PYD Kadın Meclisi'nin düzenlediği "Özgür ve eşit yaşam, toplumsal ve demokratik bir toplumun inşasının teminatıdır" forumu, Hesekê kentinin Til Hecer semtindeki Semerkand Salonu'nda devam ediyor.
PYD Kadın Meclisi Sözcüsü Horiya Şemdin'in konuşmasının ardından, "Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu'nda dikkat çekilen ‘Kastik Katil’ başlıklı ilk konu, Kuzey ve Doğu Suriye Diplomatik İlişkiler Komitesi Eş.aşkanı Nurşan Hisên tarafından sunuldu. Nurşan Hisên, "Kastik katil, kelimenin dil bilimsel kökeni olan ‘kast’, baskı ve yıkımı tanımlamaktadır. Bu kavram siyasi ve ideolojik düzeyde uygulandığında, yalnızca fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda psikolojik, kültürel ve ahlaki yıkımı da içerir” dedi.
Nurşan Hisên, klasik akademik ve siyasal literatürde "katil" kavramının yer almadığını, "Kastik Katil" kavramının Önder Abdullah Öcalan'ın devletçi medeniyetin doğasına, ataerkil zihniyete ve sömürgeciliğe yönelik eleştirilerinde metaforik bir kavram olarak geliştirdiğini söyledi.
‘KASTİK KATİLLERİN TOPLUM ÜZERİNDEKİ CİDDİ ETKİSİ VARDIR'
Nurşan Hisen, terime anlam kazandıran tarihsel bağlama da dikkat çekerek, “Bu bağlam, anaerkil toplumun parçalanmasıyla kadınlara yönelik ilk saldırıyla başladı. ‘Beyaz bakış açısının siyah bedeni içsel olarak parçalaması’ analiziyle sömürgeciliğin günümüzde toplumda nasıl işlediğini daha da derinlemesine inceledi. Kişinin kendi dilinden duyduğu utanç ve hafızasını kaybetmesi, bu ‘kastik katilin’ etkileridir” değerlendirmesinde bulundu.
'ULUS-DEVLET SİSTEMİ KENDİNİ BİR KASTİK KATİL ÜZERİNE İNŞA EDİYOR'
Nurşan Hisên, “Benzer şekilde, modern ulus-devletin ideolojik aygıtı, bireyi iktidarın hizmetine düşmüş bir özneye dönüştürmüş, bu yolla da kastik katil, bireyin özünü çalarak onu sistemin bir taşıyıcısı haline getirmiştir; buna ek olarak, kastik katilin dikkat ekonomisi, taklit, ekran kültürü ve algoritmik manipülasyon biçimlerinde temsil edildiği neoliberal taklit şiddeti de söz konusudur" ifadelerini kullandı.
'ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK VE ADALET SADECE TEORİK KAVRAMLAR DEĞİLDİR'
"Eşitlik ve Adaleti Sağlamak İçin Siyasi ve Toplumsal Çözümler" başlıklı ikinci oturumun moderatörlüğünü Demokratik Birlik Partisi Eşbaşkanı Perwin Yusif yaptı. Yusif, "Önder Abdullah Öcalan, 3 ana sütuna dayanan kapsamlı bir vizyon sunuyor. Birleşik bir toplumun yolunu açan komün, kadınların güçlendirilmesi ve demokratik modernite. Önderlik, özgürlük, eşitlik ve adaletin sadece teorik kavramlar değil, aynı zamanda etnik, dini ve kültürel çeşitliliğe saygı duyarak katılımcı ve demokratik ilkeler temelinde toplumu yeniden inşa etmek için kullanılabilecek pratik yöntemler olduğuna inanıyor" dedi.
‘KOMÜN EN TEMEL TAŞTIR '
Perwin Yusif konuşmasının devamında komünlerin önemini vurgulayarak, "Anaerkil komün kavramı, Önder Abdullah Öcalan'ın fikirlerinin temel taşıdır. O, toplumu eşitlik ve adalet üzerine kurulu bir birim olarak görür. Anaerkil komünler yalnızca bir toplumsal biçim değil, aynı zamanda her üyenin haklarını güvence altına aldığı ve karar alma süreçlerine katıldığı, böylece iktidarı para ve nüfuza bağlayan tarihsel sömürü döngüsünü kıran gelişmiş bir toplumsal örgütlenme modelidir” dedi.
‘ÖNDER ABDULLAH ÖCALAN ADALETİ İKTİDAR ALANINDAN EŞİT YAŞAM ALANINA DÖNÜŞTÜRDÜ’
Perwin Yusif konuşmasını şöyle sürdürdü: "Özerk Yönetim'in karşılaştığı zorluklara rağmen, bugün adalet temelde herkesten aynı şeyi almak değil, herkese onurlu bir yaşam sürme fırsatı vermek ve boyun eğdirmeye değil, saygıya dayalı ilişkiler kurmaktır. Adalet ve eşitliği sağlamak bir yasa tasarısı veya siyasi bir sahne değil, sürekli bir kurtuluş yoludur. Önder Abdullah Öcalan'ın fikirleri bize adaleti iktidar alanından yaşam alanına, haklar dilinden özgürlük pratiğine taşıyan entelektüel bir pusula sağlamıştır.”
Programa göre forum, kapanış konuşmasıyla sona erecek.