GÖRÜNTÜLÜ

KNK raporu: Kürtler için en büyük güvence ulusal birlik ve kurumsallaşma

KNK Genel Kurulu'nda kabul edilen faaliyet ve sonuç raporunda, Kürtlerin karşı karşıya olduğu bölgesel kuşatmanın ancak ulusal birlik, kurumsallaşma ve ortak stratejiyle aşılabileceği vurgulandı.

Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) Hollanda’nın Venlo kentinde düzenlediği 2025-2026 Dönemi Genel Kurul Toplantısı, ikinci gün oturumlarıyla devam etti. Küresel güç dengelerinin, Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmelerin ve Kürt siyasetinin geleceğinin ele alındığı toplantıda, kurumun faaliyet ve sonuç raporu delegelerin onayına sunuldu.

Genel kurulda okunan raporda, Kürt siyasetinin mevcut kazanımları, bölge devletlerinin yeni ekonomik ve askeri kuşatma hamleleri, kurumsal zafiyetler ve ulusal birliğin önemi üzerine kapsamlı değerlendirmelere yer verildi. Raporda ayrıca Kürtlerin bölgesel ve uluslararası düzeyde karşı karşıya bulunduğu riskler ile bunlara karşı geliştirilmesi gereken ortak stratejiler sıralandı.

Toplantı, Silêmanî Valisi Heval Ebubekir, GORAN Temsilcisi Meran Saleh, Tevgera Zahmetkeşan temsilcisi, PJAK temsilcisi ve Avrupa Kürt Kadınları adına Sultan Öger’in konuşmalarıyla sürdü. Ardından kurum temsilcileri ve davetliler söz alarak değerlendirmelerde bulundu. Vize sorunları nedeniyle toplantıya katılamayan bazı KNK üyeleri ise çevrimiçi bağlantı yoluyla oturumlara iştirak etti.

Daha sonra KNK’nin 2025-2027 dönemini kapsayan faaliyet raporu ile eleştiri ve önerileri içeren sonuç raporu delegelere sunuldu. Rapor üzerine yapılan tartışmaların ardından KNK’nin 27 yıllık tarihsel süreci değerlendirildi, kurumun tüzüğü ve programında yapılması öngörülen değişiklikler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

Genel Kurul’da kabul edilen raporda öne çıkan başlıklar ve çözüm önerileri şöyle sıralandı:

KÜRESEL GÜÇ DENGELERİ VE KÜRT REALİTESİ

Raporda, Ortadoğu’da yaşanan mevcut süreç “Üçüncü Dünya Savaşı” olarak nitelendirildi. Batı ve Doğu blokları arasındaki hegemonya savaşının bölgeyi şekillendirdiği belirtilirken, Kürtlerin bu denklemde kalıcı bir statü elde edebilmesi için rasyonel ve pragmatik bir dış diplomasi yürütmesi gerektiği vurgulandı.

Uluslararası ilişkilerin tamamen çıkar ve güç odaklı yürüdüğüne dikkat çekilen raporda, parçalanmışlığın yarattığı zafiyet şu sözlerle ifade edildi:

“Uluslararası sistemde hiç kimse kendi içinde parçalanmış ve zayıf aktörlerle kalıcı ve stratejik ittifaklar kurmaz. Her güç, karşısında birliği olan, ne istediğini bilen güçlü aktörler görmek ister. Kürtlerin jeopolitik ve jeostratejik bir aktör olarak masaya oturabilmesi ancak Demokratik Ulusal Birlik ile mümkündür.”

Raporda ayrıca Kürtlerin muhatap olduğu Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin Kürt politikalarının hükümetlerden bağımsız olarak birer devlet politikası niteliği taşıdığı vurgulandı. İktidarda hangi parti ya da rejimin bulunduğunun bu yaklaşımı değiştirmediği belirtilerek, Kürt siyasetinin de stratejisini bu yapısal gerçekliğe göre oluşturması gerektiği ifade edildi.

21. yüzyılın “hibrit savaş” koşullarına da dikkat çekilen raporda, Kürt hareketlerinin mücadele yöntemlerini ve araçlarını yeni dönemin koşullarına göre yeniden yapılandırması gerektiği kaydedildi.

EKONOMİK BOĞMA STRATEJİSİ

Raporda, Kürt kazanımlarına yönelik en önemli stratejik tehditlerden biri olarak Türkiye ile Irak arasında geliştirilen “Kalkınma Yolu” projesi gösterildi. Türkiye’nin, Suriye yönetimiyle de koordinasyon sağlayarak Ovaköy üzerinden Rabia ve Telafer hattıyla Bağdat’a uzanan alternatif bir ticaret koridorunu fiilen işletmeye başladığı belirtildi.

Bu gelişmenin iki önemli risk doğurduğu ifade edildi:

Askeri risk: Yol güvenliği gerekçesiyle Xanesor ve Şengal bölgelerinin sürekli askeri operasyon alanlarına dönüştürülmesi.

Ekonomik risk: Koridorun tam kapasiteyle çalışması halinde Başûr’un en önemli ekonomik geçiş noktalarından biri olan Xabûr Sınır Kapısı’nın işlevinin zayıflaması ve bunun bölge ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurması.

ROJAVA’DA ŞAM’IN KISKACI VE SİYASİ RİSKLER

Raporda, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kritik bir süreçten geçtiği belirtildi. Bölgenin ekonomik kaynaklarının önemli bölümünün Şam yönetiminin kontrolüne bırakıldığı, buna karşılık askeri ve güvenlik alanındaki kazanımların korunmaya çalışıldığı ifade edildi.

