Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Almanya Temsilcisi Xalid Dewrêş, Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Ben Zêd mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu. Dewrêş, yılın başında yaşanan bu saldırıların Suriye halkının barış ve istikrar umutlarını derinden sarstığını söyledi.
6 Ocak Salı günü, söz konusu mahallelerin Şam’daki geçici hükümetle bağlantılı milisler tarafından ağır silahlarla hedef alındığını belirten Dewrêş, bölgede yalnızca Kürtlerin değil, Hristiyan ve Êzidî toplulukların da yaşadığını hatırlattı.
‘EN AZ 45 SİVİL, 60 SAVAŞÇI KATLEDİLDİ’
Saldırıların bilançosunun ağır olduğunu vurgulayan Dewrêş, “Pazar sabahı ilan edilen ateşkese kadar en az 45 sivil ve 60 savaşçı hayatını kaybetti. Yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi. 300 sivilin ise İslamcı milisler tarafından kaçırıldığı bildiriliyor” dedi.
İnfaz, yağma ve cesetlerin parçalanması gibi ciddi savaş suçları ve insan hakları ihlallerine dair güvenilir raporlar bulunduğunu ifade eden Dewrêş, bu ihlallerin uluslararası kamuoyunun gözleri önünde gerçekleştiğine dikkat çekti.
ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin, yaşanan suçların yerinde incelenmesi için uluslararası insan hakları kuruluşlarına çağrıda bulunduğunu belirten Dewrêş, Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd’de kalan halk ile yerinden edilen 150 binden fazla kişi için ciddi bir insani felaket riski bulunduğunu söyledi. Dewrêş, acil insani yardım ve uluslararası gözlem mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini vurguladı.
‘HALEP SALDIRILARI TESADÜF DEĞİL’
Halep’te yaşananların daha geniş bir bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dewrêş, saldırılardan iki gün önce, 4 Ocak’ta, Suriye Geçici Hükümeti ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasında bir müzakere turu gerçekleştirildiğini hatırlattı. Bu görüşmelere ABD temsilcilerinin de katıldığını belirten Dewrêş, toplantılarda 10 Mart tarihli temel anlaşma doğrultusunda QSD’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi ve Özerk Yönetim’in sivil kurumlarının devlet yapısına dahil edilmesinin ele alındığını söyledi.
Dewrêş, ayrıca Suriye’nin ademi merkeziyetçi bir yapıya kavuşturulması ve yerel özyönetimlerin korunmasının da görüşüldüğünü belirterek, “Taraflar arasında QSD’nin üç tümen halinde orduya entegre edilmesi yönünde sözlü bir mutabakat oluşmuştu” dedi.
‘AMAÇ ARAP-KÜRT ÇATIŞMASI YARATMAK’
Müzakerelerin geçici hükümet tarafından aniden kesildiğini vurgulayan Dewrêş, hemen ardından gelen Halep saldırılarının bu süreci sabote etmeyi amaçladığını söyledi. Dewrêş, “Bu saldırılarla Araplar ve Kürtler arasında yeni bir çatışma zemini oluşturulmak isteniyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin bu sabotaj girişimlerine karşılık vermeyeceğini ifade eden Dewrêş, tüm ihlallere rağmen diyalogdan yana olduklarını vurguladı.
‘İSTİKRARIN TEK YOLU DİYALOGDUR’
10 Mart anlaşmasının bir parçası olan genel ateşkesin defalarca ihlal edildiğini, sivillere yönelik saldırıların sürdüğünü hatırlatan Dewrêş, buna rağmen diyaloga açık kalmaya devam edeceklerini belirtti. Dewrêş, “İstikrarın tek yolu diyalog ve işbirliğidir. Bu diyalogun başarıya ulaşması ve Suriye halkının barış umutlarının boşa çıkmaması için daha fazla uluslararası destek gereklidir” dedi.
ALMANYA’YA ÇAĞRI
Almanya Federal Hükümeti’ne de çağrıda bulunan Dewrêş, Berlin’in bugüne kadar izlediği çekimser tutumdan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Dewrêş, “Almanya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa’daki partnerleriyle birlikte daha aktif bir rol üstlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Halep’e yönelik saldırıların Suriye’deki durumun ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Dewrêş, özellikle Arap olmayan ve Sünni olmayan halklar için eski yaraların yeniden açıldığını söyledi.
“Ancak barış ve istikrar hâlâ mümkündür” diyen Dewrêş, tüm tarafları diyalog ve uzlaşı çabalarını desteklemeye çağırarak, Şam ile Kuzey ve Doğu Suriye arasında adil bir uzlaşı için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.