Londra’da “Mekân ve Hafıza” etkinliği
Londra Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen “Mekân ve Hafıza / War û Bîr” etkinliği, film gösterimi, söyleşi ve panel bölümleriyle halk hafızasının sanatsal yollarla nasıl diri tutulabileceğini tartıştı.
Londra Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen “Mekân ve Hafıza / War û Bîr” etkinliği, film gösterimi, söyleşi ve panel bölümleriyle halk hafızasının sanatsal yollarla nasıl diri tutulabileceğini tartıştı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da, Jiyan Kadın Meclisi ve Kürt Halk Meclisi’nin ortak organizasyonuyla “Mekân ve Hafıza / War û Bîr” başlıklı bir etkinlik düzenlendi.
Kürt Toplum Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe yazar Rober Koptaş, yönetmen-yazar İlham Bakır ve yazar-düşünür Aydın Çubukçu katıldı. Etkinlikte halk hafızasının sanat aracılığıyla nasıl canlı tutulabileceği tartışıldı.
Etkinlik, yönetmen İlham Bakır’ın “Sesler ve Kilitler (Deng û Kilît)” adlı belgesel filminin gösterimiyle başladı. Unutulmuş mekânlar ve bastırılmış hafızaların izini süren film, izleyicilerde derin duygusal yankılar yarattı.
Gösterim sonrası konuşan Bakır, çekim sürecinde yaşadığı deneyimleri paylaşarak, “Terk edilmiş köylerde sadece sessizlik değil, geçmişin yankısı da vardı” dedi. Bakır, filmlerinde yok edilen köylerin, susturulan dillerin ve silinen izlerin peşinde olduğunu vurguladı.
Programın ikinci bölümünde yazar Rober Koptaş, son kitabı “Unufak” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Kimlik, göç ve bellek temaları etrafında şekillenen anlatılarının hem kişisel hem toplumsal bir iyileşme çabası olduğunu belirten Koptaş, “Bir halkın hikâyesi ancak anlatıldıkça yaşamaya devam eder” sözleriyle geçmişin izini sürmenin bir direniş biçimi olduğunu ifade etti.
Koptaş, halk hafızasının mekân üzerinden sistemli biçimde silinmesine de dikkat çekerek, “Bir zamanlar mezarlık olan yerlerin üzerine evler yapıldı, tarlalar açıldı. Artık kimse ‘burada Ermeniler yaşardı’ diyemiyor” dedi. Buna rağmen halkın dilinde eski yer isimlerinin yaşamaya devam ettiğini, bunun da “hafızanın kendi direniş biçimi” olduğunu vurguladı.
Panelin son konuşmacısı Aydın Çubukçu ise, hafıza ve mekân ilişkisinin toplumsal ve siyasal boyutuna değindi. Devletlerin ideolojik hafıza inşası sürecinde geçmişi yıkarak kendi anlatılarını kurduğunu belirten Çubukçu, “Bir binayı yıkarak sadece taşları değil, bir halkın varlığını da ortadan kaldırırsınız” dedi.
Çubukçu, halkların bu hafıza mühendisliğine karşı direncine dikkat çekerek, “Bir caddeye yeni isim verilebilir ama halk o caddeyi eski adıyla anmaya devam eder. İşte bu, hafızanın kendi direniş biçimidir” ifadelerini kullandı.
Etkinliğin sonunda katılımcılar konuşmacılara ve organizatörlere teşekkür ederken, benzer buluşmaların sürdürülmesi temennisinde bulundu. Jiyan Kadın Meclisi ve Kürt Halk Meclisi temsilcileri, hafızayı korumanın kültürel bir direniş biçimi olduğunu vurguladı: “Mekânı, hafızayı ve dili yaşatmak, halkın kendini yeniden var etmesidir.”