Kadınların yaşam hakkı ve özgürlüğü küresel ölçekte alarm veriyor

2025, kadınların yalnızca şiddet değil; yoksulluk, savaş ve eşitsizlikle de hedef alındığı bir yıl oldu. Türkiye’den Sudan’a, Avrupa’dan Filistin’e, kadınların yaşam hakkı, ekonomik özgürlüğü ve güvenliği küresel ölçekte ihlal ediliyor.

2025’te dünya genelinde kadınlara yönelik şiddet yoksulluk, cezaevleri ve eşitsizlikler olarak alarm veriyor. 2025 yılı boyunca yayımlanan uluslararası raporlar, kadınların yalnızca bireysel şiddet değil, aynı zamanda yoksulluk, eşitsizlik ve kurumsal ihlaller nedeniyle sistematik olarak mağdur edildiğini ortaya koydu. Küresel Bulgular - UN Women Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2025 Durum Raporuna (Eylül 2025) göre dünya genelinde kadınların yüzde 25’i hâlâ yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Mevcut eğilimler sürerse, 351 milyon kadın ve kız çocuğu 2030’da aşırı yoksulluk içinde olacak. Kadınların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim oranı erkeklere kıyasla yüzde 20 daha düşük.

İHD Kadın Hakları İnceleme Raporu (Temmuz 2025) Türkiye ve bölgedeki cezaevlerinde kadınların yüzde 30’u kötü muamele ve ayrımcılığa maruz kaldığını bildirdi. Kadın istihdam oranı dünyada erkeklere göre yüzde 15 daha düşük, işsizlik oranı ise kadınlarda yüzde 10 daha yüksek.

2025 raporları, kadınların şiddete maruz kalmasının yalnızca bireysel suçlarla sınırlı olmadığını; ekonomik krizler, cezaevi koşulları ve toplumsal eşitsizliklerle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kadınların yaşam hakkı, ekonomik özgürlüğü ve güvenliği küresel ölçekte alarm verici oranlarla ihlal ediliyor.

TÜRKİYE: EKONOMİK EŞİTSİZLİK VE YASAL GERİLEME  

2025 yılı boyunca Türkiye’de kadınların ekonomik özgürlüğü ve iş gücüne katılımı ciddi engellerle karşılaştı. TÜİK verilerine göre, Ocak 2025’te kadınların işsizlik oranı yüzde 12,1’e ulaşarak erkeklerin neredeyse iki katına çıktı. Kadınların istihdam oranı erkeklere göre yüzde 15 daha düşük seyretti. TED Üniversitesi ve XSIGHTS Araştırma’nın ortak çalışması, kadınların iş gücüne katılımında toplumsal cinsiyet rollerinin hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koydu.

Yoksulluk oranları da kadınlar açısından alarm verici düzeydeydi. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nin (CEİD) Nisan 2025 tarihli raporuna göre, sosyal yardım ve koruma mekanizmaları kadınların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldı; özellikle tek ebeveynli kadın haneler yoksulluk riskiyle karşı karşıya kaldı.

Yasal düzlemde ise kadın haklarını tehdit eden gelişmeler yaşandı. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin ardından Adalet Bakanlığı’nın boşanma davalarında arabuluculuk önerisi, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda kadınların haklarını zayıflatma riski taşıdığı için kadın ve insan hakları örgütleri tarafından eleştirildi.

TÜRKİYE’DE KADINA ŞİDDET TABLOSU DERİNLEŞİYOR

2025’in Ocak–Ekim döneminde kadın örgütlerinin sahadan derlediği verilere göre, en az 317 kadın erkekler tarafından öldürüldü; İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasında ise aynı dönemde 217 kadın cinayeti bildirildi. Sayılar arasındaki fark, kadın kurumlarının şüpheli kadın ölümlerini de izleyip sınıflandırmasına karşılık resmi verilerin dar tanımlama kullanmasından kaynaklanıyor.

Son olarak Ekim 2025’te kadın cinayetleri yükselmeye devam etti: Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun raporuna göre, 27 kadın öldürüldü (22 kadın cinayeti, 5 şüpheli ölüm). Bu veri, yılın ilk 10 ayındaki toplamın 317’ye ulaştığını da teyit ediyor.

Yılın başında da tablo ağırdı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Ocak 2025’te 33 kadın cinayetini ve 32 şüpheli kadın ölümünü kaydetti. Ocak ayındaki vakaların önemli bölümü yakın partner şiddeti ve ev içi şiddet bağlamında gerçekleşti. 1 Ocak-5 Mart 2025 arasında basına yansıyan ve de Bianet, KCDP, Anıt Sayaç ile diğer ajans ve haber kaynaklarına göre, 65 kadın cinayeti kayda geçti; aynı dönemde 119 şüpheli kadın ölümü de raporlandı. Kasım’ın ilk haftasında TBMM’de yapılan sunumda İçişleri Bakanı, yılın ilk 10 ayı için 217 kadın cinayetini açıkladı; kadın kurumlarının çeteleleri ise Kasım boyunca da vakaların sürdüğünü kayda geçti.

