Kamaç: Barış ve Demokratik Toplum Süreci ulusal birlik için tarihsel bir dönemeç

DEM Parti Amed Milletvekili Mehmet Kamaç, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Kürtler açısından ulusal birliğin güçlenmesi için tarihsel bir fırsat sunduğunu belirterek, yüz yıl önce Lozan’da kurulan düzenin ancak ulusal birlikle aşılabileceğini söyledi

MEHMET KAMAÇ

Kürdistan için parçalanma ve siyasi statüsünün yok edilmesi anlamına gelen Lozan Antlaşması’nın üzerinden 103 yıl geçti. Önder Apo’nun “Kürtler için kırılma” olarak bahsettiği Lozan’da planlanan statüsüz bırakma çabaları ise Özgürlük Hareketi’nin direnişi sonrasında artık anlamını tamamen yitirdi.

Kürdistan’ı dört parçaya bölen ve siyasi bir statü vermek yerine sömürgeleştiren Lozan Antlaşması ile yapılmak istenen yok etme girişimi, 103. yılında anlamsız hâle geldi. Önder Apo’nun deyimiyle, “Kürtler idam sehpasından, masaya oturma” sürecine geldi.

DEM Parti Amed Milletvekili ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç, Lozan’ın 103. yılında antlaşmanın bugünkü anlamını, Kürtler arası ulusal birlik çalışmalarını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ajansımıza değerlendirdi.

‘LOZAN KÜRTLER İÇİN YÜZ YILDIR TARTIŞILAN BİR OLGUDUR’

Kürtlerin Lozan ile uluslararası gündemden düşürüldüğünü belirten Kamaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürtler bir asır önce, yani Birinci Dünya Savaşı döneminde Ortadoğu dizaynının diplomasi masasında ana gündem maddelerinden biri iken, Lozan Antlaşması ile uluslararası gündemden ve denklemden düşürüldüler. Kürtlerin son yüzyıllık yaşanmışlıklarının, yani inkâr, imha ve asimilasyon politikalarının başlangıç noktası Lozan’dır. Bu açıdan Lozan, Kürtler için yüz yıldır tartışılagelen bir olgudur.

Lozan ve Lozan sonrası tartışmalar Kürtlerin değişmeyen tartışma başlıkları olmakla birlikte, bunların ne kadar sağlıklı tartışıldığı ise başka bir tartışma konusudur. Bu tartışmalarda uluslararası stratejiler, bölgesel denklemler ve Kürtlerin kendi iç problemleri arasındaki bağ doğru kurulabiliyor mu? sorusu üzerinde ayrıca düşünülmesi gerekir. Ama her yönüyle Kürtlerin içinde olmadığı, buna rağmen Kürtlerin kaderlerinin belirlendiği, Kürt tarihinde önemli bir kırılma noktası olan ve sonuçları ağır bir metnin adıdır Lozan.”

‘LOZAN’DA GÜNDEMDEN DÜŞÜRÜLEN KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ BİTMEDİ’

Lozan’da gündemden düşürülen Kürt özgürlük mücadelesinin hiçbir zaman durmadığını ve bitmediğini belirten Kamaç, bu mücadelede en büyük eksikliğin ulusal birlik olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

“Bir önceki sorunuzla dolaylı olarak bağlantılı bir soru. Şöyle bağlantılı; Lozan’da gündemden ve denklemden düşürülen Kürtlerin özgürlük mücadelesi her şeye rağmen hiç durmadı ve bitmedi. Ve bugün bir süreç işliyor. Bu süreç için kısaca ‘Lozan’da inkârdan bugün müzakere masasına’ diyebiliriz. Ancak Kürt özgürlük mücadelesinin tarihî serüvenine baktığımızda en büyük eksiğin ulusal birlik olduğunu söyleyebiliriz. Sayın Öcalan da bu gerçeği en iyi bilen bir yerden, bir taraftan bir süreç yürütürken öte yandan başarı anahtarı olarak ulusal birliğe esaslı biçimde vurgu yapıyor ve önemine işaret ediyor.

