Rapora göre, bugün dünya nüfusunun büyük bir bölümü temel ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerinin sistematik biçimde ihlal edildiği ülkelerde yaşıyor.
83 ÜLKEDE ÖZGÜRLÜKLER ASKIYA ALINMIŞ DURUMDA
CIVICUS tarafından yayımlanan 2025 tarihli raporda, 83 ülkede yaşayan insanların temel sivil özgürlüklerden mahrum bırakıldığı belirtiliyor. Bu sayı 2020 yılında 67 ülke olarak kaydedilmişti. Rapora göre, 2020’de dünya nüfusunun yüzde 13’ü sivil özgürlüklerin büyük ölçüde korunduğu ülkelerde yaşarken, bu oran bugün yüzde 7’ye kadar geriledi. 2025 yılında belgelenen ihlaller arasında insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve protestocuların keyfi biçimde gözaltına alınması öne çıkarken, kadın insan hakları savunucuları en fazla hedef alınan gruplar arasında yer aldı.
KADIN İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ÖZEL OLARAK HEDEFTE
Raporda, kadın insan hakları savunucularının yalnızca yürüttükleri çalışmalar nedeniyle değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet kimlikleri nedeniyle de ayrımcılığa ve saldırılara maruz kaldıkları vurgulanıyor. Kadın gazeteciler başta olmak üzere çok sayıda kadın aktivistin çevrimiçi tehdit, taciz ve itibarsızlaştırma kampanyalarının hedefi olduğu aktarılıyor. Bu saldırıların, artan otoriter yönetimler, köktendincilik ve popülizmin yükselişiyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
CIVICUS raporunda, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet adaleti için yürütülen çalışmaları hedef alan ağların giderek güçlendiğine dikkat çekiliyor. Popülist siyasetçiler ve fundamentalist dini gruplar tarafından yönlendirilen bu ağların, kadın haklarını “aileye, çocuklara, ulusal güvenliğe ve geleneksel değerlere tehdit” olarak gösteren dezenformasyon kampanyaları yürüttüğü belirtiliyor.
Raporda kadın insan hakları savunucularının maruz kaldığı ağır ihlaller belgeleniyor. Raporda, İran’da Pakhshan Azizi, Sharifeh Mohammadi ve Verisheh Moradi’nin idam cezası ile karşı karşıya olduğu, Nobel Barış Ödülü sahibi Narges Mohammadi’nin ise defalarca hapsedildiği hatırlatılıyor. Hong Kong, Belarus, Meksika ve Mısır’da da çok sayıda kadın aktivistin keyfi tutuklamalara maruz kaldığı aktarılıyor.
SORUN SİSTEMATİK
Metnin yazarı Reylynne Dela Paz, yaşanan ihlallerin münferit olmadığını vurgulayarak, baskının sistematik bir karakter kazandığını belirtiyor. Kadınların ve kız çocuklarının barış ve adalet mücadelesinde hayati bir rol oynadığını ifade eden Dela Paz, mevcut tablonun ulusal ve uluslararası düzeyde acil ve koordineli bir yanıt gerektirdiğini dile getiriyor.
Raporda, kadın insan hakları savunucularının özgün ihtiyaçlarını dikkate alan koruma mekanizmalarının geliştirilmesi, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve devletlerin uluslararası taahhütlerinden sorumlu tutulması çağrısı yapılıyor. Kadınların yalnızca anılmaya değil, artan saldırılar karşısında etkin biçimde korunmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.