Avustralya’nın Sydney kent merkezinde düzenlenen kitlesel eylemde HTŞ ve Türk devletine bağlı çetelerin Rojava ve Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları kınandı.
Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM) ve Sydney Kürt Gençlik Derneği’nin organize ettiği eyleme Avustralya ve Kürdistandan siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri de katılarak Rojava ve Kürt halkı ile dayanışma mesajı verdi.
Sydney Kürt Gençlik Derneği adına konuşma yapan Baran Söğüt, Rojava şahsında tüm Kürt halkına ve bölge halklarına karşı çok tehlikeli bir saldırının geliştirildiğini, bu tehlikeli konsepti bertaraf etmenin yegane yolunun tüm Kürtlerin ve dostlarının güçlü bir şekilde Rojava etrafında kenetlenmesi ile mümkün olacağını söyledi.
'SAVUNDUĞUNUZ DEĞERLER İNSANLIK DEĞERLERİDİR'
Eylemde bir konuşma Yeşiller Partisi senatörü David Shoebridge, “Öncelikle, böylesine yağmurlu bir günde buraya gelerek dünyanın dört bir yanındaki Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle dayanışma gösteren herkese teşekkür etmek istiyorum. Son iki hafta içinde Kürt halkına yönelik tekrar eden saldırılara tanıklık ettik. Kürtlerin tarihsel olarak yaşadığı topraklarda, Kürt halkına karşı sistematik saldırılar gördük. Suriye’nin batısında, Halep ve çevresinde Kürt halkı hedef alındı. Bu bir tesadüf değildi. Şiddet, saldırılar ve bombardıman özellikle o bölgede yaşayan Kürtler ve Êzidî nüfusuna yöneltildi. Bu ilk kez yaşanmıyor. Suriye’deki şiddet sürecinde, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerin defalarca hedef alındığını biliyoruz. Ancak burada, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Demokratik Özerk Yönetim’in —Rojava yönetiminin— gösterdiği siyasi olgunluğa ve itidale duyduğum hayranlığı özellikle ifade etmek istiyorum. Gösterilen bu olgunluk, bu provokasyonu olduğu gibi görmek; yerinden edilen Kürtler ve Êzidîlerle dayanışma göstermek; hakların korunması gerektiğini açıkça söylemek ve buna rağmen barış yoluna bağlı kalmak şeklinde ortaya konmuştur. Bu tutum, bölgedeki Kürt mücadelesinin siyasi derinliğini, gücünü ve olgunluğunu açıkça göstermektedir.
Aynı zamanda İran’da ülke genelinde de, haftalardır süren hedefli ve şiddet içeren saldırılara tanıklık ediyoruz. Eşitlik ve demokrasi kavramlarını hiçe sayan teokratik bir rejime karşı çıkanlar sistematik biçimde hedef alınıyor. İran’a yönelik Batı’nın bombardıman ve askeri müdahalesi çağrılarını da duyduk. Yeşiller senatörü olarak açık konuşmak istiyorum: Bu çağrılara karşıyız. Batı’nın şiddetinin, işgallerinin ve bombardımanlarının dünyanın herhangi bir yerinde halkların özgürlük mücadelesine gerçekten katkı sağladığını hiç görmedik. Donald Trump gibi figürlerin de dünyadaki gerçek özgürlük mücadeleleri için bir kurtarıcı olmadığını biliyoruz.
