Güney Kürdistanlı kadınlar, Paris Katliamı şehitlerini andı

Güney Kürdistanlı kadınlar, Paris Katliamı’nı kınayarak “Adalet, özgürlük ve demokrasiye örgütlenme ve mücadele yoluyla da ulaşılıncaya dek bu katliamı hafızalarımızda canlı tutacağız.” dedi.

Güney Kürdistanlı kadınlar, öncü ve devrimci kadınlar Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in 9 Ocak 2013 tarihinde katledildiği Paris Katliamı’nın 13. yıldönümü dolayısıyla açıklama yaptı.

Paris Katliamı’nın Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin istikrar ve demokratikleşmeyi sağlamak için iyi niyet adımı attığı bir dönemde gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada şunlar ifade edildi: “Katil, Türk devleti tarafından katliam için hazırlanmış bir Türk milliyetçisiydi. Yakalandıktan sonra suçunu itiraf etti ve Fransa’daki bir cezaevi’nde şüpheli şekilde öldü. Şüphesiz ki bu, Türkiye ile Fransa arasındaki yasadışı ilişkilerin ortaya çıkmasını engelleme amacı taşıyordu. Fransız yargısı daha sonra davayı kapattı.

10 yıl sonra, aynı komplo Fransa’daki 3 aktiviste yönelik düzenlendi. Katil şu anda hapiste olmasına rağmen, katliam gerçekleri henüz kamuoyuna açıklanmadı, Fransız yargısı da bunu gizlemeye çalışıyor. Bu bir katilin tek başına işlediği bir suç değildi, Fransa başta olmak üzere Avrupa devletlerinin, halkımızın öncülerini yok etmek için Türk devletiyle koordine olduğu açık bir şekilde görülüyordu. Eğer ilk katliamın gerçekleri ortaya çıkarılmış, komplonun arkasındaki eller açıklanmış ve gerçek katiller cezalandırılmış olsaydı, ikinci katliam yaşanmazdı.” 

Her iki katliamın da Kürt halkında açtığı yaraların hala sarılmadığı bildirilen açıklamada devamla şunları kaydedildi:

“Güney Kürdistanlı kadınlar olarak, kadın öncülerimize yönelik bu tür katliamların bizi mücadeleden soğutmayacağını ve hedeflerimizden geri adım atmamıza neden olmayacağını bir kez daha bildiriyoruz. Aksine mücadeledeki ısrarımızı arttıracak ve cinsiyetçi, ırkçı, faşist ve ataerkil zihniyeti yok etmeye doğru ilerlememizi sağlayacaktır.

Doğu Kürdistan ve Rojavalı kadınlar, Leyla ve Sakinelerin bize bıraktığı miras sayesinde işgalcilere ve halkımızın düşmanlarına karşı direniyor. Hep birlikte sesimizi yükseltmemiz ve her türlü şiddete karşı ciddi bir tavır almamız, oldukça önemli. Bu davalarda adalet sağlanana kadar, özellikle siyasi terörizm ve soykırımın işlendiği ülkelerde demokrasi, insan hakları ve özgürlükten söz edilemez. Adalet, özgürlük ve demokrasiye örgütlenme ve mücadele yoluyla da ulaşılıncaya dek bu katliamı hafızalarımızda canlı tutacağız.”