GÖRÜNTÜLÜ

Sydney’de Rojava ile dayanışma eylemi: İnsanlık sizinle

1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Sydney’de düzenlenen eylemde, Rojava’ya yönelik soykırım saldırıları kınanırken Kürt halkı ile dayanışma mesajları verildi.

1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Avustralya’nın Sydney kent merkezinde düzenlenen eylemde Rojava’ya yönelik saldırılar protesto edildi. Siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum örgütleri, Kürt halkıyla dayanışma mesajları verdi.

Demokratik Kürt Toplumu Merkezi (DKTM) ile Sydney Kürt Gençlik Derneği tarafından organize edilen eyleme, Avustralya’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Temsilciler, Rojava ve Kürt halkıyla güçlü dayanışma mesajları sundu.

DKTM adına konuşan Baran Söğüt, Rojava’ya yönelik saldırıların hedefinde Kürt halkının ve ağır bedellerle elde edilen kazanımların tasfiyesi olduğuna dikkat çekerek, “Bu imha konseptine karşı Kürt halkı ve dostları olarak sürekli eylem halinde olacağız” dedi.

Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu Eşbaşkanı Brusk Ayveri ise konuşmasında, Rojava’dan Rojhilat’a, Bakur’dan Başûr’a kadar tüm Kürt halkının, Kürdistan’da ve yurtdışında ulusal birlik ruhuyla bu saldırılara karşı ayağa kalktığını belirtti. Ayveri, “Halk olarak bizi güvence altına alacak ve özgür bir geleceği yaratacak olan, bu birlik ruhu ve ortak mücadeledir. Bunda sonuna kadar ısrarcı olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Liberal Parti Milletvekili Julian Lesser de konuşmasında, Kürt halkına yönelik saldırılar karşısında Avustralya’nın sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. Lesser, Kürtlerin tarihsel olarak bölünmüşlüğüne ve maruz kaldıkları katliamlara değinerek şöyle konuştu: “Orta Doğu’nun dördüncü büyük etnik grubu olmasına rağmen, yaklaşık 35 milyon Kürt; Irak, Türkiye, Suriye, İran ve Ermenistan sınırları arasında bölünmüş durumdadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kürtler için bir devlet ihtimali doğmuşken, 1923 Lozan Antlaşması’yla bu umut ortadan kaldırıldı. Kürtler, çıkarları kendilerini öncelemeyen hükümetlerin politik hesaplarına defalarca kurban edildi. 1980’ler boyunca Saddam Hüseyin rejimi Irak’ta Kürt halkını sistematik biçimde hedef aldı. Enfal kampanyası kapsamında bombalamalar, infazlar, kadınlara yönelik cinsel saldırılar ve kimyasal silahlar kullanıldı. Kadınlar ve çocuklar dâhil on binlerce insan hayatını kaybetti. IŞİD’e karşı yürütülen mücadelenin en başından itibaren Kürtler şiddetin tam ortasında kaldı. Kürtler, Avustralya’nın da inandığı bir dava uğruna fazlasıyla savaştı ve bedel ödedi. Suriye Demokratik Güçleri çatısı altındaki Kürt savaşçılar, IŞİD’e karşı kararlı ve güvenilir müttefikler oldu. Kürt halkının cesareti ve fedakârlığı asla unutulmamalıdır. Bugün dünya daha güvenliyse, bu fedakârlıklar sayesindedir. IŞİD’e karşı ön safta duran Kürt kadınları ve toplulukları çok ağır bedeller ödedi. On bir binden fazla insan bir daha evine dönemedi. Buna rağmen bugün aynı topluluklar yeniden kuşatma altındadır. Sivillerin hedef alındığına, zorla yerinden edilmelerin yaşandığına, su ve elektriğin kesildiğine ve IŞİD unsurlarının serbest bırakıldığına dair haberler son derece kaygı vericidir. Rojava, farklı halkların ve inançların yan yana yaşayabildiği; kadınların toplumsal yaşamda görünür ve etkin olduğu; işbirliğinin kaosa tercih edildiği bir modeli temsil ettiği için hedef alınıyor. Bu yaşananlar tesadüf değildir. Bu, bilinçli ve kasıtlı bir kolektif cezalandırmadır ve açıkça dile getirilmelidir. Kürt halkı, kuşaklar boyunca dili, kültürü, müziği ve toplumsal yaşamı koruyarak direnmiştir. Bugün buradaki varlığımız, Rojava’daki insanlara net bir mesajdır: Unutulmadınız. Yalnız değilsiniz. Mücadeleniz görülüyor ve biz sizinle dayanışma içindeyiz.”

İktidardaki İşçi Partisi Milletvekili Nathan Hagarty ise eyalet parlamentosu, federal ve uluslararası düzeyde yürütülen girişimlere ilişkin bilgi verdi. Hagarty, QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî ile çevrim içi bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve Dışişleri Bakanı Penny Wong’a bir mektup gönderdiklerini belirterek, Avustralya’nın Kuzey Suriye’de barışçıl bir çözüm için diplomatik baskı uygulaması çağrısında bulundu. Hagarty ayrıca yeniden inşa sürecinin tüm halkları kapsaması ve 10 Mart anlaşmasının eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı.

Papaz Bill Crew da konuşmasında, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin dünya halkları tarafından desteklendiğini belirtti. Crew, “Kürdistan’dan ve Kürt halkından söz ettiğinizde, milyonlarca Avustralyalı aynı şeyi söylüyor: Hepiniz özgürlüğü hak ediyorsunuz. Daha geçen pazar Londra’daydım. Trafalgar Meydanı’nda 40 bin Kürt’ün katıldığı dev bir miting vardı. Orada da şunu dedim; Kürt halkını desteklemeyen tek bir Britanyalı tanımıyorum. Aynı şekilde, yanına gidip “Abdullah Öcalan için özgürlük” dediğimde “evet” demeyen tek bir Yahudi tanımıyorum. Kürt halkının özgürlüğünden söz ettiğimizde, herkes “evet” diyor. Siz dünya üzerindeki tüm hükümetler tarafından defalarca ihanete uğradınız. Ama halklar tarafından değil. Halklar sizinle, insanlık sizinle. Biz insanlar, hepimizin özgür doğduğuna inanırız. Hepimizin özgür olması gerekir. Ama her zaman birileri çıkar ve özgürlüğünüzü elinizden almak ister. İşte buna dur demek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Sosyalist İttifak Temsilcisi Peter Boyle ise Kobanê üzerindeki kuşatmaya dikkat çekerek, güvenli insani yardım koridoru sağlanması için uluslararası garantiler talep edilmesi gerektiğini söyledi. Boyle, “Rojava deneyimi, kadınların güçlendirildiğinde bambaşka bir geleceğin mümkün olduğunu gösteriyor” dedi.

Eylem boyunca “Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwedana Rojhilat”, “Rojava Rojhilat e, Kurdistan yek welat e”, “Bijî YPG”, “Bijî YPJ”, “Defend Rojava” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganları atıldı.

Rojava ile dayanışma kapsamında, Çarşamba günü başkent Canberra’da federal parlamento önünde kitlesel bir eylem düzenleneceği bildirildi.