Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü talebiyle Bağcılar Meydanı'nda düzenlenen "Özgürlük Mitingi" devam ediyor.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan'ın konuşmasının ardından sanatçı Tara Mamedova sahne aldı. Mamedova'nın seslendirdiği Kürtçe ezgiler eşliğinde katılımcılar uzun süre halay çekti.
Konserin ardından Önde Apo’nun farklı dönemlerde yaptığı konuşmalardan kesitlerin yer aldığı sinevizyon gösterimi dev ekrana yansıtıldı. Gösterim sırasında alandakiler sık sık "Bijî Serok Apo" sloganları attı.
'BİR KARADENİZ EVLADINI KAYBETTİK'
Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yaşamını yitiren sanatçı Kadir İnanır'ı anarak konuşmasına başladı.
İnanır'ı "barış sevdalısı" olarak nitelendiren Bakırhan, "Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır'ı kaybettik. Sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla da bir demokratı, bir devrimciyi, bir Karadeniz evladını kaybettik. Ailesine, sevenlerine ve Türkiye halklarına başsağlığı diliyorum" dedi.
Bakırhan, demokratik ve eşit bir Türkiye mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, Kadir İnanır'ın ve Sırrı Süreyya Önder'in savunduğu barış mücadelesini büyüteceklerini söyledi.
‘BU MEYDANLARA KULAK VERİLMELİ’
Türkiye'nin dört kentinde "Özgürlük Mitingleri" düzenlediklerini hatırlatan Bakırhan, şunları söyledi: “Neden özgürlük diyoruz? Bu ülke son 50 yılını Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini bastırmak için geçirdi. Bu ülke 3 trilyon dolarını Kürt anadilini konuşmasın diye, siyasi iradesini seçmesin diye, insanca, eşitçe yaşamasın diye harcadı. Bugün eğer emekçiler geçinemiyorsa, eğer asgari ücret ile çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor ve zorlanıyorsa sebebi bu 50 yıllık çatışmadır ve şiddettir. İşte bugün bu meydanlarda bu çatışmanın ve şiddetin bitmesi için Kürt ve Türk evlatlarının yaşamını yitirmemesi için, siyasi iradelerimizin cezaevleri yerine bugün bu alanda olması için, Selahattinlerin, Figenlerin, Leylaların, Ayşe Gökhanların, Nazmi Gürlerin, Ali Ürkütlerin bugün bizim olduğumuz bu alanlarda olması için, süren sürecin başarıya ulaşması için burdayız.
Bu meydanlar, hiçbir zaman pes etmedi, diz çökmedi. Bütün zora ve zulme rağmen ‘barış’ dedi, ‘onurlu bir yaşam’ dedi, ‘kimlik’ dedi, ‘dil özgürlüğü’ dedi. ‘Yerel demokrasi’ dedi. ‘İnsanların adil ve eşit bir şekilde alınterinin hakkını aldığı demokratik bir Türkiye’ dedi. Bu mitingler aynı zamanda demokrasinin, barışın taleplerinin en yüksek sesle dile getirildiği mitinglerdir. Onun için bu ülkeyi yönetenler bu meydanlara kulak vermelidir. Çünkü bu meydanlar barış için bedel ödedi, barış için mahpuslara girdi, çocuklarını kaybetti. Köyleri boşaldı, metropollere yerleşmek zorunda kaldılar. Bu meydan çok şey söyleniyor. Bu meydan susturulamayan bir iradenin sesidir. Bu meydan Colemêrg’in, Dêrsim’in, Amed’in, Türkiye’nin dört bir yanında Kürt sorunun demokratik çözümü isteyen 25 milyon Kürt’ün, Alevinin ve emekçinin sesini dile getiriyor. Sağolun, varolun her daim bu mücadele sahip çıktığınız için.
