GÖRÜNTÜLÜ

Erkek şiddeti artıyor: 3 ayda 350 kadın baroya başvurdu!

Amed'de son üç ayda 350 kadın, şiddet ve tehdit nedeniyle Adli Yardım Merkezi’ne başvurdu. Avukat Cansel Talay, “İnfaz yasası doğru uygulanmıyor. Elimizdeki verilerden çok daha fazlası var. Durum çok vahim” diyerek artan erkek şiddetine dikkat çekti.

Amed'de, yalnızca temmuz ayının başından bu yana biri çocuk olmak üzere üç kadın, erkekler tarafından katledilirken, bir kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Sekiz ayda on kadının katledildiği kentte, etkili bir tedbir alınmazken; kadınları katleden failler, çoğunlukla olaydan günler sonra yakalanabiliyor.

Derin yoksulluğun, madde kullanımının ve özel savaşın uygulandığı mahallelerde bu cinayetler artış gösteriyor. Şiddet gören ya da tehdit altında olan kadınlar gerek yerel yönetim gerekse Amed Barosu’na başvurarak destek talep ediyor. Bu yılın ocak ayından bu yana yaklaşık 700 kadın Adli Yardım Bürosu’na başvurdu.

Bu başvuruların yüzde 90'ı fiziksel, cinsel ve psikolojik şikayetlerden oluşurken; geri kalan kısmı boşanma ve tehdit başvurularından oluşuyor.

ÜÇ AYDA 350 KADIN ADLİ YARDIMA BAŞVURDU!

Sadece mart ve haziran ayları arasında 350’den fazla kadın, hukuki destek talebiyle baroya başvururken, gerçek rakamın bunun çok daha üzerinde olduğu belirtiliyor. Kadınlar, en çok psikolojik şiddet ve fiziksel şiddet şikayetleriyle başvuruda bulunurken; cinsel şiddet hakkında ise konuşmaktan çekiniyor.

Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Yönetim Kurulu üyesi Cansel Talay, uygulanmayan yasalar nedeniyle şiddetin her geçen gün arttığına dikkat çekerken, sadece üç aylık döneme ait verileri ise "çok vahim" olarak değerlendirdi.

'EN YOĞUN BAŞVURU TÜRÜ PSİKOLOJİK ŞİDDET OLDU'

Üç ayı kapsayan raporda, baroya 350’den fazla kadının başvuruda bulunduğunu aktaran Cansel Talay, "Bu sayılar sadece baroya gelen başvuruları içeriyor. Köylerden, ilçelerden ya da diğer kadın kurumlarına yapılan başvurular bu verilere dahil değil. Dolayısıyla, gerçek tablo bundan çok daha vahim" dedi.

En çok başvuru yapılan şiddet türünün psikolojik şiddet olduğunu belirten Cansel Talay, bu türün kadınlar tarafından en rahat ifade edilen ve çoğu zaman diğer şiddet türlerini de kapsayan bir kategori olduğuna dikkat çekti.

Cansel Talay, şu ifadeleri kullandı: "Kadınlar başvuru sırasında en rahat psikolojik şiddeti ifade edebiliyorlar. Çünkü bu tür şiddet hem daha görünmez hem de diğer şiddet türleriyle iç içe geçiyor. Dijital şiddette ise çok ciddi bir artış var. Kasım 2024’te Diyarbakır’daki tüm kadın kurumlarıyla hazırladığımız ortak raporda, dijital şiddetin üç katına çıktığını tespit ettik."

'CİNSEL ŞİDDET GÖRÜNDÜĞÜNDEN DAHA FAZLA'

Cinsel şiddet başvurularının oldukça düşük göründüğünü aktaran Cansel Talay, bu verinin ise gerçeği yansıtmadığını ifade etti. "Baro binamız olmadığı için başvuru alanlarımız uygun değil. Kadınlar, yaşadıkları cinsel şiddeti ifade edebilecek mahrem bir alana sahip olamıyor. Bu da verilerin eksik ve sağlıksız olmasına yol açıyor. Ayrıca, bu rakamların içinde ceza davaları yer almıyor. Çünkü dahil olursa, bu sayı on katına çıkabilir. Bu nedenle, ceza davalarına dair ayrı bir rapor hazırlamayı planlıyoruz" diye belirtti.

'OKULLARDA BAŞVURU MEKANİZMALARI YOK'

Özellikle son dönemlerde artan kadın cinayetleri ve cinsel şiddet vakalarının endişe verici boyutta olduğuna işaret eden Cansel Talay, mağduriyet yaşının giderek düştüğünü, liselerden, rehber öğretmenler aracılığıyla cinsel saldırı ve dijital şiddet başvurularının arttığını söyledi. Üniversitelerde ise başvuru mekanizmalarının olmaması nedeniyle veri toplanamadığını, şehir dışından gelen öğrencilerin destek mekanizmalarına ulaşmakta zorlandığını ifade etti.

Üniversitelerle ilgili başvuru mekanizmasının ise neredeyse hiç olmadığını belirten Cansel Talay, "Üniversitelerde bir cinsel şiddet kriz merkezi yok. Başvuru alınabilecek bir birim bile yok. Öğrenciler, baroyu ya da kadın derneklerini tanımıyor. Görünürlük sorunu büyük" diye ekledi.

'İNFAZ YASASI DOĞRU UYGULANMIYOR'

Kadına yönelik şiddetle mücadelede en büyük sorunlardan birinin cezasızlık olduğuna dikkat çeken Cansel Talay, infaz yasasının doğru uygulanmadığını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yargı kararlarına yansımadığını vurguladı: 

"Kadınlar, kadın oldukları için öldürülüyor. Ama mahkemeler bu cinayetleri bireysel bir husumet gibi ele alıyor. Deliller, toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirilmiyor. Bu da düşük cezalarla sonuçlanıyor. Fail çoğu zaman tutuksuz yargılanıyor; deliller yok oluyor, tanıklar etkileniyor. Hele ki fail nüfuzlu biriyse, işler daha da zorlaşıyor."

Amed’de gündemde olan bir cinsel istismar dosyasında failin hâlâ tutuksuz yargılandığını belirten Cansel Talay, bu durumun kadınlar açısından büyük bir adaletsizlik ve caydırıcılıktan uzak bir tablo oluşturduğunu ifade etti.

'BU TOPLUMSAL BİR KRİZ'

İtalya’da atılan adımı örnek göstererek, kadın cinayetlerinde ceza oranlarının artırılması ve tahliyelerin zorlaştırılması gerektiğini vurgulayan Cansel Talay, sözlerini şöyle tamamladı:

"Madem ‘aile yılı’ ilan edildi, o halde kadınların sorunlarına yönelik ciddi planlamalar da yapılmalı. Aksi halde bu, sadece politik bir tavır olur. Kadın hareketi olarak defalarca söyledik: Bu bir kişisel mesele değil, toplumsal bir kriz. Eğer bu gerçeği kabul etmezsek, döngü devam eder."