GÖRÜNTÜLÜ

Kadınlardan yeni komisyon: Barış süreci kadınlar olmadan yürütülemez

"Kadın ve Anayasa Komisyonu"nda yer alan Avukat Sevda Çelik Özbingöl, "Kadının sözünü, temsiliyetini ve barışın inşasındaki rolünü hakim kılan bir çalışmayı yürütmek zorundayız. Kadınlar olmadan barış süreci yürütmek mümkün değil" diye vurguladı.

Tevgera Jinên Azad (TJA), yeni anayasanın hazırlanması sürecinde kadınların da komisyonda yer alması çağrısında bulunmak amacıyla, "Hukuk olmadan çözüm, kadın olmadan hukuk olmaz" şiarıyla "Kadın ve Anayasa Komisyonu" kurdu. Komisyon, yapılan açıklamayla deklare edilirken, kadınların barış sürecindeki rolleri ve bundan sonra atılacak adımlara dikkat çekti.

Yeni anayasa tartışmaları ve hazırlığının kadınlar olmadan olamayacağı vurgulanırken, sürecin her alanında kadınların sözleri ve mücadeleleriyle aktif olarak yer alacağı belirtildi.

TJA aktivisti ve Avukat Sevda Çelik Özbingöl, komisyonun bu süreçte atacağı adımları ve kadınların barış mücadelesine verdikleri öneme dair ajansımıza değerlendirmede bulundu.

'EN AĞIR SONUÇLARI YAŞAYAN KADINLAR, BU SÜRECİN SÖZ KURANI'

Kürdistan ve Türkiye coğrafyasında barışın acil ve hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Sevda Özbingöl, kadınların öncülüğünde demokratik ve barışçıl bir geleceğin inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Sevda Özbingöl, savaşın en ağır sonuçlarını kadınların yaşadığını ve bu nedenle barışın sözünü kuracak olanların da kadınlar olması gerektiğine işaret etti.

Sevda Çelik Özbingöl, devamında şu ifadeleri kullandı:

“Barış çağrısı, coğrafyamızdaki acil ve hayati ihtiyacın, barışı toplumsal olarak inşa etmenin zorunluluğuna dayanıyor. Bu çağrı sadece Kürdistan’a veya Ortadoğu’ya değil, bütün dünyaya yöneliktir. Hem tespitler hem de çözümler içeren bu yaklaşım, kanayan yaramız olan Kürt sorununun demokratik çözümünü de zorunlu kılıyor.

Elbette ki savaş gerçekliğinin acısını en çok kadınlar yaşıyor. O yüzden barışın sahipleri ve barışın sözünü kuracak olanlar da kadınlar olmalıdır. Biz kadınlara, toplumun yarısı olarak değil; toplumun barışçıl geleceğini inşa edecek asli unsur olarak bakıyoruz.”

'BU SÜRECİN EN AKTİF KESİMİ KADINLAR'

Genç kadınlar, emekçiler, çalışan kadınlar, anneler ve toplumun her kesiminden kadınların barış mücadelesinin asli unsuru olduğunun altını çizen Sevda Özbingöl, “Eğer bir barış olacaksa, bunun içerisinde mutlaka kadınlar olacaktır. Kadınlar adına sözü kuracak olan da kadınların kendisidir. Kadının sözünü, temsiliyetini ve barışın inşasındaki rolünü hakim kılan bir çalışmayı yürütmek zorundayız. Kadınlar olmadan barış süreci yürütmek mümkün değildir” dedi.

‘KADINLARIN SÖZÜ OLMADAN DEMOKRATİK TOPLUM İNŞA EDİLEMEZ’

Sevda Özbingöl, kadınların farklılıkları ve çeşitliliğini de bu sürecin zenginliği olarak gördüklerini belirterek şunları söyledi:

“Kadın kazanımlarını, farklılıklarını ve çeşitliliğini çok önemsiyoruz. Eğer toplumsal bir sözleşme yapılacaksa, bu, kadınların katılımını zorunlu kılıyor. Yeni bir toplumsal sözleşmenin ekoloji, çevre, ekonomi, cezaevleri gerçekliği ve kadın cinayetleri gibi yaşamsal öncelikleri var. Kadınların sözü ve emeği olmadan demokratik bir toplum inşa edilemez.”

'BU SÜREÇ DAYANIŞMAYLA İLERLEMELİ'

Kadınların barış mücadelesine dair tarihsel bir birikim ve sorumluluk taşıdığını hatırlatan Sevda Özbingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugüne kadar kendini ispatlamış bir kadın mücadelesi gerçekliği var. Biz, bu yönüyle ülkemizin ve coğrafyamızın demokratik geleceği konusunda hem sorumlu hissediyoruz hem de katkı sunmayı hak ve görev olarak görüyoruz. Biz, bütün kadınların -Türk, Kürt, Arap, Çerkes, Alevi kadınların, yani bu coğrafyanın rengini ve çeşitliliğini taşıyan tüm kadınların- dayanışma içinde bu sürece yaklaşması gerektiğini düşünüyoruz.”

'ELE ELE VEREREK BARIŞI İNŞA EDELİM'

Son olarak tüm kadınlara çağrı yapan Sevda Çelik Özbingöl, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün bir başlangıç yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte hem ortak çalışma zeminleri hem de sosyal ve siyasal alandaki birliktelikler, dayanışmalar ve yeni kadın ittifaklarıyla barışçıl bir geleceği, kadınların el ele vererek inşa edeceğine inanıyoruz.

Çağrımız bütün kadınlara: Gelin, rengimizle, sözümüzle, emeğimizle demokratik ve barışçıl bir geleceği hep birlikte kuralım.”