ESKİ DİLLE SÜRECİ YÖNETEMEYİZ
Dünya değişiyor, Ortadoğu değişiyor, yönetimler değişiyor. Tekçi, inkarcı, demokratik olmayan yönetimler çözülüyor. Dünya yeniden şekilleniyor. Bütün ülkeler artık geçmişini gözden geçirerek daha demokratik bir düzen ve zemin yaratmak zorundadır. Türkiye de değişime gebe bir süreci yaşıyor. Artık Kürt’ün inkar edildiği, Alevilerin inancının reddedildiği, gençlerin geleceğinin çalındığı, kadın haklarının yok edildiği bir düzeni bu süreçte Türkiye kaldıramaz. Onun için barış diyoruz. Onun için demokrasi diyoruz. Artık ülke olarak eski korkularla, yasaklarla, eski dille bu süreci yönetemeyiz. Ortadoğu'nun değiştiği bu süreçte biz de demokrasiyle, kardeşlikle, eşit yurttaşlıkla bu ülkeyi yeniden daha güçlü, kardeşleştirerek kurmak durumundayız.
ÇERÇEVE YASA CESUR OLMALIDIR
Türkiye'nin içerisinde yaşadığı kriz ve kaostan çıkışın yolu var. Çıkışın yolu bellidir. Biz bu kaos ve krizden çıkışın yolu eşit, adil, demokratik bir düzenden geçiyor. Kürt meselesi çözülmeden hukuk eksik kalır, demokrasi yarım kalır, ekonomi kırılgan olur. Türkiye'nin içeride ve dışarıda itibarı gittikçe kaybolur. Dolayısıyla bu tarihsel süreçte daha cesur olmalıyız. Geçmişimizle yüzleşmeliyiz. Kürt'ün yüz yıldır hak harama mücadelesine artık kulak vermeliyiz. Alevilerin inanç hakkına, emekçilerin alın terine artık kulak vermek zorundayız. Her tarihsel çözümün bir başlangıcı vardır. İşte o başlangıç bugündür. Tarihsel bir aralıkta bulunuyoruz. Bu tarihsel aralıkta ilerlememiz için cesur olmamız gerekiyor. Kürt'ün talebine karşılık vermemiz gerekiyor. Bakın, bugün siyasetin en acil görevi nedir? Çerçeve bir yasa çıkarmaktır. Çerçeve yasa açık olmalıdır. Net olmalıdır. Cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği, ayrımcılığa, keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk kurmalıdır. Yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolunu açmalıdır.
SİLAH YAKANLAR HALA DÖNEMEDİ
Bir yıl önce biz de Süleymaniye'de silahların yakıldığı o törende bulunduk. Bir yıl önce silahlar yakıldı ama o silahı yakanlar hala ülkeye dönemediler. Bir yıl kaybettik. Artık bu süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan, daha fazla uzatmadan bir çözüme kavuşturmamız gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz. Hiç kimse ama hiç kimse barışın kapısından çevrilmemelidir. Hiç kimse ‘şu döner, bu dönemez’ dememelidir. Barışın kapısı gelmek isteyen herkese açık olmalıdır. Çerçeve yasa demokratikleşmenin anahtarıdır. Çerçeve yasa yerel demokrasinin, eşit yurttaşlığın, anadilin, özgür yaşamın kapısını açmalıdır. Bu yasayla eğer ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene, demokratik bir cumhuriyete çıkar. Ama daha yasa çıkmadan şu döner, bu gelir, diğeri gelemez, diğeri yargılanır, diğeri barışın kapısından geçemez dediğimiz zaman en baştan düğmeyi yanlış ilikleriz. Yanlış iliklenen düğme yüz yıldır Türkiye'nin enerjisini emdi, ekonomisini emdi, on binlerce insanın yaşamına mal oldu. Düğmeyi doğru yerden koymak ve oradan demokratik bir cumhuriyete ulaşmak siyasetin temel görevidir.
Miting, Agirê Jiyan’ın sahne almasıyla son buldu. Grup üyeleri, barışı temsilen güvercinler uçurdu. Alandaki yurttaşlar, grubun birbirinden güzel parçaları eşliğinde uzun bir süre halaya durdu.