8 Mart’a doğru: Yoksulluk ve şiddetle mücadelede ortaklaşma vurgusu

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin 2025 raporu, kadın destek taleplerinde yüzde 42 artış ve çocuk işçi başvurularında ciddi yükseliş olduğunu gösterdi. Dernek Başkanı Adile Doğan, bu tabloya karşı 8 Mart mücadelesinin ortaklaştırılması çağrısı yaptı.

ADİLE DOĞAN

İstanbul’daki Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin 2025 yılı raporu, kadınların destek talebinde ciddi bir artış olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, derneğe şiddet, ekonomik destek ve hukuki danışmanlık gibi nedenlerle toplam 8 bin 349 kadın ve çocuk başvurdu; bu sayı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 42 artış gösterdi.

Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu, 600 iş başvurusunun önemli bir bölümünün çocuk ve gençlerden oluşması oldu. Yoksullaşma, şiddet ve eğitimden kopuşun iç içe geçtiği tablo, kadınların ve çocukların yaşam koşullarındaki ağırlaşmayı gözler önüne serdi.

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, kadınların giderek derinleşen yoksulluk ve şiddet karşısında bireysel çabalarla ayakta kalmaya çalıştığını, ancak çözümün kolektif mücadele ve örgütlenmeden geçtiğini vurguladı.

2025 RAPORUMUZ ŞİDDET VE YOKSULLUĞU BİRLİKTE İŞARET EDİYOR’

Adile Doğan, kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların yalnızca şiddetle sınırlı olmadığını, yoksullukla birlikte daha geniş bir çerçevede ele alınmasını belirterek şunları söyledi:

“2025 raporumuz sadece şiddeti değil; yoksulluk ve onun alt başlıklarını da kapsıyor. Aile yılının ilan edilmesiyle kadınların adım adım yoksulluğa sürüklendiğini ve bunun şiddeti nasıl beslediğini gösteriyor. Bu raporun 2026’da açıklanıyor olması da bizi neyin beklediğini kısmen ortaya koyuyor. Doğum izinleri ve çalışma düzenlemeleri gündeme geliyor; sunulan her şey, kadınların hayatına daha büyük yoksulluk ve mücadele çabası getiriyor.”

Adile Doğan, kadınların bireysel çabalarla ayakta kalmaya çalıştığını, ancak bu çabanın güvencesizlik ve yalnızlıkla birleştiğini ifade ederek şöyle devam etti: “8 Mart’a doğru giderken bu dönemin en belirleyici özelliği yoksullaşma ve bu yoksulukla mücadele. Fakat bu mücadele çoğunlukla bireysel bir şekilde ilerliyor. Kadınlar tek başına çözüm bulmaya çalışıyor; başvurular yapıyor, yardım istiyor, çalışıyor olmasına rağmen yettiremiyor. Yoksullaştıkça ve maddi gelir geriledikçe ve üstüne şiddet olayları tırmandıkça daha da güvencesiz hissediyorlar. Birlikte hareket etmekten de çkiniyorlar gibi izlenimlerimiz var.”

‘PATRONLAR ZAM VERMEMEKTE ISRAR EDİYOR’

Adile Doğan, kadın işçilerin çoğunlukla asgari ücretin biraz üzerinde çalıştığını, ancak patronların bu dönemde ek zam vermemekte ısrar ettiğini belirterek, “Kadınlar çalıştığı fabrikalarda asgari ücretin bir tık üzerinde kazanıyor, ancak patronlar zam vermiyor. ‘Devlet ne verdiyse bununla yetinmek zorundasın. Dışarıda yığınlarca işsiz kadın var, sen gidersin yenisi gelir’ diyorlar. Kadınlar da fazla mesaisi olan işlere yöneliyor. Hangi fabrikada daha çok mesai yapılıyorsa oraya girmeye çabalıyorlar. Yoksulluğa bir çözüm, bir çare arama duygusuyla hareket ediyorlar” diye konuştu.

‘YOKSULLUK, ŞİDDETİ İKİ KATINA ÇIKARIYOR’

Adile Doğan, yoksulluğun kadınlara yönelik şiddeti artırdığını ve bunun toplumsal bir krize dönüştüğünü vurgulayarak, “Zaten var olan şiddet, yoksullukla birlikte iki katına çıktı; kadına, çocuğa ve diğerlerine yöneliyor” dedi.

Adile Doğan, çocuk işçilerin durumuna da dikkat çekerek, “Bir yıl içinde doksanın üzerinde çocuk işçi iş başındayken öldü. Buna rağmen iş arayan çocuk oranı çok yüksek. Okulu terk eden çocuklar MESEM’e geçmeyi bile düşünmüyor; çünkü yarım maaş alacaklarından tam zamanlı işlere yöneliyorlar. Tam zamanlı çalışacak yerler var elbette, ama çocuk oldukları için istedikleri ücret verilmiyor” diye belirtti.

‘YOKSULLUK VE ŞİDDETİN KESİŞTİĞİ NOKTADA KADINLARIN TALEPLERİ ÖNE ÇIKIYOR’

Adile Doğan, kadın emekçilere seslenerek, yoksulluk ve yoksullukla mücadelenin 8 Mart sürecinde taleplerin öne çıkarılmasının temel çerçevesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “8 Mart’ta taleplerimizi geriletmeden, insanca yaşamak ve çalışmak talebini öne çıkarıyoruz. Sekiz bin kadının ulaştığı bir yerde bir tane kreş yok. Çocuğunu kreşe vermek hayal. Bu nedenle taleplerin öncelikli olarak kreş ihtiyacını içermesi gerekiyor.”

Adile Doğan, kadın emeğinin sömürüsüne karşı birleşme ve sendikal örgütlenmenin önemini vurgulayarak şunları ifade etti: “Kadın emeğinin sömürüsü, aile yılı söylemiyle birlikte ikiz kez sömürüye dönüşüyor. Ücretler giderek eriyor, alım gücü düşüyor, çocuklar beslenemediği için okula gidemiyor. Bu tablodan kurtulmanın yolu patronlarla tek tek konuşmak ve zam istemek değil; birleşmek, sendikalara üye olmak, talepleri yükseltmek ve çalışma hayatını güvenceye almak. Kadınların bir kısmı mesaili iş ararken, tablonun diğer tarafında üretimin dışına düşen kadınların yeniden üretime dönmediği gibi bir gerçek de var. Çünkü ayak bağları var; çocuk, bakım yükü, vardiya koşulları. Bu nedenle giderek yarı zamanlı çalışma yaygınlaşıyor.”

‘KADINLAR DEĞİŞİMİN GEREKLİLİĞİNİ HİSSEDİYOR’

Adile Doğan, kadınların gündelik yaşamlarında şiddet ve güvencesizliğin arttığını, bunun da mücadele ihtiyacını görünür kıldığını belirterek, “Bir gün içerisinde altı kadının katledildiği gerçeği var. Bundan tüm kadınlar haberdar. Hiçbir şeyden haberi yoksa bile bundan haberdar. Çünkü sokakta arkasına bakmadan yürüyen kadın yok artık; kadınlar değişmesi gerekenin farkında ve bunun için bir fikre sahip” dedi.

Adile Doğan, çaresizlikten doğan arayışların mücadele mekanizmasına dönüştürülmesinin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Uzun saatler çalışıp karnını doyuramayan kadınların çaresizliğini bir mücadele mekanizmasına dönüştürmek gerekiyor. Bunu günlere sığdırmadan, daha uzun soluklu, birçok yerden seslerin birleşmesi kadınlara güven verecek ve kadınlar buradan ayağa kalkacaktır.”