Şam ile geliştirilen ilişkinin kısa vadede zaman kazandırabileceği ancak uzun vadede ekonomik bağımlılık üzerinden siyasi ve sivil alanın baskı altına alınması riskini taşıdığı kaydedildi. Şam yönetiminin parlamentoda Kürtlere yalnızca dört sandalye ayırmak istemesi de bu yaklaşımın göstergesi olarak değerlendirildi.

BAŞÛR‘DA BÖLÜNMÜŞLÜK VE İZOLASYON TEHDİDİ

Başûrê Kurdistan’ın anayasal statüye sahip olmasına rağmen tarihinin en kırılgan dönemlerinden birini yaşadığı belirtilen raporda, seçimlerin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen ortak hükümetin kurulamamış olması eleştirildi.

KDP ve YNK arasındaki anlaşmazlıkların siyasi ve ekonomik istikrarı olumsuz etkilediği belirtilirken, bu durumun dış müdahalelere karşı savunmasızlığı artırdığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, pêşmerge güçlerinin ortak bir komuta altında birleşememesinin uluslararası destek açısından da risk yarattığı, olası bir ABD-İran uzlaşmasının ise Başûr açısından yeni jeopolitik sorunlar doğurabileceği kaydedildi.

ROJHILAT’TA REJİMİN ZAFİYETİ VE TOPLUMSAL HAREKETLİLİK

İran’ın son dönemde askeri ve ekonomik açıdan ciddi kayıplar yaşadığı belirtilen raporda, rejimin geçmiş dönemlerdeki kadar güçlü olmadığı ifade edildi.

Toplumun ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan büyük bir baskı altında bulunduğu belirtilirken, özellikle genç kuşaklarda değişim talebinin giderek büyüdüğü vurgulandı. Raporda, olası bir bölgesel ateşkes sonrasında toplumsal hareketliliğin daha görünür hale gelebileceği değerlendirmesine yer verildi.

TÜRKİYE’DEKİ DİYALOG TARTIŞMALARI

Raporda, Türkiye’de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen temas ve diyalog tartışmalarına da yer verildi. Bu durumun, Kürt sorununun ve Kürt siyasi gerçekliğinin inkâr edilemeyeceğinin göstergesi olduğu ifade edildi.

Ancak Kürt kamuoyunda sürece ilişkin ciddi soru işaretlerinin bulunduğu belirtilerek, sürecin demokratik çözüm mü yoksa farklı bir stratejinin parçası mı olduğuna dair tartışmaların sürdüğü kaydedildi. Kürt siyasi kurumlarının ise toplumu doğru bilgilendirecek ve ortak tutum geliştirecek daha güçlü bir siyasi dil oluşturması gerektiği ifade edildi.

KNK’DEN KURUMSAL ÖZ ELEŞTİRİ

Genel Kurul’da KNK’nin son dönemdeki kurumsal faaliyetleri de değerlendirildi. Raporda, Washington’da KNC adıyla resmi bir temsilcilik açılmasının önemli diplomatik kazanımlardan biri olduğu belirtildi.

Fransa, Kanada, İngiltere, Hindistan ve Avustralya başta olmak üzere birçok ülkede diplomatik temaslar yürütüldüğü, Avrupa kurumları nezdinde Önder Apo‘nun statüsü ve umut hakkı konusunda girişimlerde bulunulduğu aktarıldı.

Öte yandan kurumun eksik kaldığı alanlara ilişkin özeleştiriler de raporda yer aldı. Özellikle Dil, Kültür ve Eğitim Komisyonu’nun Kürtçenin korunması, eğitim politikalarının geliştirilmesi ve kültürel çalışmaların güçlendirilmesi konularında hedeflenen düzeye ulaşamadığı belirtildi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Raporda, Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu çok yönlü kuşatma ve baskı politikalarına karşı izlenmesi gereken yol haritası da sıralandı.

Buna göre;

  • Türkiye’de yürütülecek olası diyalog süreçlerinin anayasal ve hukuki güvencelere dayanması,
  • Kürt siyasi hareketinin ortak bir stratejik koordinasyon geliştirmesi,
  • Başûr’da kurumsal hükümetleşmenin tamamlanması ve pêşmerge güçlerinin ortak bir ulusal yapı altında birleştirilmesi,
  • Rojava ile Başûr arasındaki siyasi, ekonomik ve toplumsal ilişkilerin güçlendirilmesi,
  • Dil, kültür ve sanat alanındaki çalışmaların genişletilerek asimilasyon politikalarına karşı toplumsal direncin artırılması gerektiği vurgulandı.

Raporda son olarak, Kürt halkının geçmiş dönemlere kıyasla daha büyük bir siyasal deneyim ve birikime sahip olduğu belirtilirken, bu gücün dağınık yapısının önemli bir zafiyet oluşturduğu ifade edildi. Tarihsel birikimin kalıcı kazanımlara dönüştürülmesinin ise ulusal birlik, profesyonel diplomasi, kurumsallaşma ve ortak stratejik akıl ile mümkün olacağı kaydedildi.

Genel Kurul’da daha sonra söz alan delegeler ve kurum temsilcileri, KNK’nin yeni dönem politikaları, eksiklikleri ve öncelikleri üzerine görüşlerini dile getirdi. Toplantının yarın da devam edeceği belirtildi.