İştar Meclisi, gerici zihniyeti devrimci kadınların tarihte bıraktığı izlere bakmaya çağırdı

İştar Meclisi, “Kadınları ‘eve ait bir mal olarak gören zihniyeti kınıyor, kadınların devrim, yaşam ve özgürlük olduğunu bildiriyoruz. Hiçbir güç bilinçlenmiş ve farkındalık kazanmış kadının iradesi karşısında duramaz” dedi.

Maxmûr’daki Şehîd Rustem Cûdî Mülteci Kampı’nda faaliyet yürüten İştar Meclisi, Mehzer isimli imamın, Halep’in Şêxmeqxûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarında direnirken şehadete ulaşan ve HTŞ çeteleri tarafından cenazesine işkence yapılan kadın savaşçıya ilişkin sözleri hakkında yazılı açıklama yaptı.

Din alimlerinin merhamet, adalet ve saygı örneği olması gerektiğine değinilen açıklamada, “Ancak ne yazık ki, bazen bazı insanların bu görevi kadınları küçük düşürmek ve hiçe saymak için kullandığını görüyoruz. Aşağılanan kadın anne, kız kardeş, eş, devrimci ve her şeyden önce bir insandır. Bu nedenle, hiçbir inanç veya fikir, bir insanın onurunun çiğnenmesine izin vermez. Çünkü inançların temelinde ‘bilgelik ve ‘ahlak’ vardır. Bilgelik makamında olması gereken bir imamın, topraklarını ve halkını savunan bir kadına karşı öfkesini ve nefretini rahatça ifade ediyor olması bu kişinin gerçek misyonundan uzaklaştığını gösterir. Kadınlara karşı nefret dilinin kullanılması, ailelerde ve sokaklarda kadınlara yönelik şiddetin artmasına yol açtığını biliyoruz” denildi.

Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi: “Tarihin de gösterdiği gibi, kadınlar sadece evlerinden sorumlu birer varlık değil aynı zamanda yaşamın inşa edicileri ve toplum onurunun koruyucularıdır. Şüphesiz ki evde verilen emek de kutsaldır ancak kadınları yalnızca ev işleriyle sınırlamak ve sıkıştırmak kadınları iradesiz bırakma girişimlerinden başka bir şey değildir. Savaş ve bilim alanlarında yer alan kadınlar, bugün sınırlarının egemen zihniyetin onlar için çizdiği sınırdan çok daha ileride olduğunu göstermiştir.

Toplumu yalnızca cinsiyetçilik altında yönetmek isteyen gerici zihniyeti; cinsiyetçi zihniyetten kurtulmaları için Rindêxanlardan tutun da Adîle Xanim, Leyla Qasim, Sara, Arîn, Denîz, Leyla Qasim ve Şêxmeqxûd ve Eşrefiyê mahallelerinde canını ülkesi ve halkı için feda eden Gerîla Amara’ya kadarki tüm devrimci kadınların tarihte bıraktığı izlere bakmaya çağırıyoruz.

Bu temelde kadınları ‘eve ait bir mal olarak gören zihniyeti kınıyor, kadınların devrim, yaşam ve özgürlük olduğunu bildiriyoruz. Hiçbir güç bilinçlenmiş ve farkındalık kazanmış kadının iradesi karşısında duramaz.”