Bizler de uzun zamandır Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak ulusal birlik çalışması yürütüyoruz. Ulusal birliğin sağlanmasına yönelik bilinç düzeyinde önemli bir mesafe katettiğimize inanıyor ve bunu görüyoruz. İstediğimiz ya da arzu ettiğimiz düzeyde midir? Elbette değil. Ama çok mesafe katettik. Yüzyıllardır inkâr, asimilasyon ve imha politikalarına maruz kalmış Kürtlere yönelik bu politikaların koçbaşı, Kürtleri alt kimlikler üzerinden atomize etme stratejisidir ve bu hâlâ devam etmektedir. Yani ulusal birlik Kürtlerin özgürlüğü için ne kadar önemli ve stratejik ise karşı taraf açısından da Kürtlerin alt kimlikler üzerinden atomize edilmesi bir o kadar önemli ve stratejiktir. Ulusal birlik çalışması, iki karşıt stratejinin esas olarak karşı karşıya geldiği alandır. Bundan dolayı ne zaman ki ulusal birliğe dönük bir adım atılsa, hemen bütün dikkatler oraya çevriliyor, çeşitli dinamikler devreye giriyor ve bir yönelim ile karşı karşıya kalıyor. Yani bizler sadece ulusal birliği sağlamaya çalışmıyoruz; ulusal birliğe yönelik bu saldırı ve manipülasyonları da bertaraf etmeye çalışıyoruz.

Bu gerçekliklerle birlikte karşılaştığımız bütün zorluklara rağmen, içinden geçtiğimiz tarihî süreçte Sayın Öcalan’ın da sürekli vurguladığı gibi ulusal birliğin önemini gören ve bilen bir yerden çalışmalarımızı aralıksız bir şekilde sürdürüyoruz. Yüz yıl önce Lozan’da planlananları bertaraf etmenin, yani yeni Lozanların yaşanmamasının bir ve tek yolunun ulusal birlik olduğu gerçeğini bilerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

‘ULUSAL BİRLİK İÇİN BÜTÜN KÜRDİSTANİ DİNAMİKLERLE TEMAS HÂLİNDEYİZ’

Ulusal birlik çalışmalarını sürdürürken Kürdistan’ın bütün dinamikleri ile temas hâlinde olduklarını söyleyen Kamaç, şunları kaydetti:

“Ulusal birlik çalışmalarını yürütürken Kürt ve Kürdistani bütün farklılıklar ve toplumsal dinamiklerle temaslarımız ve görüşmelerimiz defalarca oldu, hâlen de oluyor. Sanırım şu cümleyi kurarsak yanılmış olmayız: Bütün Kürt ve Kürdistani dinamikler ulusal birliğin sağlanmasının önemi ve gerekliliği konusunda ittifak etmiş durumdadır. Ancak ulusal birliği örgütleme meselesine gelince orada içsel ve dışsal problemler ortaya çıkıyor. Yani ulusal birlik, herkesin ve her kesimin söylemde birleştiği bir konudur.”

‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ ULUSAL BİRLİK İÇİN TARİHSEL BİR DÖNEMEÇTİR’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ulusal birlik için önemli bir tarihsel eşik olduğunu belirten Kamaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii süreç tarihî bir momenttir. Ulusal birlik de tarihsel bir öneme sahiptir. İkisi birbirini tamamlayan iki temel gerçekliktir. Süreç ulusal birliğin sağlanmasını kolaylaştırırken, ulusal birliğin sağlanması da sürecin Kürtler açısından pozitif anlamda geleceğini belirleyecektir. Dünya ve Ortadoğu yeniden dizayn edilirken ve bu tarihsel dönemeçte bir süreç başlamışken, Kürt halkının bu süreçten umutları ve beklentileri çok yüksekken, ulusal birliğin sonucunda oluşacak ortak akıl, bu ortak aklın üreteceği güçlü strateji ve bu güçlü stratejinin güçler dengesinde oynayacağı önemli rol birlikte düşünüldüğünde, süreç ulusal birlik için ön açıcı bir fonksiyona sahiptir.

Şunu söylemek isterim; süreç, Kürt halkının yüzlerce yıllık özgürlük mücadelesinin sonucunda ortaya çıkarılmış bir müzakere masasıdır. Bu masa yine Kürtlerin yüzlerce yıllık tarihsel birikimi, tecrübesi ve gücünün yansıyacağı bir masadır. Bunun tek yolunun ulusal birlikten geçtiği de tarihî tecrübeyle sabittir. Kısacası süreç ulusal birliğin önünü açarken, ulusal birlik de sürecin Kürtler açısından kazanımlarını büyütecektir. Bu yönüyle süreç ve ulusal birlik birbirleriyle doğrudan bağlantılı ve birbirini doğrudan etkileyen tarihsel bir dönemeçtir.”