25 Kasım Kadın Platformu: Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın!
25 Kasım Kadın Platformu, üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ve tüm şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için Kadıköy'de eylem yaptı.
25 Kasım Kadın Platformu, üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ve tüm şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için Kadıköy'de eylem yaptı.
25 Kasım Kadın Platformu, “Şüpheli ölüm” denilerek üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine karşı Kadıköy İskele Meydanı’nda, “Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın” şiarıyla eylem gerçekleştirdi. Üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in resimlerini taşıyıp, “ Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın!” yazılı pankartı açan kadınlar, sık sık “ Kadın cinayetleri politiktir”, “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Korum aklama yargıla”, “ Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganlarını attı.
Şüpheli ölüm denilerek kapatılmaya çalışılan Gülistan Doku, Nadira Kadirova, Hande Kader, Dina, Rojin Kabaiş ve Narin Güran dosyalarını anlatan 25 Kasım Kadın Platformu adına açıklamayı Leyla Can okudu.
‘DEVLET, KORUMADIĞI HER KADININ, KAPATTIĞI HER DOSYANIN FAİLİDİR!’
Kadınların her gün erkekler tarafından şiddete maruz kaldığını, katledilip, kaybedildiğini hatırlatan Leyla Can, faillerin dosyalarının “yetersiz delil” gerekçeleriyle, alelacele yapılan ve etkin yürütülmeyen soruşturmalarla “şüpheli ölüm” denilerek kapatıldığını belirtti.
Kadıköy’den “Erkek vuruyor, devlet koruyor; daha kaç kadının adı ‘şüpheli ölüm’ diye geçecek kayıtlara?” sorusunu yönelten Leyla Can, “Devlet, erkek şiddetine karşı bütünlüklü politika geliştirmek, yerine kadın düşmanı politikalarıyla erkek şiddetine yol açıyor, mücadeleyle kazandığımız haklarımızı gasp etmeye çalışıyor. Cinsiyetçi yargı; etkin soruşturma yürütmeyerek, sistematik erkek şiddetini yok sayarak ya da üstünü örterek, öldürülen kadınların hayatlarını didik didik ederken, erkekleri konuşmayarak fail erkekleri koruyor, cezasızlıkla ödüllendiriyor. Kadın cinayetleri adli tıp raporlarıyla, gizlilik kararlarıyla, deliller karartılarak, ‘şüpheli’ denerek kapatılmaya, erkeklik indirimleriyle bu şiddet sıradanlaştırılmaya çalışılıyor. Tüm kurumlarda erkeklik hüküm sürüyor. Bu sistem sadece ihmaliyle değil, cezasızlığıyla da suçun parçası. Devlet; korumadığı her kadının, kapattığı her dosyanın failidir” dedi.
‘ERKEK-DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI BİRBİRİMİZİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ!’
Leyla Can, hayatlarını daraltmaya çalışan, kadın cinayetlerini engellemek yerine kazanımlarını hedef alan erkek egemen sisteme ve erkek devlet politikalarına karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini vurguladı ve ekledi: “Erkek devlet şiddetine karşı birbirimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Kaybedilen kadınlara ne oldu diye sormayı, üstü örtülen dosyaların peşinde olmayı, davaları takip etmeyi sürdüreceğiz. Fail erkekleri, devleti, gücünü aldıkları erkek egemen sistemi işaret etmeye; erkek şiddetiyle bu sistem arasındaki bağı göstermeye devam edeceğiz. Sokaklarda yan yana olmak, eşit ve özgür bir hayat kurmak istiyoruz. Ve biliyoruz: Bu hayatı bize kimse vermeyecek; mücadele ederek biz kuracağız. Gülistan’ın, Nadira’nın, Hande’nin, Rojin’in, Dina’nın, Narin’in ve ölümü şüpheli bırakılan bütün kadınların ardından ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!’ diye haykırıyoruz. Patriyarkaya, erkek-devlet şiddetine ve cezasızlığa karşı yan yanayız.”
Can son olarak tüm kadınları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim Tünel’de buluşmaya çağırdı.