Af Örgütü'nden Alevi kadınlar ve kızların kaçırılmasına ilişkin rapor

Af Örgütü, Şubat ayından bu güne kadar Suriye’nin sahil bölgelerinde Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılmasına ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Bağımsız müfettişlerin yöneteceği hızlı ve kapsamlı soruşturmaların açılması istendi.

Uluslararası Af Örgütü, Suriye sahil bölgesinde Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılmasına ilişkin Şubat 2025’ten bu yana kendisine ulaşan raporlar doğrultusunda yürüttüğü araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 

Uluslararası Af Örgütü; Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama vilayetlerinde en az 36 Alevi kadının ve kız çocuğunun kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldığını belirtti.

Şubat ile Haziran 2025 arasında gerçekleşen olaylardan sekizi ayrıntılı şekilde belgelendi. Bu vakalarda beş kadın ve üç kız çocuğunun gündüz vakti kaçırıldığı belirlendi. Kaçırılanların bazılarına işkence yapıldığına dair fotoğraflar ailelere gönderilirken, kaçırılanlardan bazılar zorla evlendirildi ya da bu evlilikleri kabul etmeye zorlandı.

Raporda, bazı ailelerin fidye talebiyle karşılaştığı ve ödendiği halde kadınların serbest bırakılmadığı olayların yaşandığı ifade edildi. Kaçırılan kadınlardan bazıları kendilerini kaçıran kişilerle evlenmek zorunda bırakıldıklarını ailelerine iletti. Bir çocuk hakkında ise güvenlik güçleri, ailesine “evlendirildiğini” bildirdi.

Bazı mağdur ailelerin yaptığı resmi başvurulara rağmen polislerin etkisiz kaldığı, bazı durumlarda ailelerin suçlandığı, delillerin göz ardı edildiği de kaydedildi.

Bazı aileler, faillerin kimlik bilgilerini ve para transferine dair bilgileri dahi iletmelerine rağmen devlet güçlerinin hiçbir adım atmadığını söyledi. Serbest kalan bazı mağdurlar ve aileleri, misilleme korkusu nedeniyle sessiz kalmayı tercih ettiklerini vurguladı

Uluslararası Af Örgütü, Suriye Geçiş Hükümeti’ne; ailelerin şikayetlerine ilişkin resmi bilgi paylaşılması, sorumluların adalet önüne çıkarılması ve kadınların kaçırılmasına karşı acil koruma önlemleri alınması çağrısında bulundu.

Af Örgütü, bu sürecin insan hakları ihlali olduğuna işaret ederek bağımsız müfettişlerin yöneteceği hızlı ve kapsamlı soruşturmalarla hesap verilebilirliğin sağlanması gerektiğini ifade etti.