GÖRÜNTÜLÜ

Kadınlar nasıl bir barış istiyor?

“Barış nedir?” sorusuna yanıt veren Amedli kadınlar, eşitlik ve özgürlük vurgusu yaparak, “Şiddetin ve katliamların sona erdiği, tüm acıların geride kaldığı bir barış istiyoruz” dedi.

Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı çağrının ardından, Kürdistan ve Türkiye’de barış söylemleri her alanda kendine yer buldu. Barışı yalnızca savaşın sona ermesiyle eşdeğer görenler, silahların bırakılmasıyla barışın inşa edileceğini savunurken; birçok kesim ise barışın, toplumsal bir çaba ve ortak iradeyle inşa edilebileceği görüşünde.

Birçok görüşün dile getirildiği bu süreçte, biz de bu ülkede her alanda zorluk çeken ve elde ettikleri kazanımları tehdit altında olan kadınlara “Barış nedir?”, “Nasıl bir barış istiyorsunuz?” sorularını yönelttik. Barışın sadece savaşla ortaya çıkan bir şey olmadığına dikkat çeken kadınlar, ekonomik kriz, derin yoksulluk, kültürel çürüme, iklim krizi, çocuk istismarı, kadına yönelik artan şiddet ve kadın cinayetlerinin de bu süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

 "Barış nedir?" sorusuna "özgürlük", "eşitlik", "şiddetsiz bir dünya" ve "umut" yanıtlarını veren kadınlar, barışa en çok ihtiyaç duyan kesimin kadınlar olduğunu yeniden hatırlattı.

'BARIŞ BENİM İÇİN UMUT VE ONUR DEMEK'

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde taleplerini haykıran kadınlar, sorduğumuz sorulara ise şu yanıtları verdi:

Herdem Merwanî: “Barış benim için umut, aydınlık ve gelecek demek. Yıllardır bir savaşın içinde yaşadık; bizim yaşadığımız zorlukları ve sıkıntıları kimse yaşamasın istiyoruz. Barış, dünyadaki en güzel şeydir. Ben, herkesin beraber ve eşit bir şekilde yaşadığı bir barış istiyorum. Kimse kimseye zulüm etmesin ve işkence ortadan kalksın. İnsan hakları esas alınsın. Benim için barış bu demek. Barış dediğimde dahi gözlerim parlıyor.

Acı çeken ve bedel veren insanlar barışa değer verir. Barışa karşı çıkanlar ise hiç bunun acısını çekmeyen insanlardır. Biz çok acı çektik, çok gözyaşı döktük; bunun sona ermesini istiyoruz. Bu barış fırsatına sahip çıkmamız gerekiyor ve ne olursa olsun savaşı bir seçenek olarak görmemek gerekiyor. Herkes buna göre hareket etmeli.”

'EŞİTLİK İSTİYORUZ'

Perizade Yıldız: “Biz, eşitlik ve özgürlük içinde bir barış istiyoruz. Önderimizin ve bütün tutsakların özgür olmasını istiyoruz. Kürdistan'da kan akmamasını ve huzur içinde yaşamak istiyoruz. Biz de herkes gibi eşit haklarla yaşamak istiyoruz. Barış benim için özgürlük demek; herkesin kendi topraklarında özgürce ve ne olacağını düşünmeden yaşaması demek. Bunun için şu anki süreç hepimiz için bir altın tepsi. Bunu heba etmemek gerekiyor.”

'KİMSENİN ACI ÇEKMEDİĞİ BİR BARIŞ İSTİYORUM'

Şaile Gülten: “Barış benim için onurlu bir yaşam demek. Biz de bu noktada onurlu bir barış istiyoruz. Bütün tarafların eşit ve özgür bir şekilde yaşayacağı bir barış istiyoruz. Kendi ana dilimizde konuşacağımız, özgür kimlik sahibi olacağımız bir barış istiyoruz.

Elli sene boyunca çok şey çektik, çok bedeller ödedik. Bunca şeyi hakkımız için yaşadık. Bir olmalıyız ve haklarımızı almalıyız. Ana dil ve kimlik sahibi olmalıyız. Ana dilimiz yoksa biz de yokuz. Her şeyimize sahip çıkmamız gerekiyor. Şerefli ve eşit bir barış olsun. Kimse ölmesin, gerçekten artık yeter.

Ben bir kadın olarak her şeyi yaşadım; çocuklarımı kaybettim, işkence gördüm. Ama bugün sadece kendim için değil, herkes için barış istiyorum. Benim için barış, kimsenin acı çekmediği ve ağlamadığı bir şey demek. Artık ne oğul ne de kız kaybetmeyelim.”

'KORKUSUZ YAŞAYACAĞIMIZ GÜNLER İSTİYORUZ'

Rojda Kaya Avcı: “Barış için burada toplandık. Barış bizim için özgürlük demek. Barış, biz kadınlar için her anlamda önemli. Kadınların ve çocukların ne yaşadıkları ortada.  Gittikçe derinleşen sorunlar var ve bu sorunlardan da en çok bizler etkileniyoruz. Demokrasiyle yönetilebilecek bir hukuk devletine sahip olmak istiyoruz; o yüzden de barış istiyoruz.

Barış, bir nevi adaleti de beraberinde getirecek, çünkü düzelmeler ve iyileşmeler her alanda yaşanacak. Bizim de amacımız, bunu hayata geçirmek. Tam anlamıyla bir barıştan bahsetmek istiyoruz; hukuk da adalet de bunun içinde. Kadın cinayetlerinin olmadığı ve kadına şiddetin son bulduğu bir süreç istiyoruz. Bunların hepsi de barışla ilişkili.

Bugün savaşa harcanan para insanları yoksullaştırıyor, militarizm ise insanları katliama ve nefrete sürüklüyor. Daha korkusuz bir şekilde yaşamak ve iki tarafın annelerinin ağlamadığı bir toplum istiyoruz. Bu toplum da ancak demokrasi ve barışla inşa edilebilir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, demokrasi ve müzakere çağrıları ile bunu sık sık dile getiriyor. Bu fikirlerimizin anlaşılması gerekiyor. Herkesin elini taşın altına koyması ve bu inşa sürecinde yer alması gerekiyor.”

'SAMİMİ OLSUNLAR'

Dürdane Ünal: “Ben altı boş bir barış istemiyorum. Yine bizi kandırmaya çalışmasınlar. Genç yaşımdayken eşim tutuklandı; eşim tutuklandıktan sonra oğlum, ondan sonra da torunum tutuklandı. Şehir şehir cezaevi geziyorum. Biz, hak ve hukuk temelinde bir barış istiyoruz. Kimse bizi kandırmasın; samimi bir şekilde ellerini uzatsınlar. Onurlu bir barış inşa edilsin.

Benim yaşamım cezaevi kapılarında geçti. Artık sabah uyandığımızda ‘Bugün kim tutuklanacak?’ demeyeceğimiz günler istiyoruz. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor ve bu süreç samimi bir şekilde yürütülmeli. Biz, aydınlık ve ışık dolu bir barış istiyoruz. Barış, benim için tam da bu demek: aydınlık ve onur.”