Ayrıca şunu da açıkça söylemek isterim ki, İran’daki baskının en ağır yükünü taşıyan belirli gruplar vardır. Eşitlik isteyen, sesini yükselten güçlü kadınlar… Özellikle de güçlü Kürt kadınlar. Kürt mücadelesi, toplumsal cinsiyet eşitliğine olan inancıyla tanınır. Yaşına, cinsiyetine, etnik kimliğine ya da inancına bakmaksızın herkes için saygıyı esas alan bir siyaseti savunur. Bugün burada bu kadar çok insanın sizinle birlikte durmasının nedenlerinden biri de budur. Kürt mücadelesinin cesareti, gücü ve ilkeleri. Bir yanda Kürt halkının ilkeleri, gücü ve dayanışması; diğer yanda ise bu temel değerlere saldıran bir rejimin kötülüğünün birleşimidir. Partim ve burada bulunan tüm meslektaşlarım adına şunu söylemek istiyorum: Kürt halklarının özgürlük, barış ve kendi kaderini tayin etme mücadelesinde her zaman yanınızda olacağız. Savunduğunuz değerler —toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasi, kaynaklara adil ve eşit erişim— bizim de paylaştığımız değerlerdir. Ve dünya bugün bu değerlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır.
'FEDERAL HÜKÜMETİ HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ'
Daha sonra söz alan Yeşiller Partisi milletvekili Abigail Boyd, “Bugün buradayız ve ben bir Yeşiller Partisi üyesi olarak, hem Avustralya genelinde hem de dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürt halklarıyla dayanışma içinde olduğumu ifade etmek için buradayım. Kürt halklarıyla ortak değerleri paylaşıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği, herkes için eşitlik, ekonomik adalet; tabandan demokrasi, özgür, onurlu ve özerk bir yaşam hakkı gibi değerler… Bunlar bizim de savunduğumuz değerlerdir. Ortadoğu’da Kürt halkına karşı işlenen vahşetleri yeniden duymak yüreğimi parçalıyor. İster Halep’te olsun, ister İran’da… İnsanların öldürüldüğünü biliyoruz. Ve bu tür çatışmalarda, devlet şiddetinin ve baskıcı rejimlerin yükünü orantısız biçimde Kürt halklarının taşıdığını da çok iyi biliyoruz. Acınızı hissediyorum. Ancak bir Yeni Güney Galler temsilcisi olarak, buradaki topluluğu dinlemeyi ve endişelerinizi olabildiğince yüksek sesle dile getirmeyi kendi sorumluluğum olarak görüyorum. Bu son derece korkutucu bir dönem. Federal hükümeti, bu konuda harekete geçmeye çağırıyoruz” dedi.
AVUSTRALYA HÜKÜMETİNE: BU KORKUNÇ SUÇA ORTAK OLMA!
Sosyalist İttifak Temsilcisi ve Rojava ile Dayanışma Komitesi Başkanı Peter Boyle de yaptığı konuşmada, “Dostlar, şimdi söyleyeceklerimi Deniz Çiya’ya adamak istiyorum. Deniz, geçtiğimiz hafta Halep mahallelerinde halkını savunurken hayatını feda eden, birçok genç Kürt özgürlük savaşçısından biriydi. Orada yaşananlar bir vahşetti. Orada yaşananlar bir katliamdı. Orada yaşananlar, Halep’te Kürtlerin çoğunlukta olduğu mahalleleri etnik olarak temizlemeye yönelik planlı bir girişimdi. Bu, eğer Şam’daki HTŞ rejimi ve onu destekleyen Türkiye’deki güçler istediklerini elde ederse, Suriye’nin diğer bölgelerinde nelerin yaşanabileceğinin korkunç bir habercisiydi. Cinayet, vahşet, barbarlık… Hâlâ yüzlerce insan kayıp. Ve burada, bu kalabalığın içinde, son haftalarda aile üyeleri kaybedilen insanlar olduğunu biliyorum. Silahsız, çatışmalardan kaçan insanlardan ayrıldılar; bilinmeyen yerlere götürüldüler. Bu yaşananlar son derece korkunçtu. Ama