Metz’de halk buluşması: Kürt meselesi bölgesel bir demokrasi meselesidir

Siyasetçi İdris Baluken ve DEM Parti Avrupa Konseyi temsilcisi Faik Yağızay’ın katılımıyla düzenlenen halk buluşmasında Rojava’daki gelişmeler, Ortadoğu’daki güç dengeleri ve Kürt meselesinin boyutları konuşuldu.

Fransa’nın Metz kentine bağlı Saint-Avold komününde bölgesel gelişmelerin ve güncel siyasi sürecin değerlendirildiği bir halk buluşması düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, Ortadoğu’daki son gelişmeler, Rojava’daki tablo, bölgesel dengeler ve Kürt meselesinin politik boyutları ele alındı. Buluşmanın konukları eski HDP milletvekili İdris Baluken ile DEM Parti Avrupa Konseyi temsilcisi Faik Yağızay oldu.

Toplantıda ilk sözü alan Baluken, Ortadoğu’da son yıllarda hız kazanan siyasal ve askeri gelişmelerin Kürdistan coğrafyası üzerinde doğrudan ve belirleyici etkiler yarattığını belirtti. Özellikle Rojava’daki mevcut durumun yalnızca yerel bir mesele olarak ele alınamayacağını vurgulayan Baluken, “Ortadoğu’da taşlar yeniden yerinden oynuyor. Bu yeniden diziliş, Kürt halkını hem risklerle hem de tarihsel fırsatlarla karşı karşıya bırakıyor. Rojava’daki gelişmeler, bölgesel güç dengelerinin bir yansımasıdır. Ancak aynı zamanda Kürt halkının öz örgütlülüğünün ve iradesinin de bir sonucudur” dedi.

Baluken, Rojhilat’ta yaşanan gelişmelere de değinerek, İran’daki toplumsal hareketliliğin Kürt halkının talepleriyle kesiştiği noktalara işaret etti. “Rojhilat’ta yükselen toplumsal itiraz, sadece bir rejim karşıtlığı değil aynı zamanda kimlik, eşit yurttaşlık ve demokratik haklar talebidir. Kürt meselesi bölgesel bir demokrasi meselesidir. Bu gerçek görülmeden kalıcı bir çözüm üretilemez” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum Sürecine de geniş yer ayıran Baluken, geçmiş çözüm deneyimlerine atıfta bulundu. “Bizzat içinde yer aldığımız ilk barış sürecinde de gördük ki, meselenin çözümünde muhataplık tartışması hayati önemdedir. O dönemde de bugün de Kürt meselesinin çözümünde muhatap kati suretle Sayın Öcalan’dır. Bu gerçeklik yok sayılarak atılan her adım eksik kalır” dedi. Baluken, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumsal zeminin genişletilmesinin barış ihtimalini büyüteceğini vurgulayarak, “Barış yalnızca devlet ile bir aktör arasında yürütülen teknik bir müzakere değildir. Halkın sahip çıktığı toplumsal bir sözleşmedir” şeklinde konuştu.

Faik Yağızay ise Avrupa’daki Kürt diasporasının sorumluluğuna dikkat çekti. Rojava’daki gelişmelerin uluslararası boyutuna değinen Yağızay, “Rojava’da ortaya çıkan model, sadece askeri ya da güvenlik bağlamında ele alınamaz. Kadın özgürlüğü, yerel demokrasi ve çok kimlikli yaşam açısından da dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Ancak bu kazanımlar ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Uluslararası güçlerin çıkar dengeleri değiştikçe Kürt halkının statüsü de pazarlık konusu yapılmak isteniyor” dedi.

Yağızay, Avrupa Konseyi ve Avrupa kurumları nezdinde yürütülen diplomatik temaslara da değinerek, “Avrupa’da Kürt meselesini yalnızca bir güvenlik başlığı altında ele alan anlayışa karşı, bunun bir demokrasi ve insan hakları meselesi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Demokratikleşme olmadan barış, barış olmadan da kalıcı istikrar mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Her iki konuşmacı da bölgesel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Kürt siyasal hareketinin birlik, stratejik akıl ve toplumsal örgütlülük zemininde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Katılımcıların sorularının yanıtlandığı bölümde, yeni süreçte olası müzakere dinamikleri, Rojava’nın geleceği ve diasporanın rolü üzerine karşılıklı değerlendirmeler yapıldı.

Toplantı, barış ve demokratik çözüm vurgusunun öne çıktığı mesajlar ve sloganlarla sona erdi.