Fransa'da Kürdistanlılar Rojava’ya saldırıları protesto etti-YENİLENDİ-I
Nice, Bordeaux, Avignon, Lyon ve Strasbourg'da binlerce kişi, HTŞ-DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı yürüyüş düzenleyerek Rojava halkına destek çağrısında bulundu.
Nice, Bordeaux, Avignon, Lyon ve Strasbourg'da binlerce kişi, HTŞ-DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı yürüyüş düzenleyerek Rojava halkına destek çağrısında bulundu.
Fransa’nın Nice kentinde Kürdistanlılar ve Kürt dostları, Rojava’ya yönelik Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve DAİŞ saldırılarını protesto etmek amacıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Etkinlik, Nice ana tren istasyonu önünden başlayarak yaklaşık üç kilometrelik güzergâhın ardından Masséna Meydanı’nda sona erdi. Meydanda toplanan kitle, Kürdistan Özgürlük Şehitleri anısına saygı duruşunda bulundu.
Eylemde Ermeni dernekleri, Fransız Sosyalist Partisi ve Kürt Halk Meclisi temsilcileri söz alarak dayanışma ve ortak mücadele vurgusu yaptı. Katılımcılar, “Katil Erdoğan, katil Colani”, “Kurdistan Yek e”, “Bijî berxwedana YPG”, “Bijî YPG” sloganlarıyla Rojava halkına destek çağrısı yaptı.
BORDEAUX
Bordeaux’da binlerce Kürdistanlı, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı günlerdir süren sokak eylemlerinin bir parçası olarak Place de la Bourse Meydanı’nda toplandı. Kitle, Liberté Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüş boyunca “Rojava yalnız değildir”, “Bijî berxwedana Rojava” ve “Stop aux attaques contre le Rojava” sloganları atıldı. Kentin merkezi noktalarında yapılan açıklamalarda, Rojava’da halkların yürüttüğü özsavunma ve özgür yaşam mücadelesine dikkat çekildi.
Bordeaux Kürt Öğrenci Birliği (YXK-B), yürüyüş alanında hem Fransız demokratik çevrelerle hem de yurtseverlerle röportajlar gerçekleştirdi. Röportajlarda, Rojava’ya yönelik saldırıların yalnızca Kürt halkını değil, Ortadoğu’da halkların birlikte ve eşit yaşam umudunu hedef aldığı vurgulandı.
Röportaj yapılan Fransız katılımcılar, Rojava’da inşa edilen demokratik ve özgürlükçü sistemin tüm dünya halkları açısından önemli bir deneyim olduğunu belirterek, Fransa başta olmak üzere Avrupa devletlerinin saldırılar karşısındaki tutumunu eleştirdi. Dayanışmanın büyütülmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Yurtseverler ise Rojava’daki direnişin tarihsel bir halk direnişi olduğunu ifade ederek, Kürt halkının kazanımlarının hedef alındığını ve buna karşı her alanda mücadelenin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.
Yürüyüş, Rojava ile dayanışmanın büyütülmesi ve saldırılara karşı uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi çağrısıyla sona erdi. Eylemde, Rojava halkının mücadelesinin yalnız olmadığı ve mücadelenin her alanda sürdürüleceği vurgulandı.
AVIGNON
Avignon'da Kürt halkı, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenledi.
Eylem, saat 14:00’te Avignon Garı önünde başladı. Kitle, sarı-kırmızı-yeşil bayraklar ve YPG/YPJ bayrakları taşıdı. Yürüyüş boyunca, cadde boyunca sık sık “Bijî Berxwedana Rojava” sloganları atıldı.
Yürüyüş, şehir merkezindeki meydanda düzenlenen mitingle sona erdi. Mitingde, Rojava şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Konuşmalarda, Rojava özgürleşene kadar eylemlerin her yerde süreceği mesajı verildi. Katılımcılar, sloganlar eşliğinde alandan ayrıldı.
STRASBOURG
1 Şubat Dünya Rojava Günü dolayısıyla Strasbourg’da Rojava’ya sahiplenme eylemleri gün boyu sürdü. Etkinlikler kapsamında kent merkezindeki Kleber Meydanı’nda bilgilendirme standı kurulurken, Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde ise halk toplantısı düzenlendi. Gün boyu süren programda Rojava’daki güncel gelişmelere dikkat çekilirken, dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı.
Kleber Meydanı’nda kurulan bilgilendirme standında broşürler aracılığıyla kitle çalışması yürütüldü. Dağıtılan broşürlerde, cihadist HTŞ çetelerinin uluslararası meşruiyet arayışı ve Türkiye devletinin desteğiyle Kürt halkına yönelik katliam politikalarını dayattığına dikkat çekildi. Stand çalışmasında Rojava’daki son gelişmelere ilişkin kamuoyu bilgilendirilirken, uluslararası dayanışmanın büyütülmesi yönünde çağrılar yapıldı.
