Tigray’da sistematik cinsel şiddet insanlığa karşı suç niteliğinde

İnsan Hakları Doktorları ve Afrika Boynuzu Adalet ve Hesap Verebilirlik Örgütü’nün hazırladığı rapor, Etiyopya ve Eritre askerlerinin toplu tecavüz, zorla hamile bırakma ve cinsel işkenceyi belgeliyor: “Tecavüz bir savaş silahı olarak kullanılıyor."

Haberin temelini, İnsan Hakları Doktorları (Physicians for Human Rights - PHR) ve Afrika Boynuzu Adalet ve Hesap Verebilirlik Örgütü’nün (OJAH) ortak hazırladığı kapsamlı rapor oluşturuyor.

Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde, yüzlerce sağlık çalışanı tarafından belgelenen toplu tecavüz, zorla hamile bırakma, cinsel kölelik ve işkence vakalarının insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtildi. Yeni yayımlanan kapsamlı bir rapora göre bu eylemler, Etiyopya ve Eritre askerleri tarafından sistematik bir şekilde gerçekleştirildi.

Raporda, 500'den fazla kurbanın tıbbi kayıtları ve 600'den fazla sağlık çalışanıyla yapılan görüşmeler temel alındı. Görüşülen doktor, hemşire, psikiyatrist ve toplum liderleri, cinsel şiddetin sadece bireysel suç değil, etnik temizlik amacı güden bir askeri strateji olduğunu ortaya koydu.

‘TİGRAYAN KADINLARININ DOĞURGANLIĞI HEDEF ALINDI’

Raporda yer alan bulgular, Tigrayan kadınların doğurganlıklarının yok edilmesinin planlandığını gösteriyor. Hayatta kalan pek çok kadın, saldırganların kendi etnik kimliklerinden çocuk doğurmaya zorlandığını ve doğum kontrol implantlarının zorla çıkarıldığını anlattı. Bazı vakalarda, kadınların vücutlarına plastik torbalar içinde mektuplar yerleştirilerek bu niyet açıkça ifade edildi.

Bir psikolog, "Üst koluna yerleştirilen Norplant doğum kontrol cihazını çıkarmaya çalışırken kolu kırılan bir çocuk hasta tedavi ettik. Saldırgan, 'Bizden doğuracaksın, Tigrayan etnik kökeni sona erecek' dedi," ifadelerini kullandı.

YAŞ SINIRI YOK: BEBEKLERDEN YAŞLILARA KADAR

Sağlık çalışanlarının yüzde 63’ü, 17 yaş altındaki çocukları tedavi ettiklerini ve yüzde 20’sinden fazlası, 1-12 yaş arasındaki küçük çocukların tecavüze uğradığını bildirdi. Bir cerrah, tedavi ettiği en küçük mağdurun yalnızca üç yaşında olduğunu söyledi.

ASKERİ KAMPLARDA CİNSEL KÖLELİK

Bazı kadınlar aylarca hatta yıllarca askeri kamplarda tutuldu. Bu süre zarfında tecavüze uğradılar ve saldırganların çocuklarını doğurmaya zorlandılar. Hamile kalan çocuklar da dâhil olmak üzere birçok mağdur, ağır fiziksel travmalar yaşadı ve bunların arasında fistül gibi kalıcı sağlık sorunları gelişti.

ŞİDDET SAVAŞTAN SONRA DA SÜRDÜ

2024’te sona eren aktif çatışma döneminin ardından bile, silaha dayalı cinsel şiddetin devam ettiği ve Amhara ile Afar gibi yeni bölgelere yayıldığı tespit edildi. Raporda, cezasızlık kültürünün bu vahşetlerin sürmesine yol açtığı vurgulandı.

Bir insan hakları çalışanı, “Kimse hesap vermiyor. Eğer bu dokunulmazlık sürerse, başka bölgelerde de aynısını yaşayacağız” dedi.

‘ADALET OLMADAN İYİLEŞME MÜMKÜN DEĞİL’

Raporda, cinsel şiddet nedeniyle tedavi gören sağlık çalışanlarının da ağır psikolojik travmalar yaşadığı, pek çoğunun kabus gördüğü belirtildi. Ayder Hastanesi Başklinik Direktörü Dr. Abraha Gebreegziabher, "Haftada 100'den fazla tecavüz vakası gördüğümüz oldu. Bu bir savaş silahıdır," dedi.

Raporun ortak yazarlarından insan hakları avukatı Payal Shah ise şu ifadeyi kullandı:

“Yirmi yıldır cinsiyete dayalı şiddet üzerine çalışıyorum. Bu kadar sistematik, acımasız ve yaygın bir cinsel şiddetle daha önce hiç karşılaşmadım.”

ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI

Raporda elde edilen veriler doğrultusunda, toplu tecavüz, zorla hamile bırakma, cinsel işkence ve zorla kısırlaştırma gibi eylemlerin insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesi ve uluslararası toplumun soykırım suçunu da araştırması gerektiği çağrısı yapıldı.

 

Kaynak:

  • The Guardian, “Rape, forced pregnancy and sexual slavery in Tigray amount to crimes against humanity, says report”
  • Physicians for Human Rights (PHR) & Organisation for Justice and Accountability in the Horn of Africa (OJAH) Ortak Raporu