Zîn Kadın Komünü tarafından düzenlenen “Cins Bilinci” başlıklı panel, Strasbourg Demokratik Kürt Toplum Merkezi salonunda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak TJK-E aktivisti Ayşe Acar Başaran katıldı. Panelde devlet ve iktidar mekanizmalarının erkek egemen karakteri ile günümüzde kadınlara yönelik artan şiddet ve cezasızlık politikaları arasındaki ilişki çok yönlü biçimde ele alındı.
‘CİNS BİLİNCİ YALNIZCA BİR KİMLİK FARKINDALIĞI DEĞİLDİR’
Ayşe Acar Başaran konuşmasına “cins bilinci” kavramını tarihsel ve siyasal bağlamı içinde tanımlayarak başladı. “Cins bilinci yalnızca bir kimlik farkındalığı değildir” diyen Ayşe Acar Başaran, “Bu bilinç, kadının tarih boyunca nasıl konumlandırıldığını, nasıl görünmez kılındığını ve nasıl direndiğini anlamasıdır. Kendi hakikatini tanımayan bir toplum özgürleşemez” ifadelerini kullandı. Kadın özgürlük mücadelesinin özünde bir zihniyet dönüşümü barındırdığını vurgulayan Ayşe Acar Başaran, bunun aynı zamanda toplumsal bir yeniden inşa süreci anlamına geldiğini söyledi.
‘DEVLET TARAFSIZ VE CİNSİYETSİZ DEĞİLDİR’
Devlet ve patriyarka arasındaki tarihsel bağa dikkat çeken Ayşe Acar Başaran, modern ulus-devletin erkek egemen zihniyet üzerine kurulu olduğunu belirtti. “Devlet dediğimiz yapı, tarafsız ve cinsiyetsiz değildir. Erkek egemen akıl tarafından inşa edilmiştir. Hukuk sisteminden eğitim politikalarına, güvenlik anlayışından aile yapısına kadar her alan bu zihniyetle şekillenir” dedi. Kadına yönelik şiddetin bu yapısal sorunun sonucu olduğunu ifade eden Başaran, “Kadın cinayetlerini yalnızca bireysel suçlar olarak görmek gerçeği gizler. Cezasızlık politikaları, yargı pratikleri ve siyasi söylemler bu şiddeti besleyen bir iklim yaratıyor” diye konuştu.
‘JİNEOLOJİ, KADIN MERKEZLİ BİR TOPLUMSAL PARADİGMA ÖNERİSİDİR’
Panelde jineoloji vurgusu geniş yer tuttu. Ayşe Acar Başaran, “Jineoloji, kadınların bilgisini, tarihini ve toplumsal rolünü yeniden açığa çıkarma iddiasıdır. Erkek egemen sosyal bilim anlayışına karşı alternatif bir epistemoloji geliştirme çabasıdır” dedi. Jineolojinin yalnızca teorik bir tartışma zemini olmadığını belirten Ayşe Acar Başaran, “Bu, kadın merkezli bir toplumsal paradigma önerisidir. Ekonomiden siyasete, hukuktan kültüre kadar yaşamın her alanında kadın özgürlükçü bir perspektif inşa etmeyi hedefler” ifadelerini kullandı. Kadınların kendi öz örgütlülüklerini güçlendirmesinin bu paradigmanın temel dayanağı olduğunu söyledi.
‘BÖLGESEL BARIŞ KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ PERSPEKTİFİ OLMADAN MÜMKÜN OLMAZ’
Ayşe Acar Başaran konuşmasında “Jin, jiyan, azadî” hareketinin Ortadoğu’daki etkisini de kapsamlı biçimde değerlendirdi. “Jin, jiyan, azadî bir sloganın ötesindedir. Bu söz, kadın özgürlüğü ile yaşam ve özgürlük arasındaki kopmaz bağı ifade eder” diyen Ayşe Acar Başaran, kadın öncülüğünde gelişen toplumsal hareketlerin bölgedeki siyasal dengeleri değiştirdiğini ifade etti. “Ortadoğu’da kadınlar ayağa kalktığında yalnızca bir rejim değil, bin yıllık erkek egemen zihniyet sorgulanmaya başlar” dedi. Kadınların öncülüğünde gelişen direnişlerin demokratik dönüşüm talebini büyüttüğünü belirten Başaran, bölgesel barışın da kadın özgürlüğü perspektifi olmadan mümkün olamayacağını söyledi.
Önder Apo’nun 2025 Demokratik ve Barış Toplum Çağrısı’na da değinen Ayşe Acar Başaran, Kürt sorununun çözüm ekseninde kadınlara düşen öncü role dikkat çekti. Ayşe Acar Başaran, “Demokratik ve barışçıl bir toplum çağrısı, yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmez. Bu, yeni bir toplumsal sözleşme demektir. Kadınlar bu sözleşmenin kurucu gücü olmak zorundadır” dedi. Kadınların müzakere süreçlerinde, yerel yönetimlerde ve toplumsal örgütlenmelerde belirleyici rol oynaması gerektiğini vurgulayan Başaran, “Kadınların olmadığı bir barış eksik kalır. Kadın özgürlüğü güvence altına alınmadan kalıcı çözümden söz edilemez” ifadelerini kullandı.
‘KADINLAR BULUNDUKLARI HER YERDE BARIŞ VE DEMOKRASİNİN TAŞIYICISIDIR’
Diaspora koşullarındaki mücadeleye de değinen Ayşe Acar Başaran, Avrupa’daki Kürt kadınların hem yaşadıkları ülkelerde eşitlik ve hak mücadelesi yürüttüğünü hem de demokratik çözüm perspektifini uluslararası alanda görünür kılmaya çalıştığını belirtti. “Kadınlar bulundukları her yerde barışın ve demokrasinin taşıyıcısıdır” dedi.
Panel, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle devam etti. Değerlendirmelerde Kadın dayanışmasının güçlendirilmesi, genç kadınların örgütlenmesi ve jineoloji çalışmalarının yaygınlaştırılması yönünde öneriler dile getirildi. Etkinlik, demokratik ve barışçıl bir toplum inşasında kadınların öncü rolünü büyütme çağrısıyla sona erdi.