Yürüyen kadınlar Dîlok’ta coşkuyla karşılandı: Umut hakkı yoksa, umut ışığı da parlamaz

"Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz" şiarıyla yürüyen kadınlar, ulaştıkları Dîlok'ta binlerce kişi tarafından sloganlarla karşılandı. Yürüyüşte tutsak siyasetçi Ayşe Gökkan’ın mesajı okundu: “Umut hakkı yoksa, umut ışığı da parlamaz!”

Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) tarafından “Umutla özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla Amed'den Ankara'ya doğru başlatılan yürüyüş 3’üncü gününde Dîlok'a ulaştı. Burada binlerce kişi tarafından "Jin, jiyan, azadî, azad bike Rêbertî" sloganıyla karşılanan kadınlar, erbaneler eşliğinde Vatan Mahallesindeki toplanma alanına geçti. Pencere ve balkonlarına çıkan kadınlar da yürüyüşçüleri selamlayarak, karşıladı. 

Kadınların oluşturduğu koridordan geçerek alana giren yürüyüşçüler, alkışlar arasında halkı tek tek kucakladı. Çekilen halayların ardından konuşmalara geçilirken ilk olarak Emek Partisi (EMEP) Dilok Milletvekili Sevda Karaca söz aldı. Kadınların özgürlük için yürüdüklerini belirten Sevda Karaca, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması ve onurlu bir barış için mücadele veren kadınlarla birlikte mücadele edeceklerini söyledi. Özgür, güvenli, eşit, güneşin parladığı bir geleceğe umutla yürüdüklerini belirten Sevda Karaca, birleşik barış mücadelesini daha da büyüteceklerini söyledi. 

 AYŞE GÖKKAN'DAN MESAJ: UMUT IŞIĞI ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

Sevda Karaca’nın ardından, tutsak Kürt siyasetçi Ayşe Gökkan’ın mektubu okundu. Ayşe Gökkan, uluslararası komplo ve tecride karşı başlatılan yürüyüşe selam göndererek, özgürlük tutsaklarının da bu yürüyüşte adım adım yer aldığını vurguladı.

Mektubunda, Kürdistan’dan yükselen demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmanın önemine dikkat çeken Ayşe Gökkan, Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı çağrının uluslararası kamuoyunda “umut ışığı” olarak karşılandığını hatırlattı. “Umut hakkı yoksa, dünya umut ışığından nasıl faydalanacak?” diye soran Ayşe Gökkan, yürüyüş aracılığıyla tüm halklara seslenerek çağrılarını büyütmelerini istedi.

Ayşe Gökkan mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Utanç verici uluslararası komplolara karşı birlikte mücadele edelim ve milliyetçi, dinsel-mezhepsel, cinsiyetçi, kapitalist ve militarist sınırlardan kurtulalım. Böylece ‘Umut Işığını’ dünyaya yayabiliriz. Zaman özgürlük zamanıdır; demokratik bir toplumun inşası aynı zamanda Umut Işığı, Öcalan’ın özgürlüğüdür! Umut hakkı yoksa, umut ışığı da parlamaz.”

'ÖCALAN ÖZGÜR OLMADAN KADINLAR ÖZGÜR OLMAZ'

 Siyasetçi Hülya Alökmen ise, Dîlok'un Kürt Özgürlük Hareketi için önemli olduğunu belirterek, "Hakî Karer burada şehit edildi. Sayın Öcalan Haki Karer için 'yaşamımın diğer yarısı' diyor. Bizler de şehidimizi bir kez daha anıyoruz. Bu yürüyüş 50 yıl önce başladı. Sayın Öcalan önümüze bir yol koydu. Demokratik, özgür, eşit bir yaşamın yolu. Bizler de bu yolu yürüyecek, yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Halkımız bugünlere gelenlere kadar büyük acılardan, katliamlardan geçti. Vartinîs katliamı halen aklımızda. Bir aileyi yok ettiler. Kürt halkını yok edeceklerini söylediler. Bir kez daha Vartinis şehitlerini anıyor ve anıları önünde eğiliyoruz" dedi. Önder Apo’nun tüm kadınların özgürlüğü için mücadele ettiğini ifade eden Hülya Alökmen, "Bizler de diyoruz ki; Sayın Öcalan özgür olmadan kadınlar, toplum özgür olamaz. Bizler Ankara'ya yürüyoruz. Taleplerimizi orada da dile getireceğiz. Bir kez daha söyleyecek olursak en önemli talebimiz Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğüdür" ifadelerini kullandı. 

 'ÖCALAN EŞİT BİR ÜLKENİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPIYOR'

 Daha sonra söz alan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da "Türkiye demokratik bir ülke mi olacak yoksa inkar, asimilasyon politikaları ile mı devam edecek? Tam da bunun kararının verileceği günlerdeyiz. Bugün iki önemli tarih aslında. Biri Vartinis, diğeri Hacı Lokman Birlik'in katledilmesinin yıl dönümü. Biz neden yürüyoruz? Bu ülkede bu acılar bir daha yaşanmasın diye yürüyoruz. Biz neden yürüyoruz? Türkiye demokratik, eşit, özgür bir ülke olsun diye yürüyoruz. Peki, bunun önünü kim açıyor? Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bugün bunun öncülüğünü yapıyor" dedi. 

 ‘DİNLENMEYEN TEK KİŞİ KALDI, O DA SAYIN ABDULLAH ÖCALAN’

 Meclis'te kurulan komisyonun bugüne kadar yan yana gelmeyenlerin, Kürt sorununu konuşamayanları yan yana getirdiğini ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bütün taraflar dinlendi. Dinlenmeyen tek kişi kaldı, o da Sayın Abdullah Öcalan. Biz Kürtler bu ülkenin kurucu unsuruyuz. Kürtler de bu ülkede kendi kimliği ile yaşamak istiyor. Sayın Öcalan kimsenin kuramadığı sözleri kuruyor" dedi. Bugün Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeyi hatırlatan Çiğdem Kılıçgün Uçar, süreçte bir tıkanma varsa Abdullah Öcalan'ın buna bir çare önerdiğine inandıklarını belirterek, kadınların bu inançla Ankara'ya yürüdüklerini söyledi. 

 ‘SADECE BİR ADIM GÜÇLÜ SÖZLERİN ÖNÜNÜ AÇAR’

Önder Apo’nun "Kadın sorunu Kürt sorunundan daha derin bir sorundur" sözlerini hatırlatan Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu nedenle kadınların eşit ve özgür bir yaşamı birlikte kurabileceklerine inandıklarını ifade etti. 

 Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bizi kapsayacak bir anayasa olmalı. Silahlar imha edildi. Silahların yerinde demokratik mücadelenin verileceği sözü verildi. Diğer siyasi partilerin kapsayıcı olmayan politikalarına karşı bunu büyütmek lazım. Bugün bu mücadeleyi büyütme zamanı. Bu ülkede demokratik Cumhuriyeti inşa etmek devletin anlattığı kadar zor değil. Sadece bir adım atılması, çok güçlü sözlerin kurulacağı günlerin önünü açar” dedi. Abdullah Öcalan’ın sözlerinden alıntılar yapan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Demokratik toplum, demokratik ulus bu paradigmanın sahibinin özgürlüğü ile hayat bulacaktır" vurgusunda bulundu.