GÖRÜNTÜLÜ

Yüksel Genç: Uyuşturucu artık toplumsal bir kriz haline geldi

Yüksel Genç, Kürdistan kentlerinde uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğünü ve erişim ağlarının genişlediğini belirterek, sorunun yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, toplumsal dayanışma ve sosyal politikalarla ele alınması gerektiğini söyledi.

YÜKSEL GENÇ

Kürdistan kentlerinde uzun yıllardır farklı yöntemlerle sürdürülen özel savaş politikalarının toplumsal yaşam üzerindeki etkileri her geçen gün daha görünür hâle geliyor. Başta gençler olmak üzere toplumun geleceğini hedef aldığı belirtilen bu politikaların en ağır sonuçlarından biri ise uyuşturucu kullanımındaki artış olarak öne çıkıyor. Özellikle Amed’de son yıllarda uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşması, sivil toplum örgütleri, hukukçular ve bağımlılıkla mücadele alanında çalışan çevreler tarafından ciddi bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor. Kentte uyuşturucu kullanım yaşının 5 ila 11 yaş aralığına kadar düştüğüne yönelik paylaşılan veriler ve saha gözlemleri, tehlikenin ulaştığı boyutu gözler önüne sererken, çocukların ve gençlerin korunmasına yönelik sosyal politikaların yetersizliği de yeniden tartışma konusu oluyor.

Kürdistan’da artan uyuşturucu sorununa ilişkin Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) Genel Koordinatörü Yüksel Genç, ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.

‘2016 SONRASI ÇOK HIZLI BİR DEĞİŞİM YAŞANDI’

Uyuşturucu kullanımına ilişkin ilk kapsamlı çalışmalarını 2014-2015 yıllarında Amed’de gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yüksel Genç, “O dönemde verilerin sınırlı olmasına rağmen önemli sonuçlara ulaştık. Uyuşturucu kullanımına ilişkin sağlıklı verilere ulaşmak, kriminalizasyon, toplumsal baskı ve kullanıcıların görünmez kalmayı tercih etmesi nedeniyle her zaman zor oldu. Buna rağmen elde ettiğimiz bulgular, bugün yaşanan tabloyu anlamak açısından önemli bir karşılaştırma imkânı sunuyor. O yıllarda toplumsal yaşam çok daha örgütlüydü. Mahallelerde insanlar birbirleriyle temas hâlindeydi, kamusal alan güçlüydü. Politik örgütlülüğün yoğun olduğu mahallelerde sosyal denetim de yüksekti. Bu nedenle uyuşturucunun hem kullanım alanı hem de pazarı bugünkü kadar yaygın değildi. Ancak özellikle 2016 sonrasında çok farklı bir tabloyla karşılaşmaya başladık. Kürdistan kentlerinde ve özellikle ulusal hak ve özgürlük mücadelesinin güçlü olduğu mahallelerde uyuşturucu kullanımındaki artış dikkat çekici bir seyir izledi” diye konuştu.

‘GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARLA BİRLİKTE SOSYAL DOKU DEĞİŞTİ’

2015-2016 sürecinde yaşanan kent kuşatmaları, çatışmalar ve sonrasında ilan edilen OHAL’in yalnızca siyasal alanı değil, toplumsal yaşamı da köklü biçimde değiştirdiğini ifade eden Genç, bu dönemde mahallelerin sosyal dokusunun önemli ölçüde zayıfladığını söyledi.

Uyuşturucu satış ve kullanım alanlarının da son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Yüksel Genç, şunları aktardı: “Bir taraftan gündelik yaşam güvenlikçi politikalarla yeniden şekillendirildi. Mahallelerin sosyal hayatı büyük ölçüde dağıldı, insanların kamusal ilişkileri zayıfladı. Tam da bu süreçte uyuşturucunun çok daha rahat dolaşıma girdiğini, kullanım ağlarının genişlediğini gözlemledik. Araştırmalarımız, uyuşturucunun özellikle politizasyonun güçlü olduğu mahallelerde çok daha görünür hâle geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle ilk araştırmalarımızda internet kafeler önemli risk alanlarıydı. Bugün ise tablo tamamen değişmiş durumda. Okul çevreleri, mahalle arkadaşlıkları, metruk yapılar, semt pazarları ve farklı sosyal mekânlar uyuşturucunun rahatlıkla dolaştığı alanlara dönüşmüş durumda. Yaptığımız son saha çalışmalarında mahalle pazarlarının bile uyuşturucunun el değiştirdiği alanlar olarak kullanıldığını gördük. Bu, meselenin ulaştığı boyutu göstermesi açısından oldukça çarpıcıdır.”

