Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) verilerine göre 2025 yılının ilk 10 ayında 285 kadın erkekler tarafından katledildi. Son olarak geçtiğimiz ay 19 kadın katledilirken, 22 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Şiddet verilerinin bir araya getirilmediği ülkede, kadın kurumlarının raporlarına göre kadınlar en çok fiziksel, psikolojik ve dijital şiddete maruz bırakılıyor. Artan bu şiddetin, eşit ve özgür bir yaşam mücadelesi ve demokratikleşme ile son bulabileceğine dikkat çeken DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Amed Milletvekilli Halide Türkoğlu, devam eden barış sürecinde kadın mücadelesinin önemine vurgu yaptı.
Kadınların barış mücadelesinin öznesi olduğunu belirten Halide Türkoğlu, "Barış mücadelesi aynı zamanda şiddetle mücadeleye de eşdeğerdir" dedi.
'BARIŞ TOPLUMSALLAŞMALI'
Halide Türkoğlu, DEM Parti Kadın Meclisi’nin gerçekleştirdiği kadın buluşmalarının, toplumsal alanlarda kadın mücadelesiyle kurulan temasların ve yürütülen tartışmaların barış çalışmalarının önemli bir ayağı olduğunu ifade etti. “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin yanı sıra sosyalist, feminist ve farklı kurumlardan kadınların da barışı olumlayan bir tutuma sahip olduğunu görüyoruz” diyen Halide Türkoğlu, barışın yaşam alanlarına nasıl yansıyacağını düşünürken politika üretmenin gerekliliğini vurguladı.
Halide Türkoğlu, “27 Şubat çağrısıyla Sayın Öcalan’ın ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ herkes için bir sorumluluk tanımlamaktadır. Barışı konuşurken, demokratikleşmeyi de içeren bir süreçten bahsetmek istiyoruz. Barışın toplumsallaşmadığı koşullarda sorunlar çözülmüyor. Sürecin yavaş ilerlemesi de bunun en büyük nedeni” dedi.
'GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR KADINLARA NEFES ALDIRMIYOR'
Mevcut iktidarın meseleyi güvenlikçi politikalar üzerinden değerlendirdiğini söyleyen Halide Türkoğlu, bu yaklaşımın ne Türkiye halklarına ne de kadınlara nefes aldıran bir çözüm sunmadığını belirtti. Bu durumun sürecin kriz halini derinleştirdiğini dile getiren Hlide Türkoğlu şöyle devam etti:
“Biz tüm kadın buluşmalarımızda ve temas kurduğumuz her kurumda, barışın nasıl toplumsallaşması gerektiğini tartışıyoruz. Artık bu meseleyi iktidarın tekelinden çıkarmak gerekiyor. Toplumun konuşması, insanların sorumluluk alması ve kurumların etkin rol üstlenmesi şart. Siyasi partilerin yalnızca komisyonda temsilci bulundurması yeterli değil; konuyu topluma taşımaları gerekiyor. Ayrıca barışın sağlanması sadece meclisle çözülemez; onarıcı adalet yaklaşımı bu sürecin olmazsa olmazıdır.”
Halide Türkoğlu, toplumun bu süreçle yüzleşmesinin de önemine dikkat çekerek, yıllardır sürdürülen kutuplaştırıcı siyasetin her şeyi düşmanlık üzerinden şekillendirdiğini, iktidarın politikalarının da bundan bağımsız olmadığını vurguladı.
Buna rağmen kadınların barış süreçlerinde ciddi bir deneyime sahip olduğunu söyleyen Halide Türkoğlu, “Bizi komisyona dahil etmemiş olabilirler, kadın kurumlarını dinlememiş olabilirler. Ancak kadınların sahada, sokakta, evlerinde ve mahallelerinde barış mücadelesini büyütmesi gerekir. Barış mücadelesi aynı zamanda şiddetle mücadeleyle eşdeğerdir” ifadelerini kullandı.
'ŞİDDETİ DURDURACAK ŞEY, KADIN MÜCADELESİDİR'
Savaş politikalarının derinleşmesiyle kadınlara yönelik şiddetin arttığına ve bunun toplumu çökerten bir politika halini aldığına dikkat çeken Halide Türkoğlu, barışın hayatları dönüştürücü etkisine işaret etti.
Demokratikleşme, kadın özgürlük mücadelesi ve şiddete karşı etik bir yaşamın kurumlaşmasının barışla mümkün olduğunu ifade eden Halide Türkoğlu, “Bu alanları kuracak en temel güç yine kadın mücadelesidir. Sahici bir demokrasiye ihtiyaç var; çünkü her ülke kendini demokratik ilan etse de toplumsal ve siyasal gerçeklikler çoğu zaman antidemokratik uygulamaları gösteriyor. Barış mücadelesi aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir ve bu mücadelenin ana öznelerinden biri kadınlardır” dedi.
Halide Türkoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların eşit ve özgür yaşayabildiği bir toplumda, ayrımcı ve kutuplaştırıcı siyaset ortadan kalkar. Şiddeti durduracak olan da eşit ve özgür yaşamın imkanlarını ve yasalarını kuracak olan da yine kadın mücadelesidir.”