TJA’nın 250 kadınla beraber “Umutla özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla Ankara’ya düzenlediği yürüyüş başladı. "Umut hakkı engellenemez" yazılı pankartla Amed'te binlerin eşliğinde başlayan yürüyüş ardından Hilvan'a ulaştı. Heyecan ve coşku içinde geçen yürüyüşte kadınlar sık sık zılgıt ve slogan atarken, kitle Hilvan girişinde ellerinde beyaz tülbentlerle bekleyen yüzlerce kadın tarafından karşılandı. 7 taleple yola çıkan ve 7 şehirde yapacakları açıklamalar ile taleplerine dikkat çekecek olan kadınlar, finali de mecliste yapacak.
"Jin jiyan azadî, azad bikê rebertî", "Umut hakkı engellenemez", "Barışın elçisi İmralı'dadır", "Kürt halkı uyandı, özgürlüğe yürüyor" "Dîsa dîsa serhildan Serokê me Öcalan" ve "Azadiya rebertî azadîya gelan e" sloganlarıyla yürüyen kadınlar, hem Amed'te hem de Hilvan'da pencerelerine çıkan yurttaşlar tarafından alkışlarla desteklendi. Çoğu genç kadından oluşan yürüyüşçüler, büyük bir kararlılıkla hiç es vermeden yürüyüşlerinde ki coşkuyu akşam saatlerine kadar sürdürdü. Coşkuları ile güneşi batıran ve telefon ışıkları ile ateşböceği misali etrafa ışık saçan kadınlar yürüyüşlerine yarın Halfeti'de sürdürecek.
Bütün halkları ilgilendiren talepleri ile toplumsal barışın yaygınlaşması ve hayata geçmesi için yürüdüklerini belirten kadınlar, ajansımız mikrofonlarına konuştu. Kadınlar, "Bu yürüyüş toplumsal bir yürüyüş, toplumsal barışın önemine dikkat çekmek için yürüyoruz. Toplumsal barış da umut hakkının ve diğer hakların uygulanmasından geçer" sözleri ile 7 günlük yürüyüşlerini özetledi.
'BU SÜREÇTE HERKES SORUMLULUK ALMALI'
Hatice Yıldız, yürüyüşün “umut hakkı” talebiyle başlatıldığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Umut hakkı, Sayın Öcalan için olmazsa olmazdır. Öcalan da halkının olmazsa olmazıdır. Bugün Van’dan Diyarbakır’a geldik, buradan yürüyüşümüz Ankara’ya devam edecek. Ankara’ya, Meclis’e Türkiye halkına bir mesaj vereceğiz. Eğer özgürlüğü, barışı ve adaleti istiyorsak, Türkler de Kürtler de ellerini taşın altına koymalıdır. Bu özgürlük yürüyüşü aynı zamanda umut hakkıdır. Artık ölümler son bulmalı, silahlar bırakılmalı. Silahın devri bitmiştir. Türkiye halkları da bizler de artık bu savaşı istemiyoruz. Çünkü savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklardır. Benim çağrım şudur; Çerkezinden Lazına, Türkünden Kürdüne herkes ‘yeter’ demelidir. Biz savaş istemiyoruz, barış hemen şimdi başlamalıdır. Yürüyüşümüzün anlamı da budur: Umut hakkı ve barış.”
'ÇAĞRI TOPLUMLA BULUŞARAK KARŞILIK BULABİLİR'
Yürüyüşe katılan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher ise yürüyüşün amacını şöyle anlattı: “Toplumun geniş kesimlerinde barış ve demokratik toplum çağrısı var. Ancak bu çağrı yalnızca oturarak değil, eylem ve etkinliklerle toplumsallaşarak karşılık bulabilir. Biz de bu nedenle Diyarbakır’dan Ankara’ya yürüyüş başlattık. Altı gün sürecek yürüyüşümüzün sonunda Sincan Cezaevi önünde infaz yasası düzenlemesi ve AİHM’in de dile getirdiği umut hakkı talebini gündeme getireceğiz. Ardından Meclis önünde kadınların özgürlük ve eşitlik taleplerini yükselteceğiz. Yürüyüş boyunca köylerde, kent meydanlarında kadınlarla buluşmalar gerçekleştirecek, halkla beraber özgürlük çığlığını yükseltmeye çalışacağız.”
'EŞİT YAŞAM İÇİN YÜRÜYORUZ'
Katılımcılardan Seçkin Tunç ise şu ifadeleri kullandı: “Demokrasiye, özgürlüğe ve barışa doğru yürüyoruz. Sınıf farkının olmadığı, insanların eşit yaşadığı bir toplum için yürüyoruz. İşçi sınıfının özgür yaşaması, kadınların ve kız çocuklarının özgürlüğü için yürüyoruz. Tutsak hastalar için yürüyoruz. En başta Sayın Abdullah Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi için yürüyoruz. Diğer yandan özgürlük savaşçıları için de bu yürüyüşü yapıyoruz.
Umarım taleplerimiz karşılık bulur. Çünkü Sayın Abdullah Öcalan’ın dediği gibi: ‘Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.’ Biz de buna inanarak yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Barışın toplumsallaşması gerekiyor.”
'AMACIMIZ TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAMAK'
Öznur Evin ise yürüyüşün toplumsal bütün taleplerin bir araya getirilmesi için başlatıldığını belirterek şunları söyledi: “Bu yürüyüşe çıkarken hukuki, ekonomik ve toplumsal bütün olguları dikkate aldık. Bu yürüyüş umut hakkı, toplumsal barış ve kadın hakları içindir. Son durağımız Ankara olacak. Orada yüksek sesle barışı, umut hakkını, kadınların ve toplumun bütün haklarını talep edeceğiz. Yaklaşık 7-8 aydır bir süreç işletilmeye çalışılıyor ama çok yavaş ilerliyor. Bu sürecin hızlanması gerekiyor. Çünkü toplum artık savaştan yana değil, barıştan yana hareket ediyor. Bizim amacımız da savaşı durdurmak, toplumsal barışı sağlamak. Bunu net söylemek gerekir: Eğer toplumsal barış sözleşmesi olacaksa, bu kadınların eliyle oluşacaktır. Kadının barıştaki yeri ve önemi çok büyüktür. Biz kadınlar barışın öncüleri olarak bu yürüyüşü başlattık ve sonuna kadar sürdüreceğiz.”