‘KULLANIM YAŞI 5-6 YAŞA KADAR GERİLEDİ’

Geçmişte uyuşturucu kullanım yaşının ağırlıklı olarak 12-13 yaş sonrasında başladığını, bugün ise çok daha küçük yaş gruplarının risk altında olduğunu ifade eden Yüksel Genç, “Son araştırmalarımızda uyuşturucuya başlama yaşının genel olarak 8-12 yaş aralığına kadar indiğini görüyoruz. Ergani’de yaptığımız saha çalışmasında ise 5-6 yaşında ilk uyuşturucu deneyimini yaşadığını ifade eden çocuklarla karşılaştık. Sayıları çok yüksek olmasa da bu durumun varlığı bile son derece ürkütücüdür. Bu yaş grubunda aile ve yakın çevrenin etkisi belirgin biçimde karşımıza çıkıyor. Çocukların bu kadar erken yaşta uyuşturucuya erişebiliyor olması, sorunun ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Geçmiş yıllarda daha çok esrar kullanımı yaygınken bugün ise özellikle metamfetamin kullanımında olağanüstü bir artış görüyoruz. Geçmiş araştırmalarla karşılaştırdığımızda sentetik ve kimyasal maddelere erişimin çok daha kolay hâle geldiği açık biçimde görülüyor. Bu durum bağımlılık süreçlerini de çok daha ağırlaştırıyor. Çünkü bu maddeler çok daha hızlı bağımlılık oluşturuyor ve bireyin yaşamını çok daha kısa sürede yıkıcı biçimde etkileyebiliyor” şeklinde konuştu.

‘GELECEKSİZLİK VE YOKSULLUK RİSKİ BÜYÜTÜYOR’

Yüksel Genç, saha araştırmalarında eğitimden kopuş, işsizlik ve yoksulluğun uyuşturucu kullanımını artıran temel etkenler arasında yer aldığını belirterek, özellikle gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybetmesinin bağımlılığı besleyen önemli nedenlerden biri olduğunu ifade etti: “Zorunlu eğitim sonrasında okuldan kopuşun arttığını görüyoruz. İşsizlik ve geleceğe ilişkin belirsizlik gençleri kısa süreli rahatlama arayışına itiyor. Uyuşturucu da tam bu noktada bir kaçış aracı olarak devreye giriyor. Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele aynı zamanda gençlere güvenli bir gelecek sunma mücadelesidir. Eğitim, istihdam ve sosyal yaşam güçlendirilmeden yalnızca güvenlik eksenli yöntemlerle sonuç alınması mümkün değildir. Gençlerin enerjisini ortaya çıkarabilecek kamusal alanlar oluşturulmalı. Spor, sanat ve kültür faaliyetleri yalnızca boş zaman etkinliği değildir; aynı zamanda bağımlılığı önleyen en önemli toplumsal mekanizmalardan biridir. Bu alanlar güçlendirilmeden uyuşturucuyla mücadelede kalıcı sonuç almak mümkün görünmüyor” diye kaydetti.

‘MÜCADELE TOPLUMSAL DAYANIŞMAYLA MÜMKÜN’

Bağımlılar ve aileleri için yeterli destek mekanizmalarının bulunmadığını söyleyen Genç, sözlerini şöyle tamamladı: “Uyuşturucu bireysel bir mesele değildir. Toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal bağlamları olan çok katmanlı bir sorundur. Dolayısıyla mücadele de yalnızca güvenlik politikalarıyla yürütülemez. Eğitimden istihdama, sosyal politikalardan aile destek mekanizmalarına kadar çok yönlü bir yaklaşım geliştirilmeli; yerel yönetimler, demokratik kitle örgütleri, aileler ve toplumun bütün kesimleri ortak sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu şekilde çocuklar ve gençler açısından kalıcı bir çözüm üretilebilir.”