daha da kötüsü, dünyanın dört bir yanından gelen sağır edici sessizlikti. Sadece sessizlik değil, ben buna açıkça suç ortaklığı derim. Çünkü tam bunlar yaşanırken, Avrupa Birliği’nden ve Amerika Birleşik Devletleri’nden üst düzey heyetler Colani ile bir araya geliyor, el sıkışıyor, güzel fotoğraflar çektiriyordu. Kimseye bunun suç ortaklığı olmadığını, aynı anda bu cihatçı milis grupların mahalleleri dolaşıp bu vahşeti gerçekleştirdiklerini bilmediklerini söyleyemezsiniz. Buna inanmıyorum. Kimse de inanmaz. Ama en azından Avustralya hükümetinden isteyebileceğimiz şey, bu korkunç suç ortaklığına dâhil olmamasıdır. Ses çıkarmasıdır. Çünkü bu bir vahşettir. Hep birlikte Avustralya hükümetine seslenmeliyiz: Ses çıkarmasını, bu vahşeti kınamasını ve yaşananlar için adalet ve hesap verebilirlik talep etmesini istemeliyiz. Yapabileceğimiz en az şey budur. Burada karşı karşıya olduğumuz şey, yalnızca bir toprak parçası için verilen bir savaş değildir. Diğer konuşmacıların da söylediği gibi, bu basit bir toprak mücadelesi değildir. Rojava’nın temsil ettiği şey; bir değerler bütünü, geleceğe dair bambaşka bir bakış ve bambaşka bir gelecek vizyonudur. Bu gelecek; farklı toplulukların, farklı dinlerin, farklı etnik kimliklerin karşılıklı haklarına saygıya dayanan bir gelecek mi olacak? Kadınların haklarına saygıyı esas alan, çevreyle uyum içinde yaşamayı kabul eden bir gelecek mi olacak? Yoksa IŞİD döneminde gördüğümüz barbarlık mı hâkim olacak; o yolu izleyenlerin savunduğu karanlık yaşam mı? Bugün önümüzde duran tercih budur.”
Yeşiller Partisi milletvekili Kobi Shetty de, konuşmasında federal hükümete ve uluslararası kurumlara Rojava’da Kürt halkına yönelik katliamlar konusunda harekete geçmesi çağrısında bulundu.
Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu (FDKS-A) Eşbaşkanı Brusk Ayveri de konuşmasında, Rojava şahsında gelişirilmek istenen imha ve tasfiye konseptine dikkat çekerek tüm Kürtleri Rojava etrafında kenetlenmeye çağırdı. “Saldırı sadece Rojavadaki devrim kazanımlarının tasfiye etmeye yönelik değil, tüm Kürtler ve Kürdistanın geleceği hedeflenmektedir. Hakeza Rojhilatta da özgürlük serhildanları faşist İran molla rejimi tarafından katliamlarla cevap veriliyor. Bu vahşete sessiz kalamayız. Ulusal birliğimizi pekiştirerek Rojavaya ve Rojhilata sahip çıkabilir, tehlikeleri ber taraf edebiliriz” dedi. Ayveri ayrıca Çarşamba günü de başkent Canberrada federal parlamento önünde kitlesel bir eylem düzenleneceğini belirterek halka katılım çağrısı yaptı.
'DAİŞ ZİHNİYETİNE KARŞI OMUZ OMUZA MÜCADELE EDİLMELİ'
Dürzi toplumu temsilcisi Lily Dürzi de yaptığı konuşmada Kürt ve Dürzi halklarının aynı kadere sahip olduğunu, ortak düşman olan İŞID zihniyetine karşı her alanda dayanışma halinde omuz omuza mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
Komala Zahmetkeşan temsilcisi Arman Rojhelat da konuşmasında Rojava ve Rojhilat Kürdistanında yaşanan gelişmelere dikkat çekerek Kürtlerin dört parça Kürdistanda kaderlerinin birbirine bağlı olduğunu, bu nedenle tek ses halinde saldırılara karşı durulması gerektiğini vurguladı.
Eylemde sık sık “Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwedana Rojhilat”, “Sessiz kalma Avustralya”, “Kürdistan faşizme cezar olacak” sloganları atıldı.