Öte yandan 2025’in ilk 10 ayına ilişkin kadın kurumlarının derlemeleri, cinayetlerin çoğunun ev içinde ve kadınların en yakınındaki erkekler (eş, eski eş, sevgili, baba) tarafından işlendiğini gösteriyor.

TÜRKİYE: KÜRT KADINLARIN ŞİDDETLE YÜZ YÜZE KALDIĞI, DESTEK MEKANİZMALARININ ZAYIFLADIĞI BİR YIL

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin 2025 yılına ait verileri, Kürt kadınların hem ev içi şiddet hem de kamusal alanda ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. KCDP’nin yıllık raporuna göre; Amed, Wan, Mêrdîn ve Êlih gibi Kürt illerinde kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri artış gösterdi.

İHD Diyarbakır Şubesi ise, 2025 boyunca başvuru alan kadınların önemli bir kısmının, daha önce destek aldığı yerel kadın merkezlerine artık ulaşamadığını bildirdi. Bu durum, 2024’te belediyelerin gaspı ardından kapatılan kadın kurumlarının etkisinin 2025’te de sürdüğünü ve Kürt kadınların destek mekanizmalarına erişiminin ciddi biçimde zayıfladığını gösterdi.

İRAN: ZORUNLU ÖRTÜNME, BASKI VE İDAM TEHDİDİYLE KADINLARIN YAŞAM HAKKI KUŞATILDI

2025 yılı boyunca İran’da kadınlara yönelik baskılar sistematik biçimde arttı. Uluslararası Af Örgütü ve insan hakları kuruluşlarının 2025 raporlarına göre, İran’da kadınlar yalnızca cinsiyetlerinden değil, aynı zamanda etnik kimliklerinden dolayı da ayrımcılığa uğradı. Özellikle Rojhilat Kürdistanı’nda yaşayan Kürt kadınlar hem etnik hem toplumsal cinsiyet temelli çifte ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı. Keyfi tutuklamalar, işkence, zorla örtünme uygulamaları ve idam cezaları, kadınların yaşam hakkını tehdit eden başlıca ihlaller arasında yer aldı. Kadınların kamusal alandaki varlığı, ifade özgürlüğü ve bedensel özerkliği, devlet politikalarıyla sistematik biçimde sınırlandırıldı.

Uluslararası Af Örgütü, Mart 2025’te yaptığı açıklamada, İranlı yetkililerin eşitlik talep eden veya zorunlu örtünmeye karşı gelen kadın hakları savunucularına, gazetecilere, şarkıcılara ve diğer aktivistlere yönelik baskılarını artırdığını, keyfi gözaltı, haksız kovuşturma, kırbaçlama ve hatta ölüm cezasıyla İran'daki kadın hakları hareketini bastırmaya çalıştığını söyledi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nden itibaren İran yetkilileri en az beş kadın hakları aktivistini keyfi olarak tutukladı. Bu tutuklamalar, kadın hakları aktivistlerini ve gazetecileri sorguya çağırma ve zorunlu başörtüsü olmadan sahne alan kadın şarkıcıları tutuklayıp sosyal medya hesaplarını kapatma gibi yoğunlaştırılmış bir baskı döneminin ortasında gerçekleşti.

Öte yandan İran’da kadınların zorunlu başörtüsü yasasına rağmen örtünmedikleri görüntüler medyaya yansıdı. Birtakım medya yasanın kalktığını iddia etse de yasa yürürlükte, fakat kadınlar Jîna Emînî’nin katledilmesiyle başlayan mücadelede elde ettikleri haklarını korumaya devam ediyor.

SURİYE İLE FİLİSTİN’DEKİ ÇATIŞMA VE SAVAŞ TABLOYU DERİNLEŞTİRDİ

2025’te savaşın gölgesinde kadınlara yönelik şiddet ağırlaştı: Suriye’de sistematik kaçırmalar, Filistin’de savaşın kadın bedeni üzerindeki yıkıcı etkileri raporlandı. 2025 yılı, savaş ve çatışmaların kadınlar üzerinde yarattığı şiddeti bir kez daha görünür kıldı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları, özellikle Suriye ve Filistin’de kadınların hem doğrudan hem de dolaylı şiddetin hedefi olduğunu ortaya koydu. 

