Belçika’nın başkenti Brüksel’de Kongra Star öncülüğünde çok sayıda kadının katılımıyla, ‘Kadınların Suriye’de demokratik sistemin inşasındaki rolü’ başlıklı bir forum düzenlendi.
Panelin açılışında söz alan PYD Diplomasi Komitesi üyesi Arşem Ahmed, Suriye’deki güncel gelişmeler ve özellikle kadınların durumu üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Arşem Ahmed, Rojava’da kadınların yıllardır sistemin her alanında aktif roller üstlendiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Eğer Suriye’de yeni bir hukuk ve sistem inşa edilecekse, kadın hakları ve kadınların konumu açıkça tanımlanmalıdır. Mevcut yasalar selefi anlayışla hazırlanmıştır ve yıllardır ağır beddeller ödeyen bölge halkının bunu kabul etmesi mümkün değildir. Bu durum kadın mücadelesinin ve kadın dayanışmasının konusudur. Talebimiz, Suriye’nin inşasında kadınların net bir şekilde öncü bir role sahip olmasıdır. Kadın örgütlülüğü göç ettirme ve katliamların önüne geçebilir. Bizim kırmızı çizgimiz YPJ’dir; bu kadınların öz savunma sistemidir. Şam’daki geçiş hükümetinin zihniyeti ise hala kadınları bir mal mülk gibi görüyor.”
'ROJAVA'DA KADINLARIN ROLÜ BELİRGİNDİR'
Ardından söz alan avukat Medya Abdî, bölgenin geçmişiyle bugünü arasındaki farklara değinerek kadınların eğitim, hukuk, savunma, sağlık ve toplumsal yaşamın birçok alanında belirgin roller üstlendiğini söyledi. Medya Abdî, Rojava’da kadınlara yönelik çok sayıda özel yasal düzenleme yapıldığını ve kadınların tüm kurumlarda görünür bir statüye sahip olduğunu vurguladı. Medya Abdî, şöyle konuştu: “Eğer bölgenin geçmişine bakarsak, yalnızca çok zengin ailelerden gelen ya da yüksek statüye sahip ailelerdeki kadınlar okuyabiliyordu; kadınların varlığı hiçbir şekilde kabul edilmiyordu. Fakat bugün kadınların savunma sistemi, basın-yayın, sağlık ve yaşamın birçok alanındaki rolü çok belirgindir. Hem barış için hem de demokratik bir yaşamın inşası için kadın büyük bir güce sahip. Her ne kadar birçok ülkenin mevcut yasaları herkesi kanun karşısında eşit görse de, iş uygulamaya geldiğinde her şey erkeklerin yasalarına göre şekilleniyor. Bir kadın evli değilse, kendi başına kimlik çıkaramaz ya da birçok temel hakkı elde edemez. Rojava’da ise birçok yasa değiştirildi, birçok özel yasa ve kadınlara özgü haklar oluşturuldu. Tüm kurumlarda kadınların hakları ve konumları vardır ve bunlar yaşamın her alanında görünür şekilde uygulanmaktadır.”
Konuşmaların ardından panel soru-cevap ve karşılıklı tartışmalarla devam etti. Tartışmalarda, Rojava Devrimi öncesi Kürt kadınlarının Suriye’de hiçbir hakka sahip olmadığı, ancak bugün kurulan sistemin geleceğe model olabilecek nitelikte olduğu ifade edildi. Bölgedeki tüm bileşen ve azınlık kadınlarının ortak çalışmalar yürütmesinin önemine dikkat çekilirken, Avrupa’da Suriye için demokratik bir anayasa oluşturulması amacıyla bir koordinasyon kurulması gerektiği dile getirildi.
