KADINLARIN VATANDAŞLIK HAKLARI
New York merkezli insan hakları örgütü Equality Now, dünyada hala yaklaşık dörtte bir ülkenin kadınlara vatandaşlık edinme, değiştirme ve çocuklarına ya da eşlerine aktarma konusunda erkeklerle eşit haklar tanımadığını duyurdu. Bu durum, yoksulluk, şiddet, insan kaçakçılığı ve çocuk yaşta evlilik gibi sorunları körüklüyor.
Equality Now’un Küresel Medya Koordinatörü Maithreyi Kamalanathan’ın IPS için kaleme aldığı yazısında verilen bilgilere göre bazı ülkelerde kadınlar, çocukları ya da yabancı uyruklu eşlerini vatandaşı bulundukları ülkenin vatandaşlığına geçiremiyor. Bu da kadınların evlilik ve aile kurma kararlarında özgür olamamasına, ayrımcılığa ve sömürüye açık hale gelmelerine yol açıyor.
Kampanya yöneticisi Catherine Harrington ise kadınların vatandaşlık haklarının ihlal edilmesinin, toplumun genel gelişimine de zarar verdiğini belirterek, “Bir ülkede kadınlara eşit vatandaşlık hakkı tanınmıyorsa, orada sürdürülebilir kalkınmadan söz edilemez,” dedi.
Vatandaşlık hakkının yalnızca erkekler üzerinden tanımlandığı ülkelerde kadınlar, şiddet içeren evliliklerden çıkamıyor, çocuklarına kimlik kazandıramıyor ve temel hizmetlerden mahrum kalıyor. Harrington, “Bir kadının çocukları ve kendisi, vatandaşlık açısından istismarcı bir eşe bağımlı olduğunda, bu doğrudan şiddeti besleyen bir sistemdir,” diyor.
Örneğin Lübnan’da, Lübnanlı bir annenin statüsüz bir Filistinli babadan olan çocuğu, annesi üzerinden vatandaşlık alamıyor. Bu da çocuğu insan kaçakçılığı ve zorla evlilik gibi risklerle karşı karşıya bırakıyor.
Vatandaşlığı olmayan kadınlar genellikle kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor ve burada cinsel taciz ve istismara daha açık hale geliyor. Belge eksikliği nedeniyle maruz kaldıkları şiddeti şikayet edemiyorlar.
Equality Now ve GCENR’nin yayımladığı yeni rehberde, ülkelerin vatandaşlık yasalarını nasıl cinsiyete duyarlı hale getirebileceği anlatılıyor. Bu rehber, hükümetlerin uluslararası sözleşmeler çerçevesinde (CEDAW, Çocuk Hakları Sözleşmesi, ICCPR gibi) yükümlülüklerini hatırlatıyor ve örnek yasa maddeleri sunuyor.
Harrington’a göre reform yapmak zor değil: “Cinsiyetsiz terimler kullanarak, kadın ve erkek için eşit ifadelerle, yani ‘ebeveyn’, ‘vatandaş’ gibi kavramlarla yasa düzenlenirse büyük bir adım atılmış olur.”
Vatandaşlık hakkı konusunda cinsiyet eşitliğini engelleyen en büyük etkenlerden biri, Harrington’a göre, yabancı düşmanlığı. “Kadınlara eşit hak verilirse, yabancıların ülkeye doluşacağına dair irrasyonel bir korku var,” diyor. Bu kaygı, kadın haklarını ikinci plana atıyor.
Ancak ironik biçimde, bu ayrımcılık uzun vadede ülkelerin kendi kalkınmasını da sekteye uğratıyor. Yoksulluk kuşaktan kuşağa geçiyor, çocuklar eğitim alamıyor, yetişkin olduklarında ise meslek edinemiyorlar.
Malezya, 2024 yılında kadınların da erkekler gibi yurtdışında doğan çocuklarına vatandaşlık verebilmesini sağlayan anayasa değişikliğini kabul etti. Madagaskar, Sierra Leone, Liberya, Benin ve Nijer de kadınlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan reformları hayata geçirdi.
Bugün dünya ülkelerinin %90’ı kadınların çocuklarına vatandaşlık geçirebilme hakkını tanımış durumda. Equality Now, 1992’den bu yana dünyanın dört bir yanında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ayrımcı 120 yasayı değiştirdi ve yüz milyonlarca insanın yaşamına doğrudan olumlu etki etti.