SURİYE’DE ALEVİ KADINLARIN SİSTEMATİK OLARAK HEDEF ALINMASI

Birleşmiş Milletler’in Temmuz 2025 raporu, mart ayından bu yana 38 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını belgeledi. Mağdurların yaşları 3 ile 40 arasında değişiyor; kaçırılmalar gündüz vakti ev, okul ve sokaklarda gerçekleşti. Suriye Kadın İnisiyatifi’nin Haziran 2025 raporu, aynı dönemde en az 90 kadın ve kız çocuğunun zorla alıkonulduğunu, işkenceye uğradığını ve cinsel şiddete maruz kaldığını açıkladı. Bu vakaların bir kısmı zorla evlendirme ile sonuçlandı. 

Uluslararası Af Örgütü’nün Şubat 2025 sonrası raporu, Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama bölgelerinde 36 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını belirtti. Raporda kadınların hem inançlarından hem de cinsiyetlerinden dolayı sistematik şiddetin hedefi olduğu vurgulandı. Bu veriler, Suriye’de kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bireysel suçlar değil, aynı zamanda örgütlü ve sistematik bir saldırı biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 

SURİYELİ KÜRT KADINLARIN SAVAŞ VE ŞERİAT BASKISI ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ

2025 yılı boyunca Suriye’de Kürt kadınlar hem savaşın hem de radikal yönetimlerin baskısı altında yaşam mücadelesi verdi. Uluslararası İnsan Hakları Topluluğu’nun (IGFM) Mart 2025 raporuna göre, Kürt kadınları da tıpkı Aleviler gibi dini azınlık olarak sistematik hak ihlallerine maruz kaldı; geçici hükümetin şeriat temelli yargı sistemi, kadınların özgürlük alanlarını daralttı.

FİLİSTİN: SAVAŞIN KADIN BEDENİ ÜZERİNDEKİ DOLAYLI ŞİDDETİ

2025 yılı boyunca Gazze ve Batı Şeria’da süren çatışmalar, kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırdı. BM açıklamalarına göre kadınlar yerinden edilme, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve cinsel şiddet riski ile karşı karşıya kaldı. Gazze’de bombardıman ve abluka nedeniyle kadınların doğum ve sağlık hizmetlerine erişimi ciddi biçimde engellendi. Kadınların barınma ve güvenlik sorunları, şiddetin dolaylı ama sistematik bir biçimde artmasına yol açtı.

SUDAN: SAVAŞIN KADINLAR ÜZERİNDEKİ YIKICI ETKİSİ

2025 yılında Sudan’da yaşanan iç çatışmalar, kadınlar üzerinde ağır sonuçlar doğurdu. Faşir kentinde Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) saldırıları sonucu 300 kadın öldürüldü; kadınlar sistematik biçimde işkenceye ve cinsel saldırıya maruz kaldı. Sudan Sosyal Refah Bakanı Selima İshak, bu saldırıları etnik temizlik ve büyük bir suç olarak nitelendirdi.

Kadınların yerinden edilmesi, sağlık hizmetlerine erişememesi ve güvenlik tehdidi altında yaşaması, Sudan’daki çatışmanın kadınlar üzerindeki dolaylı ve doğrudan şiddet biçimlerini gözler önüne serdi. BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararının 25. yılı vesilesiyle yayımlanan raporda, kadınların barış süreçlerine katılımının hayati olduğu vurgulandı.

AFRİKA’DA KADINLAR EŞİTSİZLİK, YOKSULLUK VE AYRIMCILIK KISKACINDA

2025 yılı boyunca Afrika kıtasında kadınlar, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya kaldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Afrika kökenli kadınların bu temel hizmetlere erişimi erkeklere kıyasla yüzde 20 daha düşüktü. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar, yoksulluk ve toplumsal cinsiyet normları nedeniyle ekonomik özgürlüklerini kazanmakta zorlandı.

Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü kapsamında yayımlanan raporlar, kadınların ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele ettiğini, bu durumun sosyal ve ekonomik hayata katılımlarını sınırladığını ortaya koydu. Kadın hakları savunucuları, yasal düzenlemelerin yanı sıra kültürel normların da dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

AVRUPA: 2025’TE KADINA ŞİDDET VE EŞİTSİZLİK

2025 yılı boyunca Avrupa Birliği ülkelerinde kadına yönelik şiddet oranları yüksek seyretti. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2025 Faaliyet Planı’na göre, AB genelinde fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet vakaları artış gösterdi. Özellikle ev içi şiddet ve dijital şiddet türleri yaygınlaştı.

Avrupa ülkelerinde kadınların ekonomik eşitsizlikle mücadelesi de sürdü. OECD verilerine göre kadınlar hâlâ erkeklere kıyasla daha düşük ücret alıyor ve yoksulluk riskiyle daha fazla karşı karşıya kalıyor. Sosyalist ve feminist örgütler, Avrupa’daki ataerkil kapitalist sistemin kadına yönelik şiddeti beslediğini vurguladı. 25 Kasım 2025 öncesi yapılan açıklamalarda, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil, sistematik bir sömürü biçimi olduğu ifade edildi.