik bir barış sürecinin devam ettiği bir dönemde Almanya’da cezaevine girmesinin kendisini derinden düşündürdüğünü belirten Bayman, uzun yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin yasal ve insani çerçevede olduğunu dile getirdi.
Bayman, “Bir Kürt olarak dilimiz, kültürümüz ve kimliğimizin baskı altında olduğu bir sisteme karşı demokratik yöntemlerle mücadele ettik. Bu mücadele tamamen barışçıl ve hukuka uygundu. Buna rağmen ekonomik çıkarlar gözetilerek birçok arkadaşımızla birlikte cezalandırılıyoruz. Ancak pişman değiliz. Nerede olursak olalım haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Davamız bir kültür, dil ve kimlik davasıdır” dedi.
Bayman ayrıca Alman makamlarına çağrıda bulunarak, “Kürt halkını yargılamaktan ve cezalandırmaktan vazgeçin. Eğer bir yaptırım uygulanacaksa, halkların dilini, kültürünü ve kimliğini yasaklayanlara uygulanmalıdır. Bizi terörist olarak cezalandırmak, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmamaktadır” ifadelerini kullandı.
1994 yılından bu yana Türkiye’de yaşadığı baskılar nedeniyle Almanya’da yaşamak zorunda kalan Bayman’ın, Heilbronn ve çevresinde yürüttüğü kültürel ve siyasi çalışmalar nedeniyle sevilen bir isim. Ailesinin Heilbronn’da yaşamasına ve yaşının ileri olmasına, ayrıca son dönemde psikolojik tedavi görmesine rağmen yaklaşık 300 kilometre uzaklıktaki Singen Cezaevi’ne gönderilmesi ise bilinçli ve hukuka aykırı bir uygulama olarak değerlendiriliyor.