GÖRÜNTÜLÜ

‘Erkek adalet değil, gerçek adalet sağlanmalı’

11’nci Yargı Paketi’nin ardından son bir haftada iki kadının tahliye edilen erkekler tarafından katledilmesine tepki gösteren kadınlar, “Gerçek adalet istiyoruz, erkek adalet istemiyoruz” diyerek düzenlemelerin değiştirilmesini istedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) verilerine göre, 2025 yılının ilk 11 ayında 260 kadın katledilirken, 267 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Son olarak geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen 11’nci Yargı Paketi ile beraber 50 bini aşkın adli tutuklu serbest bırakıldı. Bırakılan isimlerden biri olan Okay Gür, cezaevinden çıktıktan bir gün sonra dini nikahla yaşadığı Rojda Yakışıklı’yı katletti. Paketin kadın ve çocuklara yönelik suçları arttıracağını ifade eden Amedli kadınlar, ülkenin kadınlar için her geçen gün daha da güvensiz bir hal aldığına dikkat çekerek öz savunma vurgusunda bulundu.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), infaz düzenlemesine dair daha önce yaptığı açıklamada konuya dair riskleri tek tek sıralarken, “Bu düzenlemenin kadınların yaşam hakkını tehdit edeceğini tüm sorumlulara defalarca ilettik. Kadınlar korunmadığı için, en azından alabilecekleri acil önlemler konusunda bilgilendirme yapmaya çalıştık” sözlerini kullanmıştı.

Yapılan bu düzenlemelerin kadınların yararına olmadığını belirten Amedli kadınlar, “Erkek adalet istemiyoruz” sözlerini yenileyerek İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve anayasal düzenlemelerin yapılması gerektiği çağrısında bulundu.

‘GÜVENSİZ ALANLAR ARTIYOR’

SES Amed Şube Kadın Sekreteri İlknur Ayık, 11’nci Yargı Paketi sonrası yaşanan cinayetlere dikkat çekerek, “11. yargı paketinden sonra son üç günde iki kadın arkadaşımız katledildi. Daha fazlası olacak ve biz bunu kabul etmiyoruz. Bunlara düzenleme gelmesi gerekiyor. Daha fazla kadın cinayeti olmaması için düzenlemelerin derhal yapılması gerekir. Çünkü artık ölmek istemiyoruz. Katillerimizin bırakılmasını da istemiyoruz. Gerçek adalet istiyoruz, erkek adalet istemiyoruz” dedi.

Türkiye’nin kadınlar açısından giderek daha güvensiz bir ülke haline geldiğini belirten İlknur Ayık, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesine de tepki göstererek şunları söyledi: “Türkiye kadınlar için daha da güvensiz bir ortama doğru sürükleniyor. 2025 “Aile yılı” ilan edildi ama kadınlar için kötü bir yıl oldu. “Aile yılı” üzerinden konuşmak gerekirse, kadınların doğum şekline, giyimine kadar müdahale ediliyor. En son Diyanet’in kadınların giyimine dair fetvası vardı ve bunun devamı da gelecek. Biz bu şekilde bir aile yılını kabul etmiyoruz.”

‘PAKETTE DÜZENLEMELER YAPILMALI’

Kadınlara yönelik barıştırma politikalarına da tepki gösteren İlknur Ayık, “Şikâyet edilmesine rağmen barıştırma süreci işletiliyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bugün kadınlar baba, kardeş, eş, sevgili tarafından katlediliyor. Bunun karşısında kadınlara yönelik gerçekten cezai yaptırımların olduğu düzenlemeler yapılmalı. 11’nci Yargı Paketi üzerinde acil düzenlemeler gerekir. Rojda gibiler ölmesin artık” ifadelerini kullandı.

‘BU PAKETLERLE ÇÜRÜMÜŞLÜK ARTIYOR’

Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen ise ülkede gerçek adaletin sağlanmadığını belirterek, “Bu ülkede gerçek adaleti sağlamak istemeyen bir iktidar var. Adalet sağlanmadığı sürece başta kadınlar olmak üzere toplumun tamamı risk altındadır.  AKP iktidarı 23 yıllık sürecinde 11 yargı paketi çıkardı. Sadece yargı paketleriyle bu süreci götürmeye çalışıyorlar ama bu paketlerin adaletsizliği, hukuksuzluğu ve ülkede yaşanan çürümüşlüğü durdurmaya yetmediği artık çok açık” diye konuştu.

‘YARGI PAKETİ NEDENİYLE KADINLAR KATLEDİLDİ’

Kadın örgütlerinin önceden yaptığı uyarıların gerçekleştiğini ifade eden Suzan İşbilen, “EŞİK’in başlattığı kampanya çok önemliydi. ‘Kadınlar kendinize dikkat edin, kadın katilleri dışarı çıkıyor’ demiştik. Maalesef haklı çıktık. Katiller tahliye edildi ve ilk olarak iki kadın arkadaşımız katledildi. O yargı paketi olmasaydı, bugün o kadınlar hayatta olacaktı” dedi.

Kadınlar için en tehlikeli alanın evler olduğunu vurgulayan Suzan İşbilen, “Bu düzende kadınlar için en riskli alan, kendi evleridir. Çünkü katillerle birlikte yaşıyorlar. Erkekler en küçük gerekçede intikamını kadından alıyor. Bu sadece yasal düzenlemelerle çözülecek bir mesele değil; erkeklik algısını kökten sorgulayan, eğitimden medyaya kadar uzanan politikalar gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘ÖRGÜTLENME DIŞINDA ALINACAK ÖNLEM YOK’

Sûr Belediyesi Kadın Danışma Merkezi çalışanı Dilek Acar da kadınların artık kendilerini güvende hissedemediklerini belirterek, “Bugünkü Türkiye şartlarında kadınların alabileceği neredeyse hiçbir önlem yok, örgütlenme dışında. Ancak son dönemde örgütlenme ağlarının da zayıflatıldığını görüyoruz. Bu noktada mücadele hattı güçlenmeli” dedi.

Dilek Acar, Türkiye’nin kadınlar açısından ciddi bir güvensizlik sürecine sürüklendiğini vurgulayarak, “Artık Türkiye’nin hiçbir ilinde kadınlar güvenli bir şekilde sokakta gezemiyor. Evlerimiz bile güvenli değil” dedi.