Program, Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen halk toplantısıyla devam etti. Toplantıya Demokratik Birlik Partisi (PYD) Avrupa Temsilcisi Dexil el Abas, konuşmacı olarak katıldı.
Kürdistan şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşu sonrasında devam eden halk toplantısında konuşan Dexil el Abas, Halep’e yönelik saldırılarla başlayan sürecin tekil askeri gelişmelerden ibaret olmadığını, aksine daha geniş bir uluslararası konsept dahilinde yürütüldüğünü vurguladı. Bu çerçevede bölgesel ve uluslararası aktörlerin rol ve çıkarlarına dikkat çeken Dexil El Abas, sahadaki gelişmelerin diplomatik ve siyasal zeminden bağımsız ele alınamayacağını ifade etti.
Bu sürecin merkezinde yer alan Rojava’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dexil El Abas, bölgede istikrarsızlığın kalıcı hâle getirilmek istendiğini belirtti. Halep’te başlayan saldırı dalgasının, Rojava’yı siyasi, askeri ve toplumsal açıdan baskı altına almayı hedefleyen daha geniş bir planın parçası olduğunu dile getirdi.
29 Ocak’ta varılan anlaşmanın içeriğine de değinen Dexil El Abas, söz konusu mutabakatın gerilimi ortadan kaldırmaktan ziyade zamana yaydığını ve Rojava üzerindeki tehlikenin sürdüğünü söyledi. Anlaşmanın, sahadaki güç dengelerini geçici olarak düzenlemeye odaklandığını ancak Rojava’nın siyasi statüsü, güvenlik garantileri ve uluslararası tanınırlığına dair temel sorulara yanıt vermediğini vurguladı.
Son bir aylık süreçte özellikle kadınlara yönelik suçların sistematik bir biçimde işlendiğine dikkat çeken Dexil El Abas, bunun münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bu saldırıların, Rojava’da inşa edilen kadın özgürlükçü toplumsal modelin kazanımlarını hedef aldığına işaret eden El Abas, kadınların kamusal, siyasal ve örgütsel alandan dışlanmasının amaçlandığını ifade etti.
Konuşmasında Kürtlerin DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadeleye de değinen Dexil El Abas, Kürtlerin bu süreçte yalnızca kendi bölgelerini değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güvenliği savunduğunu hatırlattı. Kürtlerin Uluslararası Koalisyon’un sahadaki en etkili ve güvenilir ortaklarından biri olduğunu belirten El Abas, bu mücadelede ağır bedeller ödendiğini vurguladı.
Ancak DAİŞ’in askeri olarak geriletilmesinin ardından Kürtlerle kurulan bu ortaklığın büyük ölçüde askeri düzeyde kaldığını ifade eden El Abas, siyasal ve diplomatik boyutta aynı sorumluluğun üstlenilmediğini söyledi. Kürtlerin güvenlik, statü ve siyasal gelecek konularında büyük ölçüde yalnız bırakıldığını belirterek, bunun sahada yeni kırılganlıklar yarattığına dikkat çekti.
Konuşmasının bu bölümünde Rojava özelinde ortaya çıkan “Yek e, yek e, yek e – Kurdistan yek e” sloganının tarihsel ve siyasal önemine dikkat çeken Dexil El Abas, bu ifadenin yalnızca Rojava’ya ait bir slogan olmadığını vurguladı. El Abas, söz konusu sloganın Kürt halkının parçalanmışlığa karşı geliştirdiği ortak birlik bilincini yansıttığını belirtti.
Kürtlerin farklı coğrafyalarda ayrı ayrı değil, bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Dexil El Abas, bu sloganın hem iç ayrışmalara hem de Kürtleri parça parça muhatap alan bölgesel ve uluslararası politikalara karşı güçlü bir birlik çağrısı niteliği taşıdığını söyledi. El Abas’a göre bu söylem, Kürt halkının ortak kimliğini, taleplerini ve tarihsel duruşunu açık biçimde ortaya koyuyor.
Konuşmasının devamında Kürt halkının örgütlü mücadelesine de değinen Dexil El Abas, Kürtlerin özgür ve bağımsız kurumlarının kendi aralarında bir araya gelerek tüm örgütlenme çerçevelerini güçlendirmesinin hayati önemde olduğunu ifade etti. Son günlerde yoğun baskı, engelleme ve müdahalelere rağmen bu çabaların sonuçsuz bırakılmadığını vurgulayan Dexil El Abas, yaşanan tüm saldırılara karşın Kürt halkının ortak iradesinin geri adım atmadığını söyledi.