'KADIN SAVUNMA SİSTEMİ GÜÇLENDİRİLMELİ'
Panelin devamında konuşan Kongra Star temsilcilik üyesi Dilşa Hêvî, kadınların kendi kimlik ve özgünlüklerini önce birbirlerine anlatması gerektiğini belirtti. Rojava’daki özerklik sisteminin dünya için bir örnek teşkil ettiğini söyleyen Dilşa Hêvî, eşbaşkanlık sisteminin yalnızca Kürt toplumunda uygulanmasının önemine vurgu yaptı. Kadınların siyasette ve hukukta hala ciddi engellerle karşılaştığını belirten Dilşa Hêvî, demokratik yasaların oluşturulması ve kadın savunma sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dilşa Hêvî, konuşmasının devamında şunları aktardı: “Özerklik sistemi, Rojava’da yaşamın tüm alanlarında çok açık ve net bir şekilde işleyen ilk sistemdir. Bu sistem hem tüm dünya için bir onur meselesidir hem de bir örnek olabilir. Çünkü eşbaşkanlık sistemi sadece Kürt toplumunda vardır ve bunun tüm dünyaya yayılması gerekir. Birçok ülkede siyasette yalnızca bir ya da iki kadın yer almaktadır ve onlar da çok sınırlı yetkilerle görev yapmaktadır. Birçok ülkede kadınların varlığı bile kabul edilmemektedir. Örneğin askerî kanunlarda bir erkeğin emri altında olacak bir kadının evlenmesi bile uygun görülmemektedir; kadın erkeğin üzerinde bir konuma gelemez. Bu tür yüzlerce örnek vardır. Demokratik yasaların oluşturulabilmesi için büyük bir çaba gereklidir; toplumda kadın savunma sisteminin inşa edilmesi lazımdır. Çünkü Rojava’da kadın hem kendini hem de toplumu birlikte eğitiyor."
‘ROJAVA’DA KADIN GÜCÜNÜN YARATTIĞI ETKİ İYİ TANITILMALI
Panelin konuklarından biri olan Avustralya Yeşiller Partisi eski milletvekili ve siyasetçi Heidi Sequenz, yakın zamanda gerçekleştirdiği Rojava ziyaretine ilişkin gözlemlerini paylaştı.
Heidi Sequenz, Rojava’daki kadın kurumları, sivil toplum yapıları ve eşbaşkanlık modelinden etkilendiğini dile getirerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Partimizde de yüzde 50 kadın–erkek eşitliği sistemi söz konusu. Aynı şekilde eşbaşkanlık sistemi de mevcut. Rojava’da birçok sivil toplum kuruluşu gördük, birçok şehri gezdim. Kadın kurumlarıyla çok sayıda toplantı yaptım. Rojava’daki sistem ve ortaya çıkan etki çok büyük; fakat maalesef bu yeterince anlaşılmıyor ve yeterince tanınmıyor. Saatlerce görüşmeler gerçekleştirdik ve bu deneyimleri toplumlara aktarma kararına vardık. Rojava’ya büyük bir ilgi var. Kadın gücünün yarattığı bu etki, doğru bir şekilde tanıtılmalı. Rojava’da kadın, yaşamın her alanında bir özne olarak yer alıyor. Beni en çok etkileyen ise Mala Jinan (Kadın Evleri) ve Zenobiya oldu. Kendi adıma karar verdim: Nerede olursam olayım, Rojava’daki kadınların çalışmasını, mücadelesini tanıtmak için çabalayacağım.”
‘AYNI ÜLKE AMA TAMAMEN İKİ FARKLI YAŞAM TARZI’
Ayrıca Rojava’daki kadın yaşamı ile Suriye’nin diğer şehirlerindeki kadınların yaşamı arasındaki büyük farkı da vurgulayan Heidi Sequenz,”Kürtlerin özerk bölgelerindeki kadınları ve rejimin kontrolündeki şehirlerde yaşayan kadınları gördüğümde şaşkına döndüm. Aynı ülke ama iki tamamen farklı yaşam tarzı. Birinde kadın, günlük yaşamın her alanında aktif bir şekilde yer alıyor; diğerinde ise kadın hala yalnızca ev kadını olarak, erkeğin hizmetinde, büyük baskı ve zor altında, kara çarşaflarla görünmez kılınmış bir şekilde yaşamaya devam ediyor” dedi.
Toplantının sonunda ise şu kararlar alındı:
1-Tüm kadın bileşenlerden oluşan bir koordinasyon ağının kurulması.
2-Uluslararası örgüt ve kuruluşlarla ilişkilerin kurulması, mevcut olanların ise etkinleştirilmesi
3- Eylem programlarının kadın örgütleriyle paylaşılması ve bazı eylemlerin organize edilmesi.
4-"Avrupa’da kadın birliğinin oluşturulması.