Kürdistan’dan Amazon’a halklar buluşması

II. Latin Amerika ve Karayipler Ekososyalist Buluşması Amazonya-Belem, Brezilya’da sona erdi. Kürdistan Özgürlük Hareketi, Latin Amerikalı örgütlerle doğrudan temas kurarak, ortak panellerde buluştu.

8-12 Kasım tarihleri arasında çeşitli örgütler, toprak savunma ağları, yerli halklar ve kadın örgütleri, Brezilya’nın Belém kentinde bir araya geldi. Bu buluşma, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 30. Konferansı (COP30)’a bir yanıt olarak düzenlendi.

Bu toplantılar, “toplumsal adalet olmadan iklim adaleti olmaz” ve “Kapitalist, sömürgeci ve ataerkil sistem yıkılmadan gerçek bir ekoloji mümkün değildir” şiarıyla düzenlendi.

Amazonlar yerli halkların, köylülerin, Afrika kökenli toplulukların, kırsal ve kentsel alanlardaki emekçilerin, gençlerin ve kadınların yüzyıllardır yağmaya karşı yaşamı savundukları mücadelelerin kesiştiği bir alandır.

COP30’da ise hükümetler, şirketler ve küresel elitler dünyanın geleceğini kendi çıkarları doğrultusunda planlarken, halklar bu düzene karşı protesto, dayanışma ve örgütlenme amacıyla Belem’e akın ettiler.

Dünyanın dört bir yanından örgütler, yağmacı ekonomik model (ekstraktivizm) ve ekosid (doğa kırımı) politikalarına karşı mücadeleyi tartışmak ve koordine etmek için bu kentte buluştu.

İKİNCİ LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER EKOSOSYALİST BULUŞMASI

Bu bağlamda, etkinliğin örgütleyicileri arasında Brezilya Ekososyalist Ağı (Red Brasilera de Ecosocialistas), Attac (Arjantin), Terra Azul/Sürdürülebilirlik Ağı (Brezilya), Su ve Topraklar Hareketi - MAT (Şili), Marabunta (Arjantin), GTA (Amazonya Çalışma Ağı), Mapuçe Lavkenche Örgütü (Wallmapu-Gulu Mapu), Halklar Kongresi (Kolombiya) ve MES-PSOL (Brezilya)yer aldı.

Buluşmaya Latin Amerika ve Karayipler’den 50’den fazla örgüt katıldı. Bu ağın kökleri 10 yılı aşkın bir mücadele geçmişine dayanıyor. Ekososyalist ağ, ekolojik eleştirileri sosyalizmin temel ilkeleriyle birleştirme, yeni bir uygarlık, yeni toplumsal ve etik değerler temelli bir yaşam biçimi kurma amacıyla ortaya çıktı. Ağ ilk kez 2014 yılında uluslararası bir buluşma düzenlemişti ve şu sloganı benimsemişti:

“Ekososyalizm kapitalizmle bağdaşmaz: bizim ekososyalizmimiz antikapitalist ve feministtir.”

Bu yıl Amazonya’da düzenlenen buluşmada şu temalar öne çıktı: Aşırı sağın yükselişi, ekstraktivizm, yerli halkların mücadelesi, ekofeminizm, ekosendikalizm, agroekoloji, Filistin’deki soykırım, çevresel ve ekonomik kriz.

Etkinlik boyunca paneller ve kolektif tartışmalar düzenlendi.

AÇILIŞ PANELİ: FAŞİZME KARŞI ORTAK DİRENİŞ

Açılış paneli, davetçi örgütlerin temsilcilerince yürütüldü. Katılımcılar, faşizmin yükselişine karşı mücadelede stratejileri ve zorlukları tartıştılar. Panelin ardından şu sonuç öne çıktı:

“Emperyalist politika dünyanın her yerine sızmış durumda. Faşizm, farklı stratejilerle tüm iktidar kademelerine nüfuz etmeye çalışıyor. Mücadele araçlarımız, halkların birliği ve ırkçı, milliyetçi politikaların karşısında ortak direnişle şekillenmeli.”

Bu panelde söz alan örgütler örgütler şöyle:
Pueblos contra el Extractivismo (Uluslararası Ağ), MAB - Baraj Mağdurları Hareketi (Brezilya), MAR - Yenilenebilir Enerjilerden Etkilenenler Hareketi (Brezilya) ve CJE-Togo / Küresel Orman Koalisyonu (Afrika)

Bu örgütler, dünyanın bugün bir uygarlık krizi yaşadığını vurguladılar ve şunu ifade ettiler:

“Ekstraktivist model, doğrudan sömürgecilikten miras kalmıştır. Toprakları yutuyor, halkları yerinden ediyor, gezegeni geri dönülmez bir yıkıma sürüklüyor. Kalkınma’ vaadiyle dayatılan madencilik, petrol, agroendüstri ve enerji projeleri sadece yağma, kirlenme ve ölüm getiriyor, servet ise birkaç elde toplanıyor. Bu küresel makineye karşı toprağı savunmak, yaşamın kendisini savunmaktır. Bu yüzden mücadelelerimizi birleştirmeliyiz.”

KÜRDİSTAN’DAN AMAZON’A YERLİ HALKLARIN DİRENİŞİ

Yerli halkların ve toprak savunma hareketlerinin panelinde ise şu örgütler yer aldı:

  • Takak Xikrin (MAM – Madenciliğe Karşı Hareket, Brezilya)
  • Chirley Pankara (Brezilya Ulusal Yerli Kadınlar Ağı - ANMIGA)
  • Mario Quinteros (Meksika – İstmus Yerli Halkları Meclisi)
  • Valeria Becerra (Mapuçe Yaguel Lavkenche Örgütü, Wallmapu)
  • Abya Yala’daki Kürdistan Kadın Hareketi temsilcisi

Bu tartışmalarda, toplulukların stratejileri “direnmek, var olmak ve kolektif olarak yeniden inşa etmek” şeklinde tanımlandı.

Panelde Önder Apo’nun paradigma değişimi, kadınların ve toprağın özgürlük mücadelesini güçlendiren bir model olarak anıldı. Kürdistan topraklarına dayatılan sömürgecilik ve ekstraktivizm, antik çağlardan beri halkların kökünü kazımak için kullanılan yöntemlerin bir devamı olarak değerlendirildi.

Kürdistan Özgürlük Hareketi, Latin Amerika’dan gelen örgütlerle bu panelde doğrudan bir diyalog kurdu.
Oturumda daha şu temalar öne çıktı:

  • Halkların özyönetim ve özerklik arayışı,
  • Kadınların direniş gücü,
  • Toprak savunmasında özsavunma yöntemleri,
  • Farklı coğrafyalar arasında dayanışma ağlarının güçlendirilmesi.

Abya Yala’daki Kürdistan Kadın Hareketi delegesi konuşmasında şunları vurguladı:

“Örgütlenmemizin kökü, toprağın derin anlamını kavramaktan geçer. Özyönetim biçimleri inşa ederek, demokratik bir toplumu ve özgür yaşamı yeniden kurmak istiyoruz. Türk devleti; ağaç kesimi, nehirlerin kirletilmesi, dağlarda kimyasal silah kullanımı ve barajlarla su kesintisi gibi araçlarla Kürdistan topraklarına saldırıyor.”

ORTAK MANİFESTO

Dört günlük buluşmanın sonunda katılımcılar, toprağın savunusu ve uluslararası dayanışma mücadelesi etrafında ortak bir bildiri yayımladılar.

Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Abya Yala’dan (Latin Amerika) Kürdistan’a, Afrika’dan Asya’ya ve Avrupa’ya uzanan bir hat boyunca kolektif mücadele ağlarını büyütmeliyiz. Ormansızlaşmaya, doğayı hedef alan kimyasal silahlara ve ekosistemleri yok eden şirketlere karşı ortak stratejiler geliştirmeliyiz.”

4 günlük süren bu buluşmalar dünya halklarına umut dolu bir çağrıyla sona erdi: Çağrı şu şekildedir:

“Kadınların ve halkların mücadelelerini birleştirerek, topraklarımızı ve yaşamı savunacağız.”