Bu süreçte çok sayıda Kürt aydın, emekçi, genç ve kadının hedef alındığını hatırlatan Dexil El Abas, baskı politikalarının temel amacının Kürt halkının ortaklaşmasını engellemek olduğunu ancak ortaya çıkan tablonun bunun tersini gösterdiğini belirtti. El Abas’a göre, tüm baskılara rağmen halkın örgütlü duruşu daha görünür ve güçlü bir hâl aldı.
Avrupa’dan Kürdistan’ın dört parçasına uzanan bütünlüklü eylemler ile yükseltilen “Kürtler birdir” çağrısının bu mücadelenin en güçlü mesajı olarak öne çıktığını ifade eden Dexil El Abas, bu çağrının yalnızca bir slogan değil; Kürt halkının kimliğini, ortak taleplerini ve birlik bilincini yansıtan tarihsel bir duruşu ifade ettiğini dile getirdi.
Kürt halkının örgütlenmesi, iradesini ortaya koyması ve taleplerini kolektif biçimde dile getirmesinin bugün hem Avrupa’da hem de Kürdistan’ın dört parçasında ortak bir mücadele hattı oluşturduğunu belirten El Abas, bu sürecin Kürtlerin tek bir halk olduğu gerçeğini bir kez daha güçlü biçimde görünür kıldığını söyledi.
Halk toplantısının soru-cevap bölümünde katılımcılar, belirsizliklerin yoğun olduğu bu dönemde böylesi bir toplantının düzenlenmesini önemli bulduklarını ifade etti. Hem salondan hem de çevrimiçi katılımcılardan gelen sorular, uluslararası güçlerin tutumuna yönelik eleştirilerin öne çıktığını gösterdi.
Soruların önemli bir kısmı, başta Fransa olmak üzere koalisyon ülkelerinin DAİŞ’e karşı Kürtlerle kurduğu iş birliğini neden uzun vadeli siyasal ve diplomatik bir ortaklığa dönüştürmediğine odaklandı. Katılımcılar, sahada en büyük bedeli ödeyen Kürtlerin, çatışmaların ardından güvenlik ve siyasal gelecek konusunda yalnız bırakıldığını dile getirdi. Dexil El Abas, bu eleştirilerin bir karşıtlık değil, uluslararası ortaklıklara dair meşru beklentilerin ifadesi olduğunu vurguladı.
Toplantıda ayrıca Êzidî, Ermeni ve Süryani halkların durumu da gündeme geldi. Dexil El Abas, bu halkların DAİŞ saldırılarından en ağır biçimde etkilenen topluluklar arasında yer aldığını hatırlatarak, Rojava’daki çok kimlikli ve çok inançlı yapının korunmasının hayati önemde olduğunu belirtti.
Soru-cevap bölümünün ardından halk toplantısı, Rojava halkıyla dayanışma mesajlarıyla sona erdi. Dexil El Abas, Kürtlerin DAİŞ’e karşı verdiği mücadelenin yalnızca geçmişte kalmış bir fedakârlık olarak görülmemesi gerektiğini, uluslararası toplumun bugün de bu mücadeleye karşı siyasi ve hukuki sorumluluk taşıdığını ifade etti. Kalıcı barış ve istikrarın ancak Rojava’daki siyasal iradenin tanınması ve diyalog kanallarının güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı.
LYON
Rojava Komitesi’nin çağrısıyla saat 14.00’te Place Jean Macé’de bir araya gelen yüzlerce Kürdistanlı ve dostları, Ey Reqîb marşının ardından şehitler anısına sloganlarla yürüyüşe geçti.
Yürüyüş boyunca Fransızca ve Kürtçe “Jin, Jiyan, Azadî”, “Rojava direniştir”, “Bijî berxwedana Rojava’yê”, “Rojava yalnız değildir”, “Rojava’ya statü”, “Öcalan’a özgürlük” ve “Yaşasın enternasyonel dayanışma” sloganları atıldı.
Mezopotamya Kürt Kültür Derneği, Sosyalist Kadınlar Birliği, Fransız Komünist Partisi ve Young Struggle’ın katıldığı yürüyüşte YPG ve YPJ bayrakları taşındı.
Yürüyüş, Bellecour Meydanı’nda Fransızca ve Kürtçe yapılan basın açıklamalarının ardından sloganlar ve alkışlarla sona erdi. Yapılan konuşmalarda, Rojava’nın “insanlığın altın kalesi” olduğu vurgulanarak emperyalist politikalara ve selefi cihatçı saldırılara karşı mücadelenin sürdürüleceği mesajı verildi. Enternasyonalist konuşmacılar, onurlu direnişi Kürt halkının mücadelesinden öğrendiklerini belirterek dayanışmanın süreceğini ifade etti.