Başûrê Kurdistan’da 3 bin yıllık çömlek atölyesi ortaya çıkarıldı

Arkeologlar, Başûrê Kurdistan’daki Pişder Ovası’nda Demir Çağı’na tarihlenen, iyi korunmuş bir çömlek atölyesi keşfetti. Bulgular, seramik üretiminin örgütlü ve kolektif bir sistemle yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Almanya’daki Tübingen ve Münih (LMU) üniversitelerinden arkeologlar, Başûrê Kurdistan’daki Pişder Ovası’nda yer alan Dinka Yerleşim Kompleksi’nde yaklaşık 3 bin yıl öncesine tarihlenen, iyi korunmuş bir çömlek atölyesi ortaya çıkardı. Keşif, Demir Çağı’nda seramik üretiminin nasıl örgütlendiğine ve kent yaşamının nasıl yapılandığına dair önemli yeni bilgiler sunuyor.

MÖ 1200–800 yılları arasına tarihlenen atölye, yerleşimin alt kesiminde “Gird-i Bazar” olarak adlandırılan bölgede bulundu. Kazılarda iki adet yukarı doğru hava akımı sağlayan fırın, çömlek yapımında kullanılan aletler, üretim kalıntıları ve bozulmamış tortu tabakaları tespit edildi. Bulgular, seramik üretiminin hane temelli bir faaliyet değil, özel atölyelerde yürütülen, organize ve kolektif bir sistemin parçası olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar, ham kil, bitmiş kaplar, fırın astarları, fırın dolgusu ve pişirme sırasında kullanılan yakıt kalıntıları üzerinde mineralojik ve mikroyapısal analizler yaptı. İncelemeler, seramiklerin çoğunun 900 santigrat derecenin altındaki sıcaklıklarda, oksitleyici koşullarda ve yavaş ısıtma yöntemleriyle pişirildiğini ortaya koydu. Bu süreç, kapların kırmızımsı tonlar kazanmasına neden oldu.

Elektron mikroskopisi ve spektroskopi analizleri, düşük vitrifikasyon seviyelerine işaret ederken, farklı kap türlerinin ve kullanım amaçlarının büyük ölçüde aynı üretim ve pişirme sistemine dahil edildiği belirlendi. Bu durum, modüler, standartlaşmış ve iyi organize edilmiş bir üretim zincirine işaret ediyor.

Tübingen Üniversitesi Arkeometri Araştırma Grubu’ndan çalışmanın başyazarı Dr. Silvia Amicone, üretimde gözlenen bu tekdüzeliğin ortak bir teknik geleneği ve güçlü bir kolektif üretim kimliğini yansıttığını belirtiyor. Amicone’ye göre bu durum, aynı zamanda kaynakların, emeğin ve teknolojik bilginin merkezi biçimde yönetildiğine ve Demir Çağı Zagros bölgesi için beklenenden daha karmaşık bir toplumsal örgütlenmeye işaret ediyor.

Fırınların yapısal özellikleri de dikkat çekici. Yerel kilin organik maddelerle karıştırılmasıyla inşa edilen fırınlar, delikli bir zeminle ayrılmış ateş odası ve üst bölümden oluşuyor. Bu tasarım, Mezopotamya’da MÖ 7. binyıldan beri bilinen geleneksel fırın tipleriyle benzerlik gösteriyor ve bölgedeki uzun süreli teknolojik sürekliliği ortaya koyuyor.

Fırınların kullanım sonrası incelenmesi, yapıların ani bir yıkımla değil, zamanla terk edildiğini gösteriyor. Mikroskobik analizler, suya maruz kalma ve doğal aşınma izlerine işaret ederken, yakıt olarak büyük olasılıkla odun kullanıldığı değerlendiriliyor.

Dinka Yerleşim Kompleksi, 2015 yılından bu yana Zagros bölgesindeki en kapsamlı kazılan Demir Çağı yerleşimlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Uzmanlara göre Gird-i Bazar’daki atölye, zanaat üretiminin kentsel dokunun ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Demir Çağı’nda kent yaşamının sanıldığından daha örgütlü ve uzmanlaşmış bir yapıya sahip bulunduğunu gösteriyor.

Araştırmanın sonuçları, Arkeolojik Bilimler Dergisi’nde yayımlandı. Kazı ve analiz çalışmalarının, Demir Çağı toplumlarının üretim, emek ve teknoloji ilişkilerini daha ayrıntılı biçimde anlamaya katkı sunmaya devam etmesi bekleniyor.