Gitti ve direndi Rêvan

Orası, olmak istediği yerdi. Direnmek istediği bir mekanın ruhunu kucaklamak adına kendini hazır hissetmişti ve öyle yol almıştı. Rêvan’ın heyecanı, coşkusu ve kendini halkına karşı sorumlu hissetme duygusu, ölümden çok daha büyük ve etkileyiciydi.

Onu, Zap direnişinin yoğun geçtiği bir yıl olan 2023 yılında bir Aralık ayında tanıdım. Başka bir alandan yürüyerek bulunduğumuz alana gelmişti. Varoluş direnişinde bir direnişçiyi dinleme sırasında tanıştık. “Bize de soru sormayacaksın değil mi?” dedi hırçın bir sesle. Sesinde, duruşunda ve tebessümünde, asilliğin yanında bir soyluluk da taşıyordu.

Ona hiç soru sormadım ama tüm röportajlar sırasında gözlerim hep onun üzerindeydi. Hem hiperaktifti hem de olduğu ortamda sürekli direnişten bahsederek arkadaşlarını motive ediyordu. Bir grup halinde gelmişlerdi. Tanıştık, tanışmakla birlikte tartışmalar da yol aldı. Hep anlattı, hep konuştu.

Zap direnişine gitme gerekçelerini anlattıkça daha fazla sebep buluyor; bu sebepleri büyütüp çoğaltarak gitme isteğini her defasında dile getiriyordu. Röportajdan önce onu gördüğüm her saatte, bir yerde oturup onu konuşuyorduk. Söylediklerini dinledikçe, genç kadınların yönlerini neden bu dağlara verdiklerini daha iyi anlıyor, daha iyi özümsüyordum. 

Şimdi o anıların hepsi aklımdan geçerken, duygularım eski bir zamana hitap etmiyor. Bu dağlarda kendi özgürlüğü, halkının özgürlüğü ve varlığının güvencesi için savaşan, toprağa düşen her şehidin varlığı o zaman neyi ifade ediyorsa, şimdi de aynı canlılıkla yaşamın içinde varlığını sürdürüyor.

Gerilla Rêvan’ın canlılığı, hiperaktifliği ve ayakta kalabilme gücü, kendini halkına karşı sorumlu hissetmesinden geliyordu. Öyle ya zamanın birçok filozofu, insanı ayakta tutan esas gücün sorumluluk duygusu olduğunu söylemişti.

“Gerçekten savaşı sevmiyorum. Ama savaşmak zorunda olduğumu biliyorum. Bana ruh veren, kan veren, özgür olduğum bir an yaşıyorum savaşta. Bunu sadece Zap’ a gidebilmek için söylemiyorum. Belki bunu söylemek başka eleştirileri dile beraberinde getirir. Fakat direnmeyi seviyorum. Kamerayı açtığında bunları heyecandan, belki de kaygıdan dile getiremem ama biliyorum ki yüreğim bunları söylüyor. Kendimi özgür hissettiğim bir an için bile olsa direniş alanına gitmek istiyorum.”

Rêvan, direniş alanında varlığını bağıra çağıra haykıracağını biliyordu. Direnmek, inkarı dayatan bir hüküm karşısında varlığını ispatlamanın, “Ben varım” demenin en eylemsel halidir. Varlığını özgürlükle güvence altına almak isteyen Kürt insanını, başka hiçbir ulusal kimliği dayatmadan, kendi kimliğiyle kabul ettirmenin en yoğun hallerinden biridir.

Mücadeleci, soylu dağ savaşçısı Rêvan, bunun sadece silahla ya da savaşla olmadığını hem biliyor hem de bunun farkındaydı. Direnmenin onun fiziği üzerinde bile bir etki yaratabileceği aklıma gelmemişti. Ancak direniş alanındaki fotoğraflarını gördüğümde kendine geldiğini, kilo aldığını, yanaklarına kan geldiğini görmüştüm ve bu çok sevindiriciydi. Bu, direnmenin ona iyi geldiğinin en iyi kanıtıydı.

Onu iyi kılan eylemin parolası; özgürleşmek için direnmek ve mücadele etmekti. Kendisi olabilme mücadelesinde, umudun ötesinde bir anlam görüyordu. Bunu onu yolcu ederken de konuşurken de fotoğraflarında da görmüştüm. Revan’ın saldırılar karşısında öz savunmasını yapması, onun kendini oluşturma hızını da artırmıştı. Bu durum, ona tempo kazandırmış; hatta toplumsal ilişkilerini bile etkilemişti.

Şirnex’te doğup büyüyen Berivan Katar, dağlarda Rêvan Aslan ismini alan bir savaşçıydı. 2023 yılında yönünü Zap direnişine vermişti. Rêvan’ın, 20 Nisan 2025 tarihinde Medya Savunma Alanlarından şehadet haberi geldi.

Orası, olmak istediği yerdi. Gitmek ve direnmek istediği bir mekanın ruhunu kucaklamak adına kendini hazır hissetmişti ve öyle yol almıştı. Rêvan’ın yaşam heyecanı, coşkusu ve kendini halkına karşı sorumlu hissetme duygusu, ölümden çok daha büyük ve etkileyiciydi.

Arayışı, onu kendi akışında ilerleyen bir yola götürmüş; o yolda yürümekte ısrarcı bir ruhun duruşunu dağlar karşılamıştı…