GÖRÜNTÜLÜ

'Demokratik toplumla şiddetsiz bir yaşam bilincini esas alıyoruz'

TJA Aktivisti Xecê Öncü: "Demokratik toplumdan söz ederken hem bireylerin özgürlüğünü hem de şiddetsiz bir yaşam bilincini esas alıyoruz. Biz her zaman söylüyoruz, kadına yönelik şiddet politiktir."

XECE ÖNCÜ

25 Kasım Kadın Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında çalışmalarının startını veren TJA, toplumla beraber şiddeti konuşacak. Buna dair yayınladıkları deklarasyonun şiddetsiz yaşama dikkat çektiğini belirten TJA Aktivisti Xecê Öncü, "Demokratik toplumdan söz ederken hem bireylerin özgürlüğünü hem de şiddetsiz bir yaşam bilincini esas alıyoruz. Biz her zaman söylüyoruz, kadına yönelik şiddet politiktir" dedi.

Tevgera Jinên Azad(TJA), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla “Bi Civaka Demokratîk ber bi Jiyana Azad a bê Tundî ve (Demokratik Toplumla Şiddetsiz Özgür Yaşama)” şiarıyla başlattıkları çalışmalarının startını verdi. Yapılan deklarasyon ile alanlarda çalışmalara başlayacak olan kadınlar, bu süreçte artan erkek şiddeti ve cezasızlığa dikkat çekecek. Demokratik toplum ve barış sürecinin inşa edilmesi ile şiddetin azalacağına dikkat çekilen açıklamada, savaşın yarattığı erkek ve devlet şiddetine de vurgu yapıldı.

TJA Aktivisti Xecê Öncü, şiddetsiz bir dünya için barışı inşa etmekten başka yol olmadığını ve katledilen kadınların hesabını sormaya devam edeceklerini belirti.

Xecê Öncü, yayınladıkları deklarasyonun demokratik, özgür ve şiddetsiz bir yaşamı esas aldığını belirterek, “Demokratik bir toplum inşa ederken sadece silahların susması yetmez, aynı zamanda şiddetsiz bir yaşamın nasıl kurulabileceğini de tartışmak gerekir” dedi.

'DEKLERASYON ŞİDDETSİZ YAŞAMIN ÇAĞRISIDIR'

Xecê Öncü, yayımlanan deklarasyonun, çocukların, gençlerin, kadınların ve tüm toplumun şiddetsiz bir biçimde demokratik bir toplumda yaşayabilmesine dair bir yol haritası olduğunu söyledi. Xecê Öncü, “Demokratik toplumdan söz ederken hem bireylerin özgürlüğünü hem de şiddetsiz bir yaşam bilincini esas alıyoruz. Biz her zaman söylüyoruz, kadına yönelik şiddet politiktir. Ulus-devlet sistemlerinin tarih boyunca şiddeti özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde açık bir biçimde sürdürüyor. Bu durum gizli değil, yüzyıllardır süregelen sistematik bir gerçektir” diyen Xecê Öncü, bu nedenle demokratik bir toplumun inşasında şiddetin tüm yönleriyle tartışılması gerektiğini vurguladı.

'ŞİDDETİ ERKEKLERLE KONUŞACAĞIZ'

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair yapacakları çalışmalara değinen Xecê Öncü, “Ev ev, mahalle mahalle dolaşacağız. Kadınlarla, annelerle açık alanlarda buluşmalar gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda erkeklerin yoğun olduğu kıraathanelerde, kahvehanelerde oturup şiddeti, şiddetin sonuçlarını ve toplum üzerindeki etkilerini konuşacağız. Çünkü şiddeti yalnızca kadınlarla konuşmak yeterli değildir. Tüm toplumla tartışmak ve çözüm yollarını birlikte belirlemek gerekiyor.”

'ŞİDDET DEVLET POLİTİKASINDAN BAĞIMSIZ DEĞİL'

Toplumun şiddete sürüklenmesinin devlet politikalarından bağımsız olmadığını belirten Xecê Öncü, “Ulus-devletlerin politikaları, demokratik toplumu yaratmamak üzerine kuruludur. Bu nedenle biz, toplumun nasıl şiddete yönlendirildiğini açık bir şekilde konuşmak istiyoruz. O nedenle bugün tekrar soruyoruz: Rojin Kabaişe’ye ne oldu? Gülistan Doku’nun akıbeti nedir? Narin Güran soruşturması nasıl aydınlatılacak? Failler belli. Biz hem adaletin sağlanması hem de koruyucu politikaların hayata geçirilmesi için mücadele edeceğiz.”

'KADINLARIN OMUZLARINDA BİR SORUMLULUK VAR'

Xecê Öncü, kadınların mücadelesinin aynı zamanda toplumun tamamının özgürleşmesi anlamına geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Biz demokratik bir toplumu inşa ederken kadınların yükünü omuzlarımızda taşıyoruz. Bir daha Gülistan Doku'lar, Rojin Kabaiş'ler yaşanmasın diye hesap soruyoruz. Şiddetsiz bir yaşamı demokratik toplumun temeline yerleştirmenin yollarını konuşarak, tartışarak ve dayanışmayla bu 25 Kasım’ı güçlü bir şekilde geçirmeyi